İSTANBUL BOĞAZI DENİZ UNSURU KOMUTANLĞI
- 30 Mar
- 10 dakikada okunur

Birkaç gündür devam eden ve doğruluğu tam belli olmayan bir konuda, bilgisine güvendiğimiz ve geçmişte önemli görev yapmış kişiler tarafından eleştiri meselesi yapılan İstanbul Boğazı Anadolukavağı- Beykoz da kurulması planlanan ‘’Deniz Unsuru Komutanlığı’’ hakkında birbirine ters görüşler ortaya konulmaktadır. Bu konuda Kamuoyunu aydınlatma gereği duyulmuştur. Bu noktaya nereden gelindiğinden başlayarak açıklamak yerinde olacaktır.
KARADENİZ MAYIN KARŞI TEDBİRLERİ GÖREV GRUBU
Rusya Ukrayna savaşı esnasında Karadeniz’de başıboş tehlikeli mayınlara ortaya çıkmıştı. Bunlarla ilgili 27 Mart 2022 de yazdığım ‘’Karadeniz Mayınlarına Karşı Yapılması Gerekenler’’ başlıklı yazımı paylaşmıştım.
2024 yılında Türkiye, Bulgaristan ve Romanya arasında kurulan Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Karadeniz’de ortaya çıkan deniz mayını tehlikesine karşı oluşturulmuş bölgesel bir deniz güvenliği işbirliği mekanizmasıdır.
Bu yapı askeri olarak önemli ama siyasi olarak daha da önemli bir gelişmedir. Çünkü Karadeniz güvenliği, Montrö dengesi ve NATO-Rusya rekabeti ile doğrudan ilgilidir. Bilindiği gibi Karadeniz’de kıyısı olan Türkiye, Bulgaristan ve Romanya NATO ülkesidir.
Görev Grubunun Kurulma Sebebi
Rusya-Ukrayna Savaşı başladıktan sonra Karadeniz’de özellikle Ukrayna kıyıları ve Tuna Deltası çevresinde çok sayıda deniz mayını sürüklenmeye başladı.
Bu mayınlar: Ticaret gemileri için risk oluşturdu, İstanbul Boğazı’na kadar sürüklendi , Balıkçılık ve deniz taşımacılığını tehlikeye attı ve Karadeniz’de sigorta ve navlun maliyetlerini artırdı
Bu nedenle Karadeniz’e kıyısı olan NATO ülkeleri olan Türkiye – Bulgaristan – Romanya, mayın temizleme konusunda ortak hareket etme kararı aldı.
Görev Grubunun Adı ve Yapısı
Kurulan yapının adı: Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Deniz Görev Grubu (MCM Black Sea Task Group)
Görev grubunun: Daimi sabit bir ana üssü yoktur , Komuta görevi dönüşümlü (rotasyonlu) yapılır. Ancak operasyonel koordinasyon ve Boğaz kontrolü nedeniyle Türkiye fiili merkez konumundadır
Bu görev grubu: Sadece Karadeniz’de faaliyet gösterecek, Sadece mayın tespiti ve imhası yapacak , Savaş görevi yok, NATO operasyonu değil ve Üç ülkenin kendi donanmaları tarafından yürütülüyor.
Katılan ülkeler: Türkiye, Bulgaristan ve Romanya.
Bu üç ülke aynı zamanda NATO üyesidir ama görev grubu NATO operasyonu olarak değil, bölgesel girişim olarak kurulmuştur. Bu çok önemli bir detaydır. Çünkü Montrö nedeniyle NATO donanmasının Karadeniz’de sürekli bulunması mümkün değildir.
Montrö Sözleşmesi ile İlişkisi
Montrö Boğazlar Sözleşmesi gereği Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemileri: Tonaj sınırlamasına tabi ve En fazla 21 gün kalabilir.
Bu nedenle ABD, İngiltere gibi ülkeler Karadeniz’de sürekli donanma bulunduramaz. Ama Türkiye, Bulgaristan ve Romanya zaten Karadeniz ülkesi olduğu için: Kendi donanmaları sürekli Karadeniz’de bulunabilir ve bu durum Montrö’ye aykırılık oluşturmaz
Bu görev grubu bu yüzden Montrö’yü ihlal etmeden Karadeniz güvenliği sağlama modeli olarak görülmektedir.
