top of page

SAVAŞ VE SİLAH GÜCÜNÜN EKONOMİYE ETKİLERİ

  • 2 Oca 2001
  • 8 dakikada okunur

Silah ve savaş gücü ekonomik dengeleri nasıl şekillendirir?

Kısa cevap: Silahlanma ve savaş gücü, kaynak dağılımını, bütçeleri, teknolojik yönelimleri, ticareti ve kurumları derinden etkiler — hem olumlu hem olumsuz yönde — ve bunların toplamı bir ülkenin kısa ve uzun vadeli ekonomik dengelerini belirler.

Aşağıda etkiler ana kanallar hâlinde açıklanmıştır:

1) Bütçe ve kaynak tahsisi

  • Askerî harcamalar gelirleri saptırır. Savunma harcamaları (personel, teçhizat, Ar-Ge, altyapı) devlet bütçesinden büyük pay alır; bu kaynaklar sağlık, eğitim veya altyapı gibi diğer kamu yatırımlarından çekilir.

  • Fırsat maliyeti olur. Aynı parayla yapılacak sivil yatırımların (ör. üretken altyapı, eğitim) kazanımları genellikle daha yüksek ve kalıcı olabilir; fazla silahlanma büyümeyi frenleyebilir.

2) Talep yaratma: savunma sanayi ve ekonomik büyüme

  • Savunma sektörü üretim, istihdam ve yüksek teknoloji talep eder. Bu, kısa vadede sanayi kapasitesini ve istihdamı artırabilir; ikinci dereceden yan sektörleri (tedarikçiler, mühendislik, lojistik) canlandırır.

  • Ancak verimlilik ve spin-off etkileri değişkendir. Bazı savunma teknolojileri sivil kullanıma geçerek yarar sağlar; diğerleri ise yüksek maliyetli ve düşük verimlilikli üretime yol açabilir.

3) Teknoloji, Ar-Ge ve insan sermayesi

  • Silahlanma Ar-Ge’yi teşvik edebilir. İleri seviye askeri projeler (havacılık, uydu, bilgi-savaş) güçlü Ar-Ge itici gücü sağlar; bu bazı ülkelerde sivil yeniliklere dönüşür.

  • Buna karşın beyin göçü ve uzmanlaşma riski vardır. Kaynaklar ve yetenekler askeri hedeflere kilitlenirse, diğer sektörlerde insan sermayesi açığı oluşabilir.

4) Dış ticaret, bütçe açığı ve borçlanma

  • Silah ithalatı cari işlemler dengesi üzerinde baskı yapar. Özellikle silah ithal eden ülkelerde döviz çıkışı artar; ihracat yeterli değilse rezervler azalır veya borçlanma yükselir.

  • Silah ihracatı ise gelir sağlar; savunma ihracatçısı ülkeler için pozitif etki olabilir, ancak bağımlılık ve politik maliyetler doğurabilir.

5) Güvenlik + yatırım ikilemi (güvenlik ikilemi)

  • Komşuların tepkisi: Bir devlet güçlenince komşular daha fazla savunma harcaması yapar — bu “güvenlik yarışına” yol açar. Sonuç: bölgesel kaynak israfı ve istikrarsızlık.

  • Yatırım ikilemi: Güvenlik sağlanmazsa yabancı ve yerli yatırımcı çekilmez; ancak aşırı militarizasyon da ekonomik şeffaflığı ve hukuku zayıflatıp yatırımları caydırır.

6) Savaşın doğrudan ekonomik maliyetleri

  • Altyapı ve üretim kayıpları, insan kayıpları ekonomiyi doğrudan küçültür.

  • Belirsizlik ve risk primi yükseldiği için sermaye maliyeti artar; ekonomik aktivite düşer.

  • Savaş sonrası yeniden yapılanma kısa vadede ekonomik hareketlilik getirebilir ama borç ve enflasyon yükü bırakır.

7) Kurumsal ve politik etkiler

  • Silahlı güçler ve savunma sanayi politikayı etkiler. Askerî harcamalar güçlü çıkar grupları yaratır; bu gruplar bütçe taleplerini kalıcılaştırabilir.

  • Hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve hesap verebilirlik zayıflarsa ekonomik verimlilik zarar görür.

8) Dağıtılmış etkiler: kazananlar ve kaybedenler

  • Kazananlar: Savunma sanayi şirketleri, ihracatçılar, belirli bölgeler ve teknik uzmanlar.

