top of page

İŞTE; BU, BENİM ÖĞRETMENİM

  • 26 Şub 2024
  • 10 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 Oca



Eğitim sisteminin bir ülke için birçok önemli rolü bulunmaktadır. İşte eğitim sisteminin ülke içindeki önemli yönlerinden bazıları:

İnsan Kaynağının Gelişimi: Eğitim, bireylerin entelektüel, sosyal ve duygusal gelişimini destekler. Eğitim sistemi, ülkenin insan kaynağını yetiştirir ve nitelikli, bilgili bireylerin oluşumuna katkıda bulunur. Bu, ülkenin genel rekabet gücünü artırır.

Ekonomik Kalkınma: Eğitim, insanların işgücüne katılmasını ve ekonomik kalkınmayı destekler. Nitelikli işgücü, teknolojik gelişmeleri takip edebilir, yenilikçi çözümler üretebilir ve üretkenliği artırabilir. Bu da ekonomik büyümeyi tetikler.

Toplumsal Uyum ve Dayanışma: Eğitim, bireyleri toplumlarına entegre etme ve onları toplumsal değerlere uyumlu hale getirme rolü oynar. Eğitim, toplumsal normları öğretir ve bireylere sosyal sorumluluk duygusu kazandırır.

Demokratik Değerlerin Yayılması: Eğitim, demokratik değerleri, insan haklarını ve özgürlükleri öğreterek toplumda demokratik bir kültürün gelişimine katkıda bulunur. Eğitim, bireylerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmelerine ve demokratik süreçlere katılımına olanak tanır.

Teknolojik Gelişmeye Adaptasyon: Eğitim sistemi, bilim ve teknolojiye odaklanarak bireyleri teknolojik gelişmelere adaptasyon konusunda hazırlar. Bu, ülkenin endüstriyel ve teknolojik alanlarda rekabet edebilir olmasına katkıda bulunur.

Yoksulluğun Azaltılması: Eğitim, bireylere daha iyi iş fırsatları sağlayarak yoksulluğu azaltabilir. Eğitim alan bireyler, genellikle daha yüksek gelir seviyelerine erişim sağlayabilirler.

Sağlık ve Refahın Artırılması: Eğitim, sağlık konusunda bilinçlenmeyi ve sağlıklı yaşam tarzlarını benimsemeyi teşvik eder. Eğitimli bireyler, genellikle daha sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahiptir ve toplumun genel sağlık durumunu iyileştirir.

Sosyal Adaletin Sağlanması: Eğitim, toplum içindeki fırsat eşitsizliklerini azaltabilir ve sosyal adaletin sağlanmasına yardımcı olabilir. Herkesin eğitim alma hakkına sahip olması, toplumsal adaleti güçlendirebilir.

Eğitim sistemi, bir ülkenin uzun vadeli sürdürülebilir kalkınması ve toplumsal refahının temel bir unsuru olarak kabul edilir. Bu nedenle, bir ülkenin eğitim sistemine yapılan yatırımlar genellikle uzun vadeli ve stratejik bir perspektiften değerlendirilir.

Eğitim sisteminde yanlış ideolojik büyük değişiklikler, bir ülkenin uzun vadeli kalkınması, sosyal uyumu ve toplumsal refahı olumsuz yönde etkiler. İşte bu tür değişikliklerin potansiyel zararları;

Eğitim Kalitesinin Düşmesi: Yanlış ideolojik değişiklikler, eğitim kalitesini olumsuz etkiler. Eğitim sistemindeki ideolojik sapmalar, öğrencilere uygun becerileri kazandırmada ve nitelikli bireyler yetiştirmede zorluklara neden olur.

Objektif Değerlendirmenin Zorlaşması: Eğitimdeki ideolojik müdahaleler, öğrencilerin objektif olarak değerlendirilmesini ve başarılarının gerçek bir ölçüt üzerinden belirlenmesini zorlaştırır. Bu durum, eğitim sisteminde güvenilirliği azaltır.

Fırsat Eşitsizliği Artışı: Yanlış ideolojik değişiklikler, fırsat eşitsizliğini artırabilir. Bazı gruplar veya bölgeler, ideolojik nedenlerle ayrıcalıklı veya dezavantajlı hale gelebilir, bu da sosyal adaleti zayıflatır.