Görev Grubunun Faaliyetleri
Görev grubunun başlıca faaliyetleri: Deniz mayınlarının tespiti, Mayınların imhası, Deniz ticaret yollarının güvenliği , Karadeniz’de devriye , Deniz güvenliği koordinasyonu , Ortak askeri tatbikatlar ve Deniz trafiği güvenliği.
Bu görevler özellikle: İstanbul Boğazı girişleri , Tuna Nehri ağzı, Romanya kıyıları, Bulgaristan kıyıları ve Batı Karadeniz bölgelerinde yoğunlaşmaktadır.
Stratejik Önemi (Asıl Önemli Kısım)
Bu görev grubu küçük gibi görünse de aslında çok önemli bir jeopolitik gelişmedir. Çünkü bu yapı: Karadeniz’de NATO donanması olmadan NATO ülkelerinin ortak deniz gücü oluşturmasıdır. Bazı stratejistler bu yapı için şu yorumu yapıyor:
Bu görev grubu ileride Karadeniz NATO Deniz Gücü’nün çekirdeği olabilir. Yani bu yapı: Şu an mayın temizleme görevi yapıyor, Ama ileride deniz güvenliği gücüne dönüşebilir ,Daha sonra Karadeniz görev gücü olabilir . Bu nedenle Rusya bu yapıyı dikkatle takip etmektedir.
Rusya Bu Yapıya Nasıl Bakıyor?
Rusya bu tür oluşumlara genelde şu gözle bakar: NATO Karadeniz’de kalıcı askeri yapı kurmaya çalışıyor. Rusya açısından risk: Karadeniz NATO denizi haline gelebilir , Türkiye NATO ile daha fazla askeri entegrasyon yapabilir ve Romanya ve Bulgaristan üzerinden NATO deniz gücü oluşabilir. Bu nedenle Rusya bu tür bölgesel askeri işbirliklerini stratejik gelişme olarak görür.
Türkiye Açısından Önemi
Türkiye açısından bu görev grubunun önemi çok büyüktür.
Türkiye bu yapı ile: Karadeniz’de lider ülke konumunu koruyor , Montrö’yü delmeden NATO ile işbirliği yapıyor , Rusya’yı tamamen karşısına almıyor, Karadeniz güvenliğinde merkez ülke oluyor ve Deniz güvenliği ve ticaret güvenliğini sağlıyor. Yani Türkiye burada denge politikası uygulamaktadır.
Kısaca;
Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu: 2024’te Türkiye, Bulgaristan ve Romanya tarafından kuruldu, Amaç Karadeniz’de mayın temizleme ve deniz güvenliği , NATO operasyonu değil, bölgesel girişim, Montrö Sözleşmesi’ne uygun, Karadeniz’de ortak deniz işbirliği modeli, Jeopolitik olarak NATO’nun Karadeniz’de dolaylı varlığı olarak görülüyor, Türkiye bu yapı ile Karadeniz’de lider ve denge ülkesi konumunu koruyor.
İSTANBUL BOĞAZINDA NATO DENİZ UNSURU KOMUTANLIĞININ KURULMASININ GÜNDEME GELİŞİ
Milli Savunma Bakanlığı’nın birçok konuda ek bilgiye muhtaç ve muğlak bir yazısı sosyal medyada yayınlanması üzerine bu tartışma başlamıştır. MSB nin yazısında; ‘’24 Mart 2026 tarihinde Çok Uluslu Kuvvet- Ukrayna Operasyonel Karargah Komutanı Tümgeneral Jean- Pierre Fague(Fransa) ve yardımcısı Tümgeneral Richard Steward Charles Bell ‘’ Anadolukavağı/Beykoz’da konuşlanması planlı Deniz Unsur Komutanlığına ziyaret gerçekleştirdiler’’ deniyor ve İstanbul Boğaz Komutanı ile Mayın Filosu Komutanı’nın da bu ziyarette bulundukları açıklanıyor.
