Karadeniz Altındeniz
- Enver Korcak
- 2 saat önce
- 5 dakikada okunur

KARADENİZ MERKEZLİ ULUSAL SU VE ENERJİ GÜVENLİĞİ MANİFESTOSU
Türkiye’nin Kuraklığa, Enerji Açığına ve Gelecek Risklerine Karşı Ortak Akıl Çağrısı
Türkiye, iklim değişikliği, artan nüfus, azalan yer altı suları ve enerji bağımlılığı nedeniyle tarihinin en kritik su ve enerji eşiğinden geçmektedir. Barajlara dayalı mevcut sistem, artık tek başına yeterli değildir. Yeni, sürdürülebilir ve milli çözümlere ihtiyaç vardır.
Bu manifesto, Karadeniz’in doğal imkânlarını bilimsel ve çevreye duyarlı yöntemlerle değerlendirerek, Türkiye’ye kalıcı bir su ve enerji güvenliği kazandırmayı hedefleyen aşamalı bir yol haritasını kamuoyunun takdirine sunmaktadır.
1. KARADENİZ: TÜRKİYE’NİN STRATEJİK SU KAYNAĞI
Karadeniz, düşük tuzluluğu ve yüksek su hacmiyle, deniz suyundan içilebilir nitelikte yumuşak su üretimi için dünyadaki en elverişli denizlerden biridir.
İlk Adım:
Günlük 100.000 metreküp yumuşak su üretimi,
Kontrollü, çevreye duyarlı, ölçülebilir bir başlangıç.
İkinci Aşama:
Üç ayrı noktada günlük 1 milyon metreküp kapasiteli tesisler.
Nihai Hedef:
Günlük 15 milyon metreküp üretimle,
İç Anadolu’nun,
Büyük şehirlerin,
Tarım ve sanayinin su güvenliğinin kalıcı olarak sağlanması,
Kuruyan ve boşalan göllerin eski hallerine getirilmesi.
Bu su, boru hatlarıyla İç Anadolu’ya ulaştırılacak, barajlara ve yağışlara olan aşırı bağımlılık sona erdirilecektir.
2. DALGA ENERJİSİ: DENİZDEN GELEN TEMİZ GÜÇ
Karadeniz’in sert ve sürekli dalga yapısı, dalga enerjisinden elektrik üretimi için büyük bir potansiyel sunmaktadır.
İlk aşamada 40 kıyı yerleşiminde dalga enerjisi uygulamaları,
Öncelik:
Su üretim tesislerinin enerjisi,
Yerel elektrik ihtiyacı,
Şebeke üzerindeki yükün azaltılması.
Bu sayede:
Fosil yakıt bağımlılığı azalacak,
Denizden elde edilen enerji, yine denizden elde edilen suya güç verecektir.
**3. KARADENİZ’İN DERİNLİKLERİNDEKİ GELECEK:
HİDROJEN VE SÜLFÜR**
Karadeniz’in derin tabakalarında bulunan hidrojen sülfür, doğru yöntemlerle işlendiğinde:
Temiz enerji taşıyıcısı hidrojen,
Sanayide kullanılan sülfür kaynağına dönüşebilir.
Bu alanda:
Önce laboratuvar çalışmaları,
Ardından küçük pilot tesisler kurulacaktır.
Amaç; acele etmek değil, bilimsel güvenlik ve çevre hassasiyeti ile ilerlemektir.
4. İÇ ANADOLU’YA HAYAT DAMARI: SU BORU HATLARI
Kuraklık riski en yüksek bölgelerden biri olan İç Anadolu için:
Karadeniz’den gelen su,
Modern, kapalı ve denetimli boru hatlarıyla,
Ankara, Konya ve çevre illere ulaştırılacaktır.
Bu adım:
Tarımsal üretimi koruyacak,
Kırsal göçü azaltacak,
Gıda güvenliğini güçlendirecektir.
**5. ULUSAL ENTERKONNEKTE SU SİSTEMİ:
YÜZYILIN ALTYAPISI**
Nasıl ki elektrik şebekeleri birbirine bağlıysa, artık su altyapısı da entegre edilmelidir.
Bu proje ile:
Su, bulunduğu yere mahkûm olmaktan çıkacak,
Kuraklık bir kader olmaktan uzaklaşacaktır.
Bu hedef, aceleyle değil; aşama aşama, toplumsal mutabakatla hayata geçirilecektir.
SON SÖZ: BU BİR SEÇENEK DEĞİL, ZORUNLULUKTUR
Bu manifesto:
Doğaya karşı değil, doğayla uyumlu,
Günü kurtaran değil, geleceği inşa eden,
İthal çözümlere değil, yerli ve milli akla dayanan bir çağrıdır.