Demokratik Değerlerin Tehlikeye Girmesi: Eğitimdeki ideolojik manipülasyonlar, demokratik değerleri ve özgürlükleri tehlikeye atar. Eğitim sistemindeki siyasi veya ideolojik etkiler, düşünce özgürlüğüne zarar verir.

Uluslararası Rekabet Gücünün Azalması: Yanlış ideolojik değişiklikler, bir ülkenin uluslararası düzeyde rekabet gücünü azaltabilir. Eğitim sistemindeki eksiklikler, ülkedeki işgücünün ve teknolojik altyapının uluslararası pazarda rekabet edememesine neden olabilir.

İnovasyon ve Yenilikçilikte Gerileme: Eğitim sistemindeki ideolojik sapmalar, yenilikçilik ve bilimsel araştırmaların önündeki engelleri artırır. Bu da ülkede inovasyon ve teknolojik gelişmelerin gerilemesine neden olur.

Toplumsal Uyum Problemleri: Yanlış ideolojik değişiklikler, toplum içinde çatışmalara ve uyum sorunlarına yol açar. Farklı ideolojik görüşlere sahip bireyler arasındaki kutuplaşma, toplumun birlik ve beraberliğini zayıflatır.

Sosyal ve Ekonomik Dengesizlik: Eğitimdeki ideolojik sapmalar, sosyal ve ekonomik dengesizlikleri artırabilir. Buna bağlı olarak, gelir eşitsizliği ve yoksulluk gibi sorunlar büyüyebilir.

Bireylerin Eleştirel Düşünce Becerilerinin Azalması: Yanlış ideolojik değişiklikler, öğrencilere eleştirel düşünme becerilerini kazandırmada zorluklara neden olur. Bu da toplumun genel entelektüel kapasitesini azaltır.

Yanlış ideolojik değişikliklerin bu tür etkilerinden kaçınmak için eğitim politikalarının bilimsel, objektif ve kapsayıcı bir temele dayandırılması önemlidir. Eğitim, toplumun temel taşlarından biridir ve ideolojik etkilerin özenle yönetilmesi gereklidir.

Öğretmen yetiştirme sisteminin yetersiz olması, bir ülkedeki eğitim sisteminin kalitesini, öğrenci başarısını ve toplumun genel refahını olumsuz yönde etkileyebilir. İşte bu yetersizliğin potansiyel olumsuz etkileri:

Düşük Öğretmen Kalitesi: Yetersiz bir öğretmen yetiştirme sistemi, nitelikli ve etkili öğretmenlerin sayısını azaltır. Bu durum, öğrencilere kaliteli eğitim sağlamakta zorluklara neden olur.

Öğrenci Başarısızlığı ve Gerileme: Yetersiz öğretmen yetiştirme, öğrenci başarısızlığı ve düşük öğrenci performansıyla ilişkilendirilebilir. Öğretmenlerin etkili bir şekilde öğretebilmesi için gerekli becerilere sahip olmamaları, öğrencilerin öğrenme süreçlerini olumsuz etkiler.

Öğrenci Motivasyonunun Azalması: Nitelikli öğretmenler, öğrencilere ilham verir ve onların motivasyonunu artırır. Yetersiz öğretmen yetiştirme sistemi, öğrencilerin öğrenme isteğini azaltır ve sıkıntıya neden olur.

Toplumsal Uyum Problemleri: Yetersiz öğretmen yetiştirme, öğrencilerin sosyal ve duygusal gelişimine katkıda bulunamayan öğretmenlerin yetişmesine yol açar. Bu durum, toplum içinde uyum problemlerine neden olur.

Eğitimde Eşitsizliklerin Artması: Kaliteli öğretmenlere ulaşma imkanı olmayan öğrenci grupları arasındaki eğitimdeki eşitsizlikler artabilir. Bu durum, fırsat eşitsizliği ve sosyal adaletsizliklere katkıda bulunabilir.

Rekabet Gücünün Azalması: Diğer ülkelerle rekabet edebilmek için nitelikli işgücüne ihtiyaç vardır. Yetersiz öğretmen yetiştirme sistemi, ülkedeki işgücünün rekabet gücünü azaltabilir.