Yazının incelenmesinde NATO Deniz Unsur Komutanlığı ifadesi bulunmuyor. Yani Deniz Unsuru Komutanlığı çok uluslu değil şeklinde anlaşılıyor. Ayrıca NATO’nun kendi içinde böyle bir kararı yok.
İstanbul Boğazı’nda veya Karadeniz’de (Romanya’da) NATO unsuru kurulması meselesi, son yıllarda özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası güvenlik dengesi değiştiği için gündeme gelmiştir. Bu konu resmi olarak “Boğazda NATO üssü kurulacak” şeklinde açık bir proje olarak ilan edilmiş değildir; ancak NATO’nun Karadeniz stratejisi, mayın temizleme görevi, deniz güvenliği ve Rusya’yı çevreleme politikası kapsamında dolaylı şekilde tartışılmaya başlanmıştır.
Konunun nereden çıktığını anlamak için kronolojik ve jeopolitik olarak bakmak gerekir.
1. Konunun Ortaya Çıkış Nedeni: Rusya-Ukrayna Savaşı
Rusya-Ukrayna Savaşı başladıktan sonra Karadeniz, bir anda dünyanın en kritik askeri bölgelerinden biri haline geldi.
Savaş sonrası ortaya çıkan durum: Rusya Karadeniz’de çok güçlü donanmaya sahip , Ukrayna limanları risk altında , Romanya ve Bulgaristan NATO üyesi ama donanmaları zayıf ve ABD ve NATO Montrö nedeniyle Karadeniz’e sürekli donanma sokamıyor. Bu nedenle NATO içinde şu fikir ortaya çıktı:
Karadeniz’de sürekli NATO varlığı nasıl sağlanabilir? İşte Boğazlar ve Türkiye bu noktada yeniden stratejik hale geldi.
2. Montrö Sözleşmesi NATO’yu Sınırlıyor
Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedeniyle: Karadeniz’e kıyısı olmayan NATO ülkeleri (ABD, İngiltere vb.) , Karadeniz’de en fazla 21 gün kalabiliyor, Tonaj sınırlaması var ve Sürekli NATO filosu kurulamıyor . Bu durum NATO açısından büyük bir askeri kısıtlamadır.
Bu yüzden NATO stratejistleri şu yolları tartışmaya başladı: Romanya ve Bulgaristan donanmasını güçlendirmek , Karadeniz’de NATO görev gücü kurmak , Türkiye ile ortak deniz gücü , Mayın temizleme ve deniz güvenliği gücü ve Boğazlar ve Marmara’da NATO lojistik unsurları
İşte “Boğazlarda NATO unsuru” fikri bu tartışmalardan çıktı. Burada hemen Romanya’nın NATO Deniz Unsur Komutanlığının kendi ülkesinde kurulmasını istediğini de belirtmek gerekir.
3. Mayın Temizleme Görev Gücü Meselesi
2024 yılında Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında bir anlaşma yapıldı: Karadeniz’de sürüklenen mayınlara karşı Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu kuruldu. Bu konu yukarıda detaylı olarak incelenmiştir.
Bu yüzden “Boğazda NATO unsuru” tartışmaları yeniden gündeme geldi.
4. NATO’nun Karadeniz Stratejisi
NATO son yıllarda Karadeniz için yeni strateji geliştirdi.
NATO açısından Karadeniz’in önemi: Rusya’yı güneyden çevrelemek , Ukrayna’ya destek , Romanya ve Bulgaristan’ı korumak, Enerji yollarını kontrol etmek, Tahıl koridoru güvenliği ve Kafkasya ve Orta Asya bağlantısı .
Batı dünyasında bazı strateji raporlarında şu görüş açıkça yazıldı: Türkiye olmadan Karadeniz güvenliği kurulamaz. Bu nedenle Türkiye’nin: Boğazlar , Donanma ve Coğrafya nedeniyle NATO için önemi arttı.