  • Kaybedenler: Vergi mükellefi genel halk, sivil sektörler, kamu hizmetleri (kesilen yatırımlar nedeniyle).

9) Kısa örnekleyici çıkarımlar (genel, tarihsel çerçeve)

  • Yüksek ve sürekli askeri harcama büyümeyi sınırlayabilir; özellikle demokratik ve verimli kurumların zayıf olduğu ülkelerde.

  • Savunma Ar-Ge bazı ülkelerde sivil teknolojiye dönüşerek uzun vadeli büyümeyi desteklemiştir; ancak bu dönüşüm otomatik değildir ve kurumsal kapasite gerektirir.

  • Bölgesel silahlanma yarışları kaynakları tüketir, rekabeti tırmandırır ve yatırımları saptırır.

10) Politika önerileri / hangi göstergelere bakılmalı

  • Askerî harcamaların GSYH içindeki payı ve bu harcamanın zaman içindeki trendi.

  • Savunma harcamalarının bileşimi: personel mi, teçhizat mı, Ar-Ge mi? (Ar-Ge daha pozitif dönüş potansiyeli taşır.)

  • Savunma ithalatı / ihracatı dengesi ve bunun cari açığa etkisi.

  • Yatırım oranı, eğitim ve sağlık harcamalarındaki değişim (fırsat maliyeti göstergeleri).

  • Kurumsal şeffaflık ve savunma bütçesi denetimi — güçlü denetim daha verimli sonuç verir.

11) Sonuç:

Silahlanma ve savaş gücü, ülke ekonomilerini çok boyutlu şekilde biçimlendirir: kısa vadede bazı sektörleri düzeltebilir ancak uzun vadede büyüme, sosyal refah ve sürdürülebilir kalkınma üzerinde ciddi fırsat maliyetleri ve riskler doğurur. Etki, ülkenin kurumlarına, ekonomik yapısına, dışa bağımlılığına ve bölgesel konjonktüre bağlı olarak değişir.

TÜRKİYE İÇİN BİR ETKİ DEĞERLENDİRMESİ 

Türkiye için kapsamlı bir etki değerlendirmesini aşağıda sunulmuştur. Hem güncel verilere (2024/2025) dayalı somut bulgular hem de ekonomik ve politik etkilerin kısa-orta-uzun vadeli analizini içeriyor. İlk bölümlerde en yük taşıyan nicel bilgiler kaynaklarla veriliyor; sonra bu bulguların ekonomiye ve siyasete etkileri, riskler ve politika önerileri geliyor.

Türkiye — Silahlanma ve Savaş Gücünün Ekonomik Etki Değerlendirmesi (Özet ve Analiz)

1) Kısa, yük taşıyan gerçekler (güncel veriler)

  • Askerî harcama büyüklüğü (2024): Türkiye’nin 2024 askeri harcaması yaklaşık 25 milyar USD civarındadır ve GSYH’nin ~1.9%–2.0% seviyesinde raporlanmıştır; son yıllarda harcama hızla artmaktadır. (SIPRI verileri ve 2024 raporları).

  • Savunma ve havacılık ihracatı (2024): Türkiye’nin savunma-sanayi ihracatı 2024’te ~7.1–7.2 milyar USD ile rekor kırdı; sektör küresel pazarda hızlı büyüyor. Defense News

  • Büyük ihracatçılar / örnek: Baykar gibi firmalar 2024’te tek başına ~1.8 milyar USD ihracat açıkladı; insansız hava sistemleri (İHA/UCAV) ihracatı Türkiye’nin profilini değiştirdi. baykartech.com

  • Sayılar ve eğilim: SIPRI ve diğer kaynaklar Türkiye’nin son on yılda askeri harcamalarını önemli oranda artırdığını ve silah ihracatının 2020–2024 döneminde önceki beş yıllığa göre sert artış gösterdiğini raporluyor. Bu büyüme hem iç talep hem ihracat kaynaklıdır. Not: Kaynaklar 2024/2025 verilerine ait; raporlarda hafif farklılık/yuvarlama olabilir (ör. TİM, SSB ve bağımsız gazetecilik kaynakları benzer ama tam aynı rakamları vermez).