Eğitimde Sürekli Kalite Düşüşü: Yetersiz öğretmen yetiştirme sistemi, uzun vadede eğitim sisteminde sürekli bir kalite düşüşüne neden olur. Bu durum, toplumun genel entelektüel kapasitesini olumsuz etkiler.

Öğretmen Yetersizliği ve Aşırı İş Yükü: Nitelikli öğretmen sayısının azalması, öğretmen yetersizliğine ve var olan öğretmenlerin aşırı iş yükü altında ezilmesine neden olabilir. Bu durum, öğrencilere bireysel dikkat ve destek sağlamada zorluklara yol açabilir.

Yenilik ve İnovasyon Eksikliği: Eğitimdeki yenilikler ve pedagojik gelişmeler, nitelikli öğretmenlerin varlığına dayanır. Yetersiz öğretmen yetiştirme, bu alandaki yenilik ve inovasyonu sınırlayabilir.

Bu nedenlerle, bir ülkenin öğretmen yetiştirme sisteminin güçlü, kapsamlı ve sürekli olarak geliştirilmesi önemlidir. Nitelikli ve motivasyonlu öğretmenler, eğitim sisteminin temel taşlarından birini oluşturur ve toplumun genel gelişimine büyük katkılarda bulunurlar.

Öğretmen, eğitim sisteminin temel unsurlarından biridir ve öğrencilerin bireysel, sosyal ve akademik gelişimlerine önemli katkılarda bulunan kilit bir figürdür. Öğretmenin eğitim sistemi içindeki rolü şu şekillerde özetlenebilir:

Öğrenciye Bilgi Aktarımı: Temel olarak, öğretmenin rolü bilgi ve beceri aktarımını sağlamaktır. Öğretmen, öğrencilere öğrenme konularında bilgi ve anlayış kazandırmak, temel kavramları öğretmek ve becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmakla sorumludur.

Öğrencilere Rehberlik ve Destek: Öğretmen, öğrencilere rehberlik eder ve onları bireysel, sosyal ve duygusal açıdan destekler. Öğrencilerin öğrenme sürecindeki zorluklarla başa çıkmalarına yardımcı olur ve kişisel gelişimlerini destekler.

Öğrenci Motivasyonunu Artırma: Öğretmen, öğrencilerin öğrenmeye yönelik motivasyonlarını artırmak için çeşitli yöntemler kullanır. İlgi çekici ders planları, etkili öğretim teknikleri ve öğrencilere geri bildirim sağlama gibi unsurlar motivasyonu güçlendirir.

Eleştirel Düşünce Becerilerini Geliştirme: Öğretmen, öğrencilere eleştirel düşünme, problem çözme ve analitik beceriler kazandırmak için çalışır. Bu beceriler, öğrencilerin bilgiyi sorgulamalarına, bağımsız düşünmelerine ve karmaşık sorunları çözmelerine yardımcı olur.

Öğrencilere Değerler ve Etik İlkeler Kazandırma: Öğretmen, öğrencilere etik değerleri, sosyal sorumlulukları ve demokratik vatandaşlık değerlerini öğretme görevini üstlenir. Bu, toplum içinde sorumlu bireylerin yetişmesine katkıda bulunur.

Çeşitlilik ve Farklılıklara Uyum Sağlama: Öğretmen, sınıf içindeki öğrencilerin farklı öğrenme stillerine, yetenek düzeylerine ve kültürel arka planlarına uyum sağlamaya çalışır. İyi bir öğretmen, öğrencilere farklılaştırılmış öğretim sunarak her bir öğrencinin potansiyelini en iyi şekilde ortaya çıkarmaya çalışır.

Teknolojik Gelişmeleri Takip Etme: Günümüzde öğretmenlerin, teknolojik gelişmeleri takip etmeleri ve bu teknolojileri eğitimde etkili bir şekilde kullanmaları önemlidir. Bilgi ve iletişim teknolojilerini entegre etmek, öğrencilerin öğrenme deneyimlerini zenginleştirir.

Ailelerle İşbirliği: Öğretmen, öğrencinin eğitimine aileleri de dahil ederek işbirliği yapar. Ailelerle iletişim kurma, öğrencinin ev ve okul arasında destek almasına katkıda bulunabilir.