5. Bu Fikir En Çok Nereden Geliyor?
Bu fikir daha çok: ABD güvenlik çevreleri , NATO strateji raporları, Romanya ve Bulgaristan, Ukrayna yönetimi ve Bazı Batılı düşünce kuruluşları (think tank) tarafından dile getirilmektedir. Özellikle ABD’de bazı strateji raporlarında şu görüş var: Montrö nedeniyle Karadeniz’de NATO yok, Rusya hakim. Türkiye ile yeni model kurulmalı. Yani amaç: Montrö’yü doğrudan değiştirmeden Karadeniz’de NATO varlığını artırmak.
6. Niçin Gündeme Geliyor? (Asıl Sebep)
Asıl sebep tek cümledir: Rusya Karadeniz’de çok güçlendi, NATO denge kurmak istiyor.
Rusya: Kırım’ı aldı , Karadeniz donanması güçlü, Suriye’de üs var , Doğu Akdeniz’e çıkıyor , Bu durum NATO’yu rahatsız ediyor. Bu yüzden NATO’nun uzun vadeli hedefi: Karadeniz’de denge kurmak , Rusya’yı sınırlamak , Türkiye’yi daha aktif NATO rolüne çekmek
7. Türkiye Açısından Durum
Türkiye aslında şu an çok kritik bir konumda:
Türkiye: NATO üyesi , Ama Montrö uyguluyor, Rusya ile ilişkisi var, Ukrayna’ya destek veriyor, Denge politikası yapıyor. Bu nedenle Türkiye şu an: Karadeniz’in kilit ülkesi ve denge devletidir. Boğazlarda NATO unsuru meselesi Türkiye’nin bu denge rolü ile ilgilidir.
8. Büyük Jeopolitik Resim
Aslında mesele İstanbul Boğazı değil, mesele şudur: Karadeniz kimin kontrolünde olacak? Bu sorunun tarafları: Rusya, NATO ve Türkiye
Ve denklemin anahtarı: Montrö Boğazlar Sözleşmesi , İstanbul ve Çanakkale Boğazları . Bu yüzden Boğazlar dünya siyasetinde tekrar merkez oldu.
Özet:
İstanbul Boğazında NATO unsuru kurulması fikri: Rusya-Ukrayna savaşı sonrası ortaya çıktı . NATO’nun Karadeniz’de kalıcı varlık kurma isteğinden doğdu. Montrö kısıtlamalarını aşmak için alternatif modeller aranıyor. ABD ve bazı NATO ülkeleri bu fikri tartışıyor . Rusya buna kesinlikle karşı. Türkiye denge politikası nedeniyle çok kritik konumda . En kısa jeopolitik özet:
Boğazlar Türkiye’nin elinde, Karadeniz Rusya’nın etkisinde, NATO ise Karadeniz’e girmek istiyor. Tartışmanın özü budur.
İSTANBUL BOĞAZINDA NATO UNSURU KURULMASININ MONTRÖ’YE ETKİSİ
İstanbul Boğazı’nda bir NATO unsuru (deniz gücü, üs, kontrol merkezi vb.) kurulması meselesi, doğrudan doğruya Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye–Rusya ilişkileri ve Karadeniz güvenlik dengesi ile ilgilidir. Bu konu askeri olduğu kadar jeopolitik ve diplomatik bir konudur. Aşağıda bunu üç başlık halinde yorumlamak mümkündür:
1. Montrö Boğazlar Sözleşmesi Açısından Durum
Montrö Boğazlar Sözleşmesi 1936 yılında imzalanmış olup Türkiye’ye Boğazlar üzerinde tam egemenlik verirken, Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin savaş gemilerine tonaj, süre ve geçiş sınırlamaları getirmiştir.
Montrö’nün temel hükümleri: Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin savaş gemileri sınırlı tonajla geçebilir. Bu gemiler Karadeniz’de en fazla 21 gün kalabilir. Türkiye savaş durumunda Boğazları kapatabilir. Türkiye kendini savaş tehdidi altında görürse geçişleri sınırlayabilir.
NATO Unsuru Kurulursa Ne Olur?
