TÜRK DENİZCİLİĞİNİN DURUMU VE YAPILMASI GEREKENLER
- 16 Ara 2022
- 2 dakikada okunur

Üç tarafı denizlerle çevrili olan, 8330 km. gibi çok uzun bir sahil şeridine sahip ve nüfusumuzun yarısının denizde kıyısı olan illerimizde yaşayan Ülkemizin Makroekonomik Göstergelerine baktığımızda;2021 itibariyle 807 milyar dolar Gayri safi yurtiçi Hasılası (GSYH), kişi başı GSYH sı ise 9.592 ABD Doları, yüzde 83,45 enflasyon oranı (Eylül.2022), İşsizlik yüzde 11,2, geniş işsizlik yüde 22,6 , İhracatımız 224,7 milyar dolar ve ithalatımız ise 253,9 milyar dolardır. Haziran 2022 de brüt dış borcumuz ise 444,4 milyar dolardır. Bu değerlerin bazılarının gerçekliğinin tartışmalarına burada girilmemiştir. (Tablo2.)
Ülkemizde yıllara göre kişi başına düşen milli gelire baktığımızda (Grafik2.) inişli çıkışlı bir seyir görmekteyiz. 2000 yılında 4.249 dolar iken 2001 krizin etkisi ile 3.108 dolara inmiş sonra 2013 yılında 12.582 dolara yükselmiş 2020 de birden 2007 nin de gerisine düşerek 8.600 dolar olmuş ve 2021 de 9.592 dolar seviyesine ulaşmıştır. 2022 eylülünde 2013 yılı gerçekleşmesinin hala oldukça gerisindeyiz. 2000 lerin başında milli gelir hesaplama şekilleri günümüze kadar birkaç defa değiştirildiği için 2007 ile 2000 lerin başındaki değerleri kıyaslamak doğru olmayabilir. Ama 2013 ile 2020 leri kıyaslamak aynı bazda hesaplama olduğu için doğrudur. Dünya Bankasının 2022 Raporuna göre Kişi Başına Düşen Milli Gelir sıralamasında Türkiye 9.043 dolar ile 74. sırada yer almaktadır. Uluslararası Para Fonu (IMF) nin raporuna göre 2021 de En büyük ekonomi sıralamasında yani GSYİH ya göre Türkiye 807 milyar dolar ile 21. sırada yer almıştır. 2022 de TL nin değer kaybetmesi sonucu 23. sıraya düşeceği tahmin edilmiştir. Yine IMF in yaptığı projeksiyon ile 2027 de Türkiye tekrar 20. Sıraya yükselecektir. 21. sırada olan Ülkemizin hemen önünde İsviçre ve Sudi Arabistan yer almaktadır. Sıralamada 10. sırada Güney Kore (1.799 milyar dolar) ve 11. sırada Rusya (1.776 milyar dolar) bulunmaktadır. Ülkemizin ilk 10 büyük ekonomisi olma hedefinin gerçekliliğini değerlendirme yapanlara bırakıyorum. Ülkemizin orta gelir tuzağından kurtulmadan ekonomik dünya sıralamasında hedefine ulaşamaz. Orta gelir tuzağı (İngilizce: Middle income trap), bir ekonominin belirli bir kişi başına gelir seviyesine ulaştıktan sonra ileri gidemeyip aynı seviyede sıkışıp kalması hâlidir. Bu kavram ilk kez 2007 yılında, Dünya Bankasının bir raporu olan “Doğu Asya’nın Rönensansı: Ekonomik Büyüme İçin Fikirler” (An East Asian Renaissance Ideas for Economic Growth) isimli çalışmada ele alınmıştır. Söz konusu olan raporda, orta gelir seviyesine ulaşan ülkelerin, düşük gelir grubundaki ülkeler ile ücret bakımından rekabet edemedikleri, yüksek gelir grubundaki ülkeler karşısında da inovasyonlarının yetersiz kalması sonucunda düşük büyüme performansı sergilemeleri, orta gelir tuzağına yakalandıkları ifade edilmiştir. Ülkemizin ithalat yapısı dünya ithalatı ile paraleldir. Ancak ihracat yapısı, birim fiziki miktarının parasal değeri dünya ortalamasının çok altındadır. İhracatımızın içerisinde yüksek teknoloji ürünlerin miktarını artırmalıyız. Yüksek teknolojiye sahip üretim yapamadığımız sürece orta gelir tuzağından kurtulamayız.



Yorumlar