2) Kısa vadeli etkiler (1–2 yıl)

  • Talep artışı — sanayi canlanması: Savunma harcamalarındaki artış yerli üretimi, montajı ve tedarik zincirini canlandırıyor; gemi, elektronik, motor ve İHA üretiminde kredi, sözleşme ve istihdam artışı görüldü. Bu, kısa vadede sanayi üretimini, İSO ve ihracatı destekler. (mevcut ihracat verileri doğrular) Defense News

  • Bütçe baskısı / gelir transferi: Ek askeri harcamalar bütçede daha fazla pay alıyor; bu, sosyal ve altyapı yatırımlarından kaynak aktarmaya yol açabiliyor—özellikle mali disiplin zayıflarsa enflasyonist baskı artar. (genel literatür + yerel haberler).

  • Cari denge etkileri — karma: Yerli üretim ve ihracat artışı cari dengeyi olumlu etkileyebilir; fakat hâlâ ileri teknoloji sistemler ve platformlar için yapılan ithalat (motor, bazı elektronik, uçak parçaları) kısa vadede döviz çıkışı yaratır. Net etki, ihracat/ithalat bileşimine bağlıdır. (SIPRI / TİM verileriyle izlenmeli).

3) Orta ve uzun vadeli etkiler (3+ yıl)

  • Teknoloji ve Ar-Ge spillover’ları: Savunma Ar-Ge yatırımları (havacılık, radar, yazılım, kompozitler) doğru yönlendirilirse sivil sanayiye transfer olabilir — bu Türkiye için önemli bir potansiyel kazanımdır. Ancak bu dönüşüm kurum kapasitesi, fikri mülkiyet ve sivil entegrasyon gerektirir.

  • Kurumsal çıkar odakları: Savunma sanayiindeki büyüme, güçlü lobi ve kurumlar oluşturur; bu gruplar harcama talebini kalıcılaştırabilir, bütçe önceliklerini etkileyebilir ve şeffaflık sorunlarına yol açabilir.

  • Bölgesel güç dengesi ve güvenlik harcaması döngüsü: Türkiye’nin askeri güçlenen profili komşuların ve bölgesel aktörlerin tepkisini tetikleyebilir; bu da bölgesel bir güvenlik-yarışını sürdürebilir (kaynak israfı riski). Ayrıca dış politika manevraları ekonomik maliyetleri artırabilir.

4) Riskler ve kırılganlıklar

  1. Mali sürdürülebilirlik riski: Süregelen yüksek harcamalar enflasyon, borçlanma veya vergi artışı ile finanse edilirse makro dengesizlik oluşturabilir. (mevcut bütçe teklifleri ve savunma fonu tartışmaları gösteriyor).

  2. Dış politika ve yaptırım riski: Türkiye’nin bazı silah tedarik/iş birlikleri (ör. Rusya’dan S-400, ABD ile F-35 ilişkisi) geçmişte yaptırım/ambargo riskleri doğurmuştur; böyle riskler tedarik, finansman ve finansal maliyetleri artırır.

  3. Teknoloji bağımlılığı: Kritik alt sistemlerde dışa bağımlılık sürerse, kriz anında savunma harcamaları etkin kullanılamaz; yerlileşme girişimleri maliyeti artırsa da stratejik avantaj sağlar.

  4. Kaynak sapması (opportunity cost): Eğitim, sağlık ve altyapı gibi üretken yatırımların görece ihmal edilmesi uzun vadede büyüme potansiyelini zayıflatır.

5) Olumlu fırsatlar (fırsatlar Türkiye için gerçek)

  • İhracat, döviz geliri ve dış pazar kazanımı: 2024 ihracat artışı (7+ milyar USD) doğrudan döviz girdisi; savunma ihracatı Türkiye’nin dış ticaret profilini çeşitlendiriyor.

  • Yüksek teknoloji ekosistemi: İHA/elektronik/komuta-kontrol yazılımları gibi alanlarda kazanılan yetenekler sivil uygulamalara (tarım, madencilik, haberleşme) aktarılabilir.

  • İstihdam ve tedarik zinciri: Bölgesel sanayi kümeleri, tedarikçiler ve KOBİ’ler yeni sözleşmelerle büyüyor; ilgili istihdam artışı yerel ekonomik etki yaratıyor.

6) Politika önerileri — kısa ve uygulanabilir

Aşağıdaki öneriler Türkiye’nin hem savunma kapasitesini koruyup hem de ekonomik dengeyi sağlaması için pratik adımlar içerir:

  1. Savunma harcamalarının bileşimini iyileştirmek. Personel maliyetleri yerine Ar-Ge ve üretken yerlileşme ye daha fazla öncelik vermek; yerlileştirme için hedeflenmiş destekler ve performans bağları oluşturmak.