Eğer İstanbul Boğazı veya Marmara’da( İstanbul Boğazı Karadeniz girişinden Çanakkale çıkışına kadar olan 325 km. lik kısım Boğazlar Bölgesi olarak tarif edilmiştir): NATO deniz üssü, NATO komutanlığı, NATO gözetleme sistemi ve NATO savaş gemilerinin sürekli konuşlanması kurulursa şu sorun ortaya çıkar:
Montrö geçici askeri varlığa izin verir, kalıcı NATO askeri varlığı Montrö ruhuna aykırı olur. Çünkü Montrö’nün mantığı: Karadeniz büyük güç rekabetinden uzak tutulacak, dengeli bir deniz olacak.
Bu nedenle NATO’nun kalıcı unsur kurması: Montrö’nün fiilen delinmesi, Rusya’nın Montrö’nün yeniden tartışılmasını istemesi ve Karadeniz’in NATO–Rusya çatışma alanına dönüşmesi sonuçlarını doğurabilir.
Türkiye Montrö’yü bugüne kadar denge politikası aracı olarak kullandı. NATO üssü bu dengeyi bozabilir.
2. Rusya’nın Tepkisi
Rusya açısından Karadeniz hayati güvenlik alanıdır. Rus askeri doktrininde Karadeniz, Akdeniz’e çıkış kapısıdır.
Rusya’nın tarihsel hassasiyeti: Osmanlı döneminde Boğazları kontrol etmek istemiştir. Çarlık Rusya’sının en büyük hedeflerinden biri Boğazlardı. Soğuk Savaş boyunca NATO’nun Karadeniz’e girmesini istemedi. Ukrayna Savaşı sonrası Karadeniz daha kritik hale geldi.
Eğer Boğazda NATO unsuru kurulursa Rusya bunu şu şekilde yorumlar: Türkiye Boğazları NATO’ya açtı ve Karadeniz NATO denizi haline geliyor.
Rusya’nın verebileceği muhtemel tepkiler: Türkiye’ye ekonomik baskı (doğalgaz, turizm, ticaret) , Suriye’de Türkiye’ye karşı tavır alma, Karadeniz’de askeri yığınak artırma , Montrö’nün değiştirilmesini isteme, Türkiye’yi tarafsız ülke değil NATO ileri karakolu olarak görme, Akkuyu Nükleer Santrali gibi projeleri yavaşlatma ve Türkiye ile stratejik işbirliğini azaltma. (Burada belirtilmeyen ama Rusya’nın devamlı kullandığı diğer tepkiler.)
Rusya açısından en kritik konu: Karadeniz’de NATO donanmasının sürekli bulunmasıdır. Bu nedenle Rusya böyle bir duruma çok sert tepki verir. Diplomatik kriz çıkması çok muhtemeldir.
3. Gelecekte Türkiye’ye Etkileri
Bu konu Türkiye için hem avantaj hem risk içerir.
Olası Avantajlar; NATO içinde Türkiye’nin stratejik önemi artar, ABD ve NATO’dan askeri destek artabilir, Türkiye Karadeniz güvenliğinde merkezi ülke olur, Savunma sanayi işbirliği artabilir ve Batı ile siyasi ilişkiler güçlenebilir
Olası Riskler; Ama riskler avantajlardan daha büyüktür: Türkiye Rusya ile karşı karşıya gelir. Karadeniz NATO–Rusya çatışma alanı olur. Türkiye savaşta ilk hedef ülkelerden biri olur. Montrö tartışmaya açılırsa Türkiye Boğazlar üzerindeki haklarını kaybedebilir. Türkiye denge politikası yapamaz hale gelir. Enerji bağımlılığı nedeniyle ekonomik zarar oluşabilir. Boğazlar uluslararası askeri kriz bölgesi olur .
Türkiye’nin son 100 yıldaki en büyük diplomatik kazanımlarından biri Montrö’dür.Montrö sayesinde Türkiye: Boğazları kontrol ediyor , Savaşta kapatabiliyor, Karadeniz dengesini yönetiyor ve Büyük güçleri dengeleyebiliyor.
Eğer NATO Boğazlarda kalıcı askeri unsur kurarsa: Türkiye denge ülkesi olmaktan çıkar, taraf ülke haline gelir. Bu da Türkiye’nin dış politikasını kökten değiştirir.