Öğretmenin rolü, öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını anlamak, onlara öğrenmeyi sevdirmek ve yaşamları boyunca süren öğrenme süreçlerine rehberlik etmek gibi çok yönlü ve karmaşık bir görevi içerir. Bu nedenle, öğretmenlerin yetkin, motive edici ve sürekli gelişime açık olmaları önemlidir.

Tarikat ve cemaatlerin eğitime müdahale etmesi, birçok olumsuz etkiye neden olabilir. Bu tür müdahaleler genellikle eğitim sisteminin tarafsızlığını, bilimsel temellerini ve toplumsal uyumu tehdit eder. İşte bu tür müdahalelerin olumsuz etkilerinden bazıları:

Tarafsızlık İlkesinin Zedelenmesi: Tarikat ve cemaatlerin eğitime müdahalesi, eğitim sisteminin tarafsızlığını zedeler. Bu durum, dini veya ideolojik inançların eğitim içeriğine ve yönetimine yansımasına neden olabilir.

Bilimsel Temellere Aykırı İçeriklerin Yayılması: Tarikat ve cemaatlerin eğitime müdahalesi, bilimsel temellere dayanmayan veya ideolojik önyargılar içeren içeriklerin eğitim materyallerine girmesine neden olabilir. Bu durum, öğrencilerin objektif bir eğitim almasını engelleyebilir.

Eğitimde Çeşitliliğin Azalması: Tarikat ve cemaatlerin eğitime müdahalesi, öğrencilere sadece belli bir dini veya ideolojik perspektifi benimsemeleri konusunda baskı yapabilir. Bu durum, eğitimde çeşitliliğin azalmasına ve öğrencilerin farklı bakış açılarına maruz kalmamasına neden olabilir.

Toplumsal Uyum Problemleri: Tarikat ve cemaatlerin eğitime müdahalesi, toplumsal uyumu zorlaştırabilir. Farklı inançlara sahip öğrenciler arasında kutuplaşma ve anlayış eksikliği olabilir.

Öğretmen ve Okul Yöneticilerinin Baskı Altında Olması: Tarikat ve cemaatlerin eğitime müdahalesi, okul yöneticileri ve öğretmenler üzerinde baskı oluşturabilir. Bu durum, eğitimcilerin bağımsızlığını ve profesyonelliğini tehdit edebilir.

Dinî Toleransın Azalması: Tarikat ve cemaatlerin eğitime müdahalesi, farklı dini inançlara sahip bireyler arasında hoşgörü ve anlayışın azalmasına neden olabilir. Bu durum, toplumsal gerilimlere ve çatışmalara yol açabilir.

Eğitimde Kalitenin Düşmesi: Eğitim sisteminde ideolojik ve dini müdahaleler, öğrencilere nitelikli bir eğitim sunma kapasitesini zayıflatabilir. Bu durum, eğitimde kalitenin düşmesine yol açabilir.

Eğitimde Politikleşme: Tarikat ve cemaatlerin eğitime müdahalesi, eğitimi politik bir arenaya dönüştürebilir. Bu durum, eğitimde politikleşmeye ve karar alma süreçlerinin ideolojik etkilere tabi olmasına neden olabilir.

Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Sorunları: Bazı tarikat ve cemaatler, cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konularında kısıtlayıcı bir yaklaşım benimseyebilir. Bu durum, eğitimde cinsiyet eşitliğini ve kadın haklarını olumsuz etkileyebilir.

Bu etkiler, tarikat ve cemaatlerin eğitim sistemine müdahalesinin genellikle demokratik, bilimsel ve çeşitli eğitim ilkeleriyle çatıştığını göstermektedir. Eğitim sisteminin tarafsızlık, bilimsel temeller ve çeşitlilik prensiplerine dayalı olması, toplumsal uyumu ve bireysel özgürlükleri destekler.

Köy okullarının kapatılması ve köylerin öğretmensiz bırakılması, bir dizi olumsuz sonuca yol açmıştır. Bu durum, genellikle kırsal bölgelerde yaşayan topluluklar üzerinde önemli etkiler yaratmıştır. İşte bu olumsuz sonuçlardan bazıları:

Eğitim Erişiminde Azalma: Köy okullarının kapatılması, çocukların ve gençlerin eğitimine erişimde azalmaya neden olmuştur. Uzak köylerde yaşayan öğrenciler, eğitim almak için daha uzun mesafeleri katetmek zorunda kalmışlardır.

