top of page

PAPA’NIN (14. LEO) TÜRKİYE ZİYARETİ

  • 1 Oca 2001
  • 3 dakikada okunur

PAPA’NIN (14. LEO) TÜRKİYE ZİYARETİ

Papa’nın göreve geldikten sonraki ilk resmi ziyareti (27-29 Kasım-2025) Türkiye’ye oldu. Bu konuda aleyhte, lehte veya yönünü belirtmeyen birçok haber ve yorum yapıldı. Yazılar kaleme alındı. Bu durumun bir müddet daha devam edeceği görülüyor. Bu konuda derin bir analiz barındıran bir paylaşım da Sayın Abdullah Ağar tarafından yapılmıştır. Konuyu ana hatlarıyla ele alacak olursak;

Abdullah Ağar’ın yazısı birkaç temel özellik barındırıyor:

1. Yüksek alarm düzeyiyle yazılmış bir “jeopolitik uyarı metni.”

Yazı, Papa ziyaretini sadece dini-diplomatik bir temas olarak değil, “çok katmanlı bir teopolitik müdahale” olarak çerçeveliyor.

Bu yaklaşım, risk farkındalığı üretir, fakat aynı zamanda tehdit algısını oldukça yükseltir.

2. Tarihî ve teolojik unsurlar siyasi-askerî enerjiyle harmanlanmış.

İznik Konsili, Fener Patrikhanesi, Ortodoks–Katolik ilişkileri, BOP, bölgesel mezhep çatışmaları gibi geniş bir çerçeve birbiriyle ilişkilendirilmiş.

Bu yaklaşım, büyük strateji bakış açısını güçlendirir; ancak bazen nedensellik aşırı genişletilebilir.

3. Dış aktörlerin hamlelerini “maksimum koordinasyonla yapılmış bir plan” gibi ele alıyor.

ABD, Vatikan, Avrupa, İsrail, Fener Patrikhanesi, CIA…

Hepsinin tek bir hatta dizilmesi, farkında olduğumuz tehditleri anlatmada etkili olsa da, uluslararası ilişkilerde aktörlerin genellikle farklı, zaman zaman çatışan çıkarları olduğunu da unutturabilir.

4. Ziyareti tehlikeli bir “egemenlik aşındırma operasyonu” olarak yorumluyor.

Bu bakış açısı anlaşılırdır; çünkü Türkiye, Lozan hükümleri, Fener’in statüsü gibi konularda hassastır.

Ancak metin, tek taraflı bir niyet okumaya dayanıyor; diplomatik, kültürel ve siyasi gerçekliğin tümünü kapsamayabilir.

5. Sonuç olarak yazı, “uyanık olunmalı / karşı-kod üretmeliyiz” çağrısı yapıyor.

Bu, millî bilinç açısından faydalı bir hatırlatma olsa da, kamuoyunda yüksek kaygı duygusu üretme riski de taşır.

Bu tür yazılar ve gelişmeler karşısında davranışımızın nasıl olacağına gelince;

Aşağıda hem devlet aklı hem de birey düzeyinde izlenmesi gereken sağlıklı tutumları belirtmek faydalı olacaktır:

1. Bütünsel, sakin, gerçekçi bir bilinçle yaklaşmak;

  • Büyük güçlerin her adımını bir “kompleks büyük plan” gibi görmek yerine,çıkarlarını, sınırlarını, niyetlerini ve kapasitelerini gerçekçi biçimde değerlendirmek gerekir.

  • Ne aşırı güven, ne aşırı korku: Dengeli jeopolitik okuma.

2. Devletin stratejik çıkarlarına odaklanmak;

Türkiye şu prensipleri korumalı:

  • Lozan hükümleri ve Fener’in statüsü nettir: Türkiye iç hukukuyla belirlenmiştir ve uluslararası geçerliliğe sahiptir.

  • Egemenliğe dair hassasiyet doğru yerde tutulmalı fakat diplomatik ilişkiler kopmadan yönetilmelidir.

  • Türkiye’nin İslam dünyası içindeki konumu, “teolojik rekabet” üzerinden değil, siyasi, ekonomik, bilimsel ve kurumsal kapasite üzerinden güçlendirilmelidir.

3. Tarihsel anlamları, sembolleri ve ziyaretleri doğru okumak

Papa’nın ziyareti sembolik açıdan önemlidir.

Ancak semboller ancak siyasi güç ve ulusal strateji zayıfsa tehdit oluşturur.

Bizim için esas olan:

  • Kurumsal kapasite, devlet aklı, hukuk düzeni ve toplumsal birliktir.Semboller bunların yerine geçemez.

4. Komplo değil, strateji analitiği üretmek

Uluslararası ilişkilerde:

  • Kimse tek başına global bir plan yönetemez.

  • Büyük güçler bile zaman zaman birbirleriyle çatışır.

Bu nedenle:

  • Tehditler küçümsenmemeli,

  • Ama her gelişme tek bir büyük proje gibi görülerek paniğe kapılınmamalıdır.

5. Toplum olarak soğukkanlılık ve bilinç

Birey olarak şunlara dikkat etmek önemlidir:

  • Doğrulanmamış iddiaları yaymamak, çünkü dış politikada algı operasyonları güçlü bir araçtır.

  • Tartışmaları bilgi temelinde yürütmek (tarih, diplomasi, hukuk).

  • Ülke içi birlik, kurumlara güven, sağduyu gibi kavramları kaybetmemek.

6. Türkiye’nin karşı yol haritası ne olmalı?

Devlet düzeyinde ideal yaklaşım şu başlıklardır:

  1. Dini ve tarihi alanlarda uluslararası hukuka dayalı net duruş.

  2. Diplomatik ilişkilerde sertlik değil kontrollü kararlılık.

  3. Türk ve İslam dünyasında Türkiye merkezli stratejik liderlik:

    • Bilim

    • Ekonomi

    • Savunma

    • Enerji

    • Eğitim

  4. Fener’in statüsüne ilişkin hukuki pozisyonun güçlendirilmesi.

  5. Dışarıdan gelecek sembolik hamlelere karşı, içeride kurumların sağlam tutulması.

Sonuç: Nasıl bir tutum doğru?

Ne uykumuz kaçmalı, ne de gözümüz kapanmalı.

Bu tür yazılar:

  • Farkındalık sağlar (faydalı tarafı),

  • Ama endişeyi yükseltebilir (dikkat edilmesi gereken tarafı).

En doğru yaklaşım: Farkında ol , Not et, Abartma, Kurumsal gücüne güven, Bilgiye dayan, Sağduyuyu elden bırakma.

Türkiye gibi köklü, güçlü bir devlet için:

Teopolitik veya sembolik hamlelerden çok, kendi stratejik kapasitesini artırmak belirleyici olandır. 28 Kasım-2025 Dr. Mustafa KORÇAK

 
 
 

Yorumlar


bottom of page