KAMU İHALE KANUNU VE SÖYLEDİKLERİ
- 10 Tem 2025
- 2 dakikada okunur

Geçen gün bir konuda Kamu ihale Kanununa bakmam gerekti. Kanuna bir baktım okumakta ve takipte zorlandım. 22. Ocak .2002de kabul edilip 1.1.2003de yürürlüğe giren 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununda değişmemiş maddesi kalmamış. Aynı maddenin defalarca değiştiğini görmek insanı oldukça düşündürüyor. Bir kanun kısa aralıklarla çok fazla değişiyorsa, kanun yapıcıları üzerinde iyi düşünmemiş veya bu işi yeterince bilmiyorlar veyahut da önemli yerlerin vesayeti altında kalıyorlar demektir. İhale Kanununun Haziran 2025 halini okurken ‘’ ey ihale kanunu sana ne olmuş böyle’’ diye söylendim. Kanun birden dile geldi ‘’ sorma beyim benim başıma gelenleri, birilerine içimi dökmek istiyordum kısmet sana imiş.’’ dedi. Ben de onun söylediklerini sizlere aktarmaya karar verdim.
Çalışma hayatım boyunca Devlet kurumlarında görev yapmam, DPT gibi özel bir yerde uzun yıllar çalışmam, Kamu İktisadi Teşebbüslerinde yönetim kurulunda bulunmam ve nihayetinde üç yıllık Müsteşarlık görevim esnasında önemli ihaleler sonuçlandırmam, bu çalışmayı yapmamı kolaylaştırmıştır. Konuya daha geniş açıdan bakmamı sağlamıştır.
Bu çalışmada, Ülkemizde uygulanmakta olan Kamu İhale Kanunu (KİK) belki de ilk defa bu kadar değişik açılardan kısa ve öz ele alınmıştır. Bundan dolayı çalışmanın ilgi çekeceğini düşünüyorum.
Kamu ihale sistemi, bir ülkedeki siyasal rejimin niteliğini, ekonomik yapının işleyişini ve hukukun üstünlüğüne verilen önemi doğrudan yansıtan temel kurumsal alanlardan biridir. Devletin mal ve hizmet alımlarında uyguladığı ihale süreçleri; şeffaflık, hesap verebilirlik, rekabetçilik ve kamu yararı ilkeleri temelinde yürütüldüğünde demokratik hukuk devletinin en somut göstergelerinden biri haline gelir. Buna karşın, keyfîlik, istisna rejimlerinin yaygınlığı ve belli başlı aktörlere ayrıcalık tanıyan yapılar, ihale sisteminin yozlaşmasına ve kamu kaynaklarının etkin olmayan bir şekilde kullanımına yol açar. Türkiye örneğinde 2002 yılından bu yana Kamu İhale Kanunu'nda yapılan yüzlerce değişiklik ve istisna genişlemesi, sadece teknik bir düzenleme süreci olarak değil, aynı zamanda siyasal tercihlerle iç içe geçmiş yapısal bir dönüşümün parçası olarak değerlendirilmelidir.
Bu çalışma, Türkiye’deki ihale rejiminin geçirdiği dönüşümü; anayasal ilkeler, ekonomik rekabet düzeni ve demokratik yönetişim açısından çok boyutlu bir şekilde ele almayı amaçlamaktadır. İhale sisteminde oluşan dar rekabet yapıları, kamu kaynaklarının dağıtımında belirli sermaye gruplarının hâkimiyeti ve bu yapının siyasal iktidarla kurduğu karşılıklı ilişki ağı, sadece yolsuzluk risklerini değil, aynı zamanda kamusal karar alma süreçlerinin toplumsal meşruiyetini de tartışmalı hale getirmiştir. Ayrıca Türkiye’de ihale istisnalarının sistematik biçimde genişletilmesi, parlamenter denetimin zayıflatılması ve Sayıştay gibi kurumların etkisizleştirilmesi, bu yapının denetlenebilirliğini de ciddi biçimde zedelemiştir.
Dolayısıyla bu metin, kamu ihale sisteminin teknik bir düzenleme alanı olmanın ötesinde, rejim tipiyle, kurumsal çürüme düzeyiyle ve demokratik gerilemeyle nasıl doğrudan bağlantılı olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Bu bağlamda, uluslararası örneklerle karşılaştırmalı analizler, Anayasa hukuku bağlamında değerlendirmeler, istatistiki eğilimlerin yorumu ve öneri çerçevesiyle kapsamlı bir tartışma zemini oluşturulacaktır.



Yorumlar