Eğitim Kalitesinde Düşüş: Köylerdeki okulların kapatılması, genellikle eğitim kalitesinde düşüşe yol açar. Öğrenciler, daha kalabalık sınıflarda eğitim alabilir ve bireysel ilgiye erişimde zorluk yaşamışlardır.

Toplumsal ve Ekonomik Gerileme: Köylerin öğretmensiz bırakılması, toplumun genelinde ekonomik ve sosyal gerilemelere neden olmuştur. Eğitim, bireylerin istihdam edilebilirliklerini artırarak ve toplumsal gelişime katkıda bulunarak köy ekonomilerini destekler.

Göçün Artması: Eğitim imkanlarının azalması, genç nüfusun şehirlere göç etme eğilimini artırmıştır. Köylerdeki gençler, daha iyi eğitim olanaklarına ulaşabilmek için şehirlere yönelebilir, bu da köylerin yaşlanan nüfusla karşı karşıya kalmasına neden olmuş, köyler iyice boşalmıştır.

Kültürel Mirasın Kaybı: Köylerdeki okulların kapatılması, kültürel mirasın korunmasını zorlaştırmıştır. Köy okulları genellikle yerel kültür ve geleneklere dayalı eğitim sağlar. Okulların kapanmasıyla bu kültürel bağların korunması güçleşmiştir.

Toplumsal Bütünleşmenin Zayıflaması: Köy okulları, topluluklar arasında bir araya gelmeyi ve dayanışmayı teşvik etmekteydi. Okulların kapatılması, bu toplumsal bütünleşmeyi zayıflatmış ve köylerde sosyal izolasyona yol açmıştır.

Sağlık ve Refahın Azalması: Köylerdeki okullar genellikle çocukların sağlık ve refahını destekleyen önemli bir rol oynar. Okulların kapatılmasıyla, sağlık hizmetlerine ve genel refahı artıran programlara olan erişim azalmıştır.

Demokratik Katılımın Azalması: Köylerdeki okullar, demokratik vatandaşlık eğitimine katkıda bulunur ve topluluk üyelerini demokratik süreçlere dahil eder. Okulların kapanması, demokratik katılımın azalmasına neden olmuştur.

Gelecekteki İstihdam Olanaklarının Kısıtlanması: Eğitimsiz bir nüfus, bireylerin gelecekteki istihdam olanaklarını kısıtlayabilir. Bu durum, köylerde ekonomik sürdürülebilirliği ve kalkınmayı olumsuz etkilemiştir.

Köyler Tamamen İmamlara terkedilmiştir: Öğretmenin köyden alınması daha önce bir denge unsuru olan öğretmen imam varlığı ortadan kalkmıştır. Bu dengesizlik sosyal ve kültürel olarak insanlarımızı olumsuz etkilemiştir. Öğretmen köylerde sadece çocukları eğiten kişi değildir. Köylüyü de eğitmektedir.

Köy okullarının kapatılması, genellikle uzun vadeli etkilere sahip olabilir ve toplumun genel refahını etkileyebilir. Bu nedenle, eğitim politikalarının kırsal bölgeleri de içerecek şekilde planlanması ve uygulanması önemlidir.

‘’Her meslek özel ama öğretmenlik çok daha özel bir hizmet alanıdır. Çünkü anne ve babalar, öğretmenlere en değer verdikleri varlıklarını yani çocuklarını emanet ediliyor. Öğretmenler ülkemizin geleceğinin mimarları, rol modelleri ve en önemlisi de orası uzak, burası kötü demeden yurdun dört bir yanında en zor koşullarda görev yapıyorlar.

Başka mesleklerde zor koşullarda görev yapan yok mu? Elbette var. Ama öğretmenlerin yeri bir başkadır. Öğretmenlik mesleğini başka mesleklere bakarak değerlendirmek öğretmenleri incitmektedir. Öğretmenler sadece derse girip, çıkmıyor. Öncelikle öğretmenler her ders için ayrı bir hazırlık sürecini tamamlıyor. Sınavların okunması, ödevlerin değerlendirilmesi, zümre toplantılarına katılması bunların elektronik ortama aktarılması gibi daha onlarca hiç gözükmeyen görevleri var. Burada uzun uzun öğretmenlik mesleğinin erdemlerini, çalışma koşullarını evine mesai saati dışında iş götüren nadir mesleklerden birini olduğunu anlatarak bir savunma durumuna da girmeye gerek yoktur.