Genel Stratejik Değerlendirme
Jeopolitik açıdan bakıldığında Türkiye’nin en büyük gücü: Boğazları kontrol eden ama taraf olmayan ülke olmasıdır.
Türkiye tarih boyunca şu hatayı yaptığında zarar görmüştür: Büyük güçlerden birinin yanında kesin taraf olmak .
Türkiye en güçlü olduğu dönemlerde ise: Denge politikası uyguladığı dönemlerdir.
Bu nedenle Boğazlarda NATO askeri unsuru kurulması: Montrö rejimini zayıflatır, Rusya ile ilişkileri bozar, Türkiye’yi jeopolitik çatışmanın merkezine koyar, Türkiye’nin tarafsız denge gücü rolünü bitirebilir
Stratejik Yorum; İstanbul Boğazında NATO unsuru kurulması: Montrö’nün ruhuna aykırı olur , Rusya çok sert tepki verir, Karadeniz NATO–Rusya rekabet alanına döner, Türkiye denge ülkesi olmaktan çıkar, Türkiye’nin jeopolitik riski artar, Uzun vadede Türkiye için riskleri avantajlarından daha büyüktür.
Stratejik açıdan Türkiye için en güvenli politika: Montrö’yü aynen korumak, Boğazları hiçbir askeri blokun kalıcı üssü haline getirmemek ve denge politikasını sürdürmektir.
O halde konuyu daha ileri götürelim ve İstanbul Boğazı’nda NATO unsuru kurulması halinde Türkiye’nin karşılaşabileceği jeopolitik, askeri ve ekonomik senaryoları üç farklı model üzerinden açıklanırsa:.
1. SENARYO: “Sınırlı NATO Varlığı” (Düşük Yoğunluklu Model)
Bu modelde: NATO’ya ait radar, erken uyarı sistemi, gözetleme merkezi , Dönemsel NATO gemi geçişleri (Montrö’ye uygun) ve Türkiye komutasında ama NATO entegrasyonlu yapı bulunur.
Etkileri
Montrö açısından: Açık ihlal olmaz, Ancak “ruhuna aykırılık” tartışmaları başlar.
Rusya’nın tepkisi: Sert açıklamalar gelir ama doğrudan kriz çıkmaz. Türkiye’ye “güven azalması” başlar. Karadeniz’de askeri hareketlilik artar
Türkiye’ye etkileri: NATO ile ilişkiler güçlenir, Türkiye “kontrollü denge”yi kısmen korur, Ancak Rusya ile stratejik güven aşınır.
Genel değerlendirme
Bu model en “yumuşak” senaryodur. Ama yine de Türkiye’nin denge rolünü zayıflatır.
2. SENARYO: “Kalıcı NATO Deniz Unsuru” (Orta Yoğunluklu Model)
Bu modelde: NATO savaş gemilerinin sürekli rotasyonla Karadeniz’de bulunması, İstanbul veya Marmara’da lojistik destek noktaları ve NATO komuta unsuru bulunur.
Etkileri
Montrö açısından: Teknik olarak “rotasyon” ile aşılmaya çalışılır. Ama fiilen Montrö delinir.
Rusya’nın tepkisi: Sert diplomatik kriz. Türkiye’ye karşı ekonomik ve askeri baskı ve Karadeniz’de silahlanma yarışı
Türkiye’ye etkileri:
Pozitif: NATO içinde kilit ülke olur ve ABD ile ilişkiler güçlenir.
Negatif: Rusya ile ciddi gerilim, Enerji ve ticaret riski, Türkiye “cephe ülkesi” haline gelir
Kritik sonuç
Bu modelde Türkiye artık: Denge ülkesi değil, NATO’nun Karadeniz ileri hattı olur
3. SENARYO: “NATO Üssü / Kalıcı Askeri Konuşlanma” (Yüksek Yoğunluklu Model)
Bu en kritik ve riskli senaryodur: İstanbul Boğazı çevresinde NATO deniz üssü, Sürekli NATO savaş gemileri ve NATO komuta merkezi
Etkileri
Montrö açısından: Açık ihlal , Sözleşme fiilen çöker, Yeniden müzakere gündeme gelir .