  2. Şeffaf bütçe ve bağımsız denetim. Savunma bütçesi dış denetime, harcama etkinliği değerlendirmelerine ve kamuya açık raporlamaya tabi olmalı. Bu, kaynak israfını azaltır.

  3. İhracata odaklanan kümelenme stratejisi. Başarılı firmaların (Baykar, ASELSAN vb.) civarında tedarikçi gelişimini teşvik etmek; KOBİ’leri ihracata entegre edecek finansman ve eğitim programları kurmak.

  4. Teknoloji transferi ve sivil entegrasyon programları. Savunma Ar-Ge’sinin sivil şirketlerle ortak projelerde kullanılması için teşvikler; üniversite-sanayi-kamu işbirliğini güçlendirmek.

  5. Dış politika-ticaret uyumu. Yaptırım risklerini azaltmak için tedarik çeşitlendirmesi ve stratejik partnerlerle risk-paylaşımı; ihracat pazarlarını siyasi risk analizine göre çeşitlendirmek.

  6. Makro politika koordinasyonu. Savunma fonları ve vergi/borç politikaları arasında şeffaf kurallar; yüksek askeri harcama dönemlerinde sosyal yatırımın tamamıyla kesilmesini önleyecek mekanizmalar.

7) Önerilen göstergeler — bunları periyodik izlemek gerekir

(Aynı zamanda kamuya açık raporlamada yer almalı)

  • Askerî harcama / GSYH (yıllık) — SIPRI ve Hazine verileriyle kıyaslanmalı.

  • Savunma sektörü ihracat toplamı ve aylık/çeyreklik trend (TİM / SSB).

  • Savunma ithalatının TIV ve USD tutarı (SIPRI arms transfers / World Bank).

  • Savunma Ar-Ge harcamaları / toplam Ar-Ge harcamaları (yerli teknoloji dönüşüm potansiyeli için).

  • Savunma sektöründe doğrudan istihdam ve tedarikçi sayısı; KOBİ entegrasyon oranı.

  • Bütçe dışı savunma fonları / yeni vergi/mevzuat etkileri (ör. savunma fonu önerileri).

8) Kısa vaka/çıkarım (senaryo temelli)

  • En iyi ihtimal (başarılı dönüşüm): Savunma Ar-Ge’si sivil sektöre aktarılarak üretkenliği artırır; ihracat sürdürülebilir döviz girdisi sağlar; bütçe disiplini korunursa net fayda. (Yapısal reform gerektirir.)

  • Orta ihtimal: İhracat büyür ama ithalat ve harcama baskısı makro dengesizlik yaratır; bazı sosyal harcamalar baskı altında kalır.

  • Kötü senaryo: Sürekli yüksek askeri harcama, dış şoklar / yaptırımlar ve kaynak kayması; büyüme potansiyeli düşer, kamu borcu ve enflasyon artar.

9) Özet:

Türkiye son yıllarda savunma harcamalarını ve savunma ihracatını hızla artırıyor; bu, hem döviz geliri hem sanayi büyümesi için fırsat sunuyor ama mali sürdürülebilirlik, dış politika riski ve kaynak sapması gibi belirgin ekonomik riskler barındırıyor. Doğru politika paketi (şeffaf bütçe, yerlileşme, Ar-Ge’nin sivil entegrasyonu ve dış risk yönetimi) ile net fayda maksimize edilebilir.

Ekim-2025

Kullanılan Kaynaklar:

1. Klasik ve Teorik Kaynaklar

  • Adam Smith, The Wealth of Nations (1776).– Devletin güvenlik ve savunma harcamalarının “kamusal mal” olarak zorunluluğunu tartışır.– Ekonomik refah ile askeri güvenlik arasındaki dengeyi ilk kez sistematik biçimde tanımlar.

  • John Maynard Keynes, The General Theory of Employment, Interest and Money (1936).– Savaş dönemlerinde devlet harcamalarının talep yaratıcı etkisini açıklar; savaş sonrası “Keynesyen büyüme” tartışmalarına temel olur.

  • Joseph Schumpeter, Imperialism and Social Classes (1919).– Askerî harcamaların yenilik (innovation) ve sanayi dönüşümüne etkisini analiz eder.

2. Askerî Harcamalar ve Ekonomik Yapı Üzerine Akademik Çalışmalar

  • SIPRI (Stockholm International Peace Research Institute), Yearbook: Armaments, Disarmament and International Security (her yıl).– Küresel savunma bütçeleri, silah ihracat–ithalat verileri, askeri-endüstriyel kompleks analizleri.

