top of page

TÜRK TARIMININ SORUNLARI

  • 20 Şub 2025
  • 1 dakikada okunur


Doğduğum köy, Ankara Elmadağ’ın en büyük köyü ve 250-300 hane idi. İlkokulu köyümde ortaokulu 5 km. uzaktaki ilçede köyden gelip giderek bitirdim. Yani hayatımın önemli bir kısmı köyde yaşayarak geçti. Lise ve Üniversite yıllarım ve sonraki memuriyet yaşantım Ankara’da olduğu için köyümle ilişkim devam etti.


Bilhassa köyde yaşarken günlük hayatımızın doğal bir parçası olarak, tarımın bütün çeşidi ile yapılan çalışmaların içinde oldum.


Ham toprak halinden uğraşarak dört adet meyve bahçesi ve bir adet üzüm bağı yapımında ailemle birlikte bedenen çalıştım. Sebzelerimizi kendimiz yetiştirdik. İlçe pazarında taze fasulye dahil yetiştirdiklerimizi sattık.


Tarlada, babam, anam ve abimle birlikte, anam orakla, biz üçümüz tırpanla ekin biçtik. Harmanda düven sürdük, geceleri sap yığınında (halka) yattık. Elle burçak ve mercimek yolduk.


Bağ ve bahçe belledik ( Bel ile kazdık), geceleri sulama yaptık. Bağları kükürtle elle, bahçeleri ise tulumba kullanarak ilaçladık. Bağ bozumu yaptık. Şırahanede pekmez kaynattık. Yaz tatillerinde yaylada inek güttüm. Kısaca köyde yapılan işlerin tamamını yaptım ve şahit oldum.


Konuya yabancı olmadığımın anlaşılması için bunları çok kısa belirmek gereğini duydum. Tarım, Ülkemizin en önemli ve bütün halkımızı yakinen ilgilendiren bir konusudur. Tarım, hakkında herkesin konuşabildiği bir konudur. Bundan cesaret alarak bilgi ve hayat tecrübelerimin ışığında Türk Tarımının sorunlarını belirtmeye çalıştım. Elbette bazı hata ve eksikliklerimin olduğu bir gerçektir.


Belirtilen sorunlar bazı yerlerde konuların birbirine girmesi nedeniyle tekrarlanmış gibi anlaşılmaktadır. Ortaya konulan sorunlar tek tek ele alınarak ortadan kaldırıldığı takdirde Türk Tarımı özlenen konuma yerleşecektir. Bu düşünce ışığında çalışmanın ilgililere ve yetkililere faydalı olacağını düşünüyorum.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page