Rusya’nın tepkisi: Çok sert olur (bu bir kırmızı çizgidir) . Muhtemel adımlar: Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar, Suriye’de askeri baskı, Karadeniz’de agresif askeri konuşlanma, Türkiye’yi “tehdit ülkesi” ilan etme.
Türkiye’ye etkileri:
Avantaj: NATO içinde maksimum önem
Dezavantaj: Türkiye doğrudan hedef ülke olur, Karadeniz savaş alanına döner, Boğazlar kriz bölgesi haline gelir ve Türkiye’nin bağımsız dış politikası biter.
4. Jeopolitik Büyük Resim
Bu mesele aslında üç ana aktörün mücadelesidir: NATO, Rusya ve Türkiye . Asıl gerçek NATO içinde ABD ağırlığı. Yani ABD Karadeniz’e girmiş olur. Onun için Türkiye’nin Karadeniz’de yapacağı her şeyi NATO olarak yapmaması gerekir.
Karadeniz’de temel denklem: NATO genişlemek ister – Rusya bunu engellemek ister – Türkiye denge kurmak ister. Montrö Boğazlar Sözleşmesi bu dengenin hukuki temelidir.
Bu denge bozulursa: Karadeniz Baltık Denizi gibi NATO–Rusya cephe hattına dönüşür , Türkiye tampon değil, cephe olur.
5. Türkiye Açısından Stratejik Risk Analizi
En büyük riskler
1. Denge Politikasının Çökmesi
Türkiye şu an: Hem NATO üyesi Hem Rusya ile ilişkili. Bu nadir bir konumdur. NATO üssü bu avantajı bitirir.
2. Enerji Güvenliği Riski
Türkiye: Doğalgazda Rusya’ya bağımlı, Nükleer enerji işbirliği var
Rusya ile kriz: Enerji maliyetlerini artırır , Ekonomiyi zorlar
3. Askeri Hedef Olma Riski
Boğazlar: Stratejik dar boğazdır. NATO varlığı olursa: İlk vurulacak hedeflerden biri olabilir .
4. Montrö’nün Kaybı
Montrö giderse: Boğazlar uluslararasılaşabilir, Türkiye kontrol kaybedebilir
Bu Türkiye için jeopolitik felaket olur. Ancak Türkiye çok güçlü olursa Boğazlarla ilgili bütün kuralları kendisinin koyduğunu ilan eder ve sonuçlarına da katlanır. Yani korsanvari bir tavır sergilemiş olur.
6. Türkiye İçin Alternatif Strateji (En Rasyonel Yol)
Türkiye için en akılcı model:
1. Montrö’yü kesin korumak; Hiçbir şekilde tartışmaya açmamak .
2. NATO ile sınırlı işbirliği; Ama üs vermemek.
3. Rusya ile kontrollü ilişki; Ne tam yakınlaşma ne kopuş.
4. Karadeniz’i “barış denizi” olarak tutmak; Bu politika Türkiye’yi: Riskten korur ve Diplomatik güç yapar.
Derin Stratejik Yorum
İstanbul Boğazı’nda NATO unsuru kurulması meselesi, basit bir askeri konu değil; Türkiye’nin 100 yıllık jeopolitik pozisyonunu belirleyecek bir kırılma noktasıdır.
Düşük yoğunluklu model → yönetilebilir risk.
Orta model → ciddi gerilim.
Yüksek model → stratejik kırılma.
Türkiye’nin en büyük gücü: Taraf olmak değil, denge kurmaktır
Bu nedenle en rasyonel yaklaşım: Montrö rejimini korumak, Boğazları askeri blokların kalıcı alanı yapmamak ve Çok kutuplu denge politikasını sürdürmektir.
Ülkemizi yönetenlerin burada belirtilen hususları dikkate alacakları büyük inancımdır.
30 Mart. 2026. Dr. Mustafa Korçak- Denizcilik E. Müsteşarı



Yorumlar