  • Paul Kennedy, The Rise and Fall of the Great Powers (1987).– “Askerî aşırı genişleme (military overstretch)” kavramını ortaya koyar:Ekonomik üretim kapasitesini aşan askeri güçlenmenin uzun vadede devletleri çökerttiğini savunur.(Örnek: Roma, İspanya, Sovyetler Birliği.)

  • Seymour Melman, The Permanent War Economy: American Capitalism in Decline (1985).– ABD’nin 2. Dünya Savaşı sonrası sürekli savaş ekonomisine geçişinin üretkenlik üzerindeki olumsuz etkilerini inceler.

  • Robert Higgs, Depression, War, and Cold War: Studies in Political Economy (2006).– “Wartime prosperity” mitini eleştirir, savaşın kısa vadeli canlanma ama uzun vadeli borçlanma ve kaynak israfı doğurduğunu gösterir.

  • Keith Hartley, The Economics of Defence Policy (2012, Routledge).– Savunma ekonomisini bütçe, üretim zinciri ve AR-GE temelli analiz eder.– NATO ülkeleri için ampirik veri sunar.

3. Tarihsel ve Ampirik Analizler

  • Alan Milward, War, Economy and Society 1939–1945 (Cambridge University Press, 1977).– II. Dünya Savaşı’nın ekonomileri nasıl dönüştürdüğünü, üretim–istihdam ilişkilerini anlatır.

  • Mark Harrison (ed.), The Economics of World War II: Six Great Powers in International Comparison (Cambridge, 1998).– ABD, Almanya, İngiltere, Japonya, SSCB ve İtalya’nın savaş ekonomilerini karşılaştırır.

  • R. J. Overy, Why the Allies Won (1995).– Ekonomik üretim kapasitesinin savaş sonucunu nasıl belirlediğini vurgular.

4. Modern Güvenlik ve Savunma Ekonomisi Raporları

  • NATO Economics and Security Centre, Defence Expenditure of NATO Countries (Annual Reports).– Üye ülkelerin askeri harcama–GSYH oranları.

  • World Bank & IMF, Military Expenditure Database.– Askerî harcamaların makroekonomik büyüklüklerle ilişkisi.

  • OECD, Defence Industry and Innovation Reports.– Silah teknolojilerinin sivil ekonomiye “teknolojik sızıntı (spillover effect)” etkisini inceler.

5. Türkiye Bağlamında Kullanılan Kaynaklar

  • SIPRI Military Expenditure Database: Turkey (1988–2025).

  • TCMB ve TÜİK verileri, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) yıllık faaliyet raporları.

  • Ümit Özdağ, Türk Savunma Sanayiinin Stratejik Analizi, Kripto Yayınları, 2003.

  • Mustafa Kibaroğlu, Turkey’s Defence Industry and Its Place in the Global Arms Market, Bilkent University, 2011.

  • TÜBİTAK–SAGE Raporları, Savunma Sanayii AR-GE Kapasitesi (2020 sonrası).

  • Ahmet Han & Gökhan Erdem, “Türkiye’nin Savunma Harcamalarının Makroekonomik Etkileri”, Uluslararası İlişkiler Dergisi, 2018.

6. Kavramsal Çerçeveye Katkı Sağlayan Ek Kaynaklar

  • Dwight D. Eisenhower, Farewell Address (1961).– “Military–Industrial Complex” kavramını ortaya koyar.

  • Noam Chomsky, Hegemony or Survival: America’s Quest for Global Dominance (2003).– ABD’nin küresel hegemonya stratejisinde askeri gücün ekonomik araç olarak kullanımını eleştirir.

  • Joseph Nye, Soft Power: The Means to Success in World Politics (2004).– Sert güç (askeri–ekonomik) ile yumuşak güç (diplomatik–kültürel) dengesinin ekonomik sonuçlarını açıklar.

Özetle:

Bu kaynakların toplamı şu genel sonuca ulaşır:

Silah ve savaş gücü, kısa vadede ekonomik büyüme ve teknoloji üretimini teşvik edebilir; ancak uzun vadede borç, enflasyon, kaynak daralması ve üretim dengesizliği yaratma riski taşır.

Devletin askeri yatırımlarını sivil yeniliklere yönlendirme kapasitesi (örneğin ABD’de internet ve GPS’in doğuşu) belirleyici olur.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page