Karadeniz, Türkiye’nin yalnızca sınırı değil;
suyudur, enerjisidir, nimetidir, geleceğidir. Kara değil ALTIN DENİZ dir
TEK SAYFALIK AFİŞ / BİLDİRİ METNİ
KARADENİZ: TÜRKİYE’NİN SUYU, ENERJİSİ, GELECEĞİ
Türkiye, iklim değişikliği ve kuraklık tehdidiyle karşı karşıyadır.Barajlara dayalı mevcut su sistemi artık yeterli değildir.
Çözüm Karadeniz’dedir.
Ne Yapıyoruz?
Karadeniz’den içilebilir nitelikte yumuşak su üretiyoruz.
Dalga enerjisiyle temiz elektrik sağlıyoruz.
Deniz altı kaynaklarını bilimsel ve güvenli biçimde değerlendiriyoruz.
Üretilen suyu İç Anadolu’ya ulaştırıyoruz.
Nasıl Başlıyoruz?
Günlük 100 bin m³ su ile kontrollü başlangıç,
Ardından milyon metreküp ölçeğinde tesisler,
Nihai hedef: Türkiye’nin kalıcı su güvenliği.
Ne Kazanacağız?
Kuraklığa karşı kalıcı çözüm,
Tarımda, sanayide ve şehirlerde su güvencesi,
Dışa bağımlılığı azaltan yerli enerji,
Gelecek nesiller için güçlü bir Türkiye.
Karadeniz sadece bir deniz değil, Türkiye’nin stratejik hayat kaynağıdır.
STRATEJİK PROJE BAŞLIĞI)
Karadeniz Merkezli Ulusal Su ve Enerji Güvenliği Programı
Programın Amacı
Türkiye’nin artan kuraklık riskine, enerji ihtiyacına ve iklim krizine karşı bilim temelli, çevreye duyarlı ve milli bir çözüm geliştirmek.
1. Deniz Suyundan Yumuşak Su Üretimi
Karadeniz’in düşük tuzluluk avantajı kullanılacaktır.
Aşamalı hedefler:
Günlük 100.000 m³ (başlangıç),
3 × 1.000.000 m³ (orta ölçek),
Günlük 15.000.000 m³ (ulusal ölçek).
Üretilen su, içme, tarım ve sanayi kullanımına ayrılacaktır.
2. Dalga Enerjisinden Elektrik Üretimi
Karadeniz kıyısındaki 40 yerleşim yerinde dalga enerjisi uygulamaları,
Öncelik: su tesisleri ve yerel elektrik ihtiyacı,
Fosil yakıt bağımlılığının azaltılması.
3. Hidrojen Sülfürden Hidrojen ve Sülfür Üretimi
Önce laboratuvar çalışmaları,
Ardından küçük pilot tesisler,
Çevresel güvenlik ve bilimsel denetim esas alınacaktır.
4. İç Anadolu’ya Su İletim Hatları
Karadeniz’den İç Anadolu’ya modern boru hatları,
Ankara ve Konya başta olmak üzere kuraklık riski yüksek bölgeler önceliklidir.
Tarımda sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği hedeflenmektedir.
5. Ulusal Enterkonnekte Su Sistemi
Türkiye genelinde su altyapılarının birbirine bağlanması,
Kuraklık dönemlerinde bölgesel dayanışma,
Su yönetiminde 21. yüzyıl standardı.
Programın Temel İlkeleri
Bilimsel yaklaşım
Çevreye saygı
Yerli teknoloji
Aşamalı ve şeffaf uygulama
TBMM’YE SUNULABİLECEK POLİTİKA NOTU
KONU: Karadeniz Merkezli Ulusal Su ve Enerji Güvenliği Stratejisi
1. Sorunun Tanımı
Türkiye’de kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı hızla azalmaktadır.İç Anadolu ve Orta Anadolu havzaları yüksek kuraklık riski altındadır.Mevcut baraj ve yeraltı suyu sistemi sürdürülebilir değildir.
2. Stratejik Yaklaşım
Karadeniz’in:
Düşük tuzluluğu,
Yüksek dalga enerjisi potansiyeli,
Derin su kimyasal kaynakları
birlikte değerlendirilerek entegre bir su–enerji sistemi kurulması hedeflenmektedir.
3. Önerilen Uygulama Aşamaları
Deniz suyundan yumuşak su üretiminde pilot tesis,
Dalga enerjisi destekli bölgesel üretim merkezleri,
Hidrojen sülfür kaynaklı ileri teknoloji Ar-Ge çalışmaları,
İç Anadolu’ya ana iletim hatlarının kurulması,
Ulusal enterkonnekte su altyapısının oluşturulması.
4. Beklenen Sonuçlar
Kuraklık riskinin azaltılması,
Tarımsal üretimde istikrar,
Enerji maliyetlerinin düşürülmesi,
Bölgesel kalkınmanın desteklenmesi,
Ulusal güvenliğe katkı.
5. Sonuç ve Talep
Bu strateji, Türkiye için bir tercih değil, zorunluluktur.Gerekli yasal, mali ve kurumsal düzenlemelerin yapılması hususuYüce Meclis’in takdirlerine arz olunur.
GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Karadeniz, jeopolitik, jeostratejik ve jeoekonomik açıdan Türkiye’nin güvenliği, enerji arzı, dış ticareti ve bölgesel diplomasi mimarisi için kritik bir alan olmayı sürdürmektedir. Son dönemde bölgede artan askerî gerilimler, deniz ulaştırma hatlarının güvenliği üzerindeki baskılar, hidrokarbon kaynaklarına ilişkin rekabet ve kıyıdaş ülkeler arasındaki siyasi çatışmalar, Türkiye’nin Karadeniz politikasına daha bütüncül ve uzun vadeli bir yaklaşım geliştirmesini zorunlu kılmıştır.
Yapılan çalışma; deniz güvenliği, enerji kaynakları, deniz ekosistemi, ulaştırma hatları, bölgesel diplomasi, ekonomik potansiyel ve stratejik riskler gibi temel başlıklar altında Karadeniz’in Türkiye açısından çok yönlü önemini bütüncül biçimde analiz etmiştir. Karadeniz’de zaman zaman yaşanan sıcak çatışmalar ve gemilere yönelik saldırılar, Montrö Sözleşmesinin dengeleri koruma rolünün önemini bir kez daha göstermiştir. Bu bağlamda Türkiye’nin, hem Boğazlar’ın güvenliği hem de kendi münhasır ekonomik bölgesinde (MEB) uluslararası hukuka uygun, caydırıcı ve istikrarlı bir varlık göstermesi gerekliliği öne çıkmaktadır.
Enerji alanında ise Karadeniz’de keşfedilen doğal gaz rezervleri, hidrojen sülfürün geleceğe dönük potansiyeli, deniz tabanındaki metal ve mineral kaynakları ile yeni teknolojik arama–çıkarma yöntemlerinin sağladığı fırsatlar, Türkiye açısından enerji arz güvenliğinde önemli bir çeşitlendirme imkânı sunmaktadır. Bununla birlikte çevresel hassasiyetlerin korunması, sürdürülebilir ekonomik faaliyetlerin geliştirilmesi ve deniz ekolojisinin kirlenmeye karşı korunması, bölgesel kalkınma stratejisinin vazgeçilmez unsurlarındandır.
Karadeniz aynı zamanda, Tuna hattı üzerinden Avrupa’ya açılan ticaret koridorları, İstanbul Boğazı’nın taşıdığı yük ve bölgedeki limanların oluşturduğu ağ sayesinde Türkiye için bir lojistik merkez olma potansiyeli yaratmaktadır. Bu nedenle güvenli deniz geçişleri, modern liman altyapıları, kıyı ötesi enerji platformları ve bölgesel ticaret koridorlarının entegrasyonu Türkiye’nin stratejik avantajını güçlendirmektedir.
Genel değerlendirme olarak Karadeniz, Türkiye için yalnızca bir deniz değil; ulusal güvenlik, enerji bağımsızlığı, yumuşak su üretimi, çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik büyüme ve bölgesel diplomasi hedeflerinin kesiştiği “stratejik bir eksen” niteliğindedir.
Bu yapılan çalışma da göstermektedir ki Türkiye, Karadeniz’i geleceğin rekabet alanı olarak değil, bölgesel istikrarın, ekonomik refahın ve stratejik işbirliği ağlarının merkezinde duran “Altın Deniz” olarak konumlandırmalıdır. Bu hedef doğrultusunda güçlü diplomasi, ileri teknoloji yatırımları, hukuki kararlılık, çevresel koruma ve güvenlik politikalarının eşgüdümü, Türkiye’nin Karadeniz’de uzun vadeli çıkarlarını en etkin şekilde korumanın temel yolu olacaktır.
Aralık-2025
Dr. Mustafa Korçak, DPT Uzmanı , Denizcilik E. Müsteşarı
Yorumlar