Ancak şunun da bilinmesinde fayda vardır; milyonlarca öğrencisi olan yüz binlerce öğretmeni olan eğitim dünyamızda kuşkusuz her şey tozpembe değildir. Bütün sorunların merkezinde öğretmeni suçlamakta hakkaniyet ölçüleriyle pek bağdaşmıyor. Öğretmenlik elbette günün hızla değişen koşulları içerisinde kendini yenilemesi gereken bir meslektir. Her meslekte olduğu gibi kendini yenilemeyen hatta aldığı maaşı hak etmeyenler de olabilir. Ama bütüne bakmak ve eleştirileri de vicdan ölçüsü içerinde yapmakta fayda vardır.

Başka mesleklerle karşılaştırmak topluma öğretmenlik mesleğini doğru bilgilerle anlatmadan bir kamuoyu oluşturarak toplumsal barışın ayarlarını da bozacaktır. Diğer meslek mensupları ve vatandaşlarla karşı karşıya gelen öğretmenler ister istemez kendini savunmaya çekecek ve zamanla istek kaybına uğrayacaklardır.

Eğitim sadece çocuğu okula gidenleri ilgilendirmiyor. Eğitim bir ülkenin tüm kesimlerini doğrudan ilgilendiren tartışmasız en önemli konusudur. Eğitimi anlaya bilmek için bu işin temel noktası olan öğretmenlerin yani öğretmenlik mesleğini iyi tanınması gerekir. Artık bunu sorgulamayalım, başkalarıyla kıyaslamayalım. Bir ülkede eğitime, bilime, öğretmene ne kadar değer veriliyorsa, o ülke o kadar ileride olur. Tam tersi durumlarda ise o kadar geridedir.

Öğretmenlik mesleğini sadece paraya, çalışma saatlerine ve yaptığı tatile göre değerlendirip kamuoyunda bilerek veya bilmeyerek itibarsızlaştırmak hiç kimseye yarar sağlamaz. Eğitimin birçok sorunu varken öğretmenler üzerinden bütün sorunların kaynağı gibi göstermek gerçeklerin üzerini örtmekten başka bir işe yaramaz.

Eğitimde karşılaşılan sorunları toplumun diğer sorunlarından bağımsız düşünemeyiz. Bir yerde yoksulluk, haksızlık ve eşitsizlik gibi temel değerler yok sayılıyorsa bunda eğitimin yeterli düzeyde halka sunulmadığı sonucunu kolaylıkla çıkara biliriz. Eğitim sorunu başta olmak üzere bütün sorunlarımızı kırmadan, dökmeden her kesimin birbirine hoşgörü çerçevesinde yaklaşmasıyla çöze biliriz.

Kısacası; Bir ülkede, öğretmen mutsuzsa, toplumun mutlu olmasını beklemekte pek doğru bir yaklaşım olmasa gerek.’’ (mebilgi,8Şubat-2017, Vural Gündüz)

Her kültür kendi eğitim sistemini yaratır. Her toplumda eğitim, o toplumun kültüründe var olan bilgi, deneyim ve değerlere göre şekillenir. Bu anlamda, eğitim anlayış ve uygulamaları içinde geliştiği kültüre özgüdür ve millidir. Bir eğitim sisteminin sorunlarına çözüm ararken, o sistemi yaratan kültürün ve toplumun özelliklerini göz önünde bulundurmak gerekir. Bununla birlikte insan her yerde insandır, ihtiyaçları evrenseldir ve eğitime muhtaçtır Eğitimi olmayan ve kendisini mensuplarına öğretmeyen bir kültür varlığını devam ettiremez (Özcan 2011, 16). Eğitim sürecinin kendi içinde devamlı etkileşimde bulunan üç temel öğesi bulunmaktadır. Bu üç temel öğe; öğrenci, öğretmen ve program olarak adlandırılmaktadır. Bir eğitim sisteminin etkililiği ve verimliliği bu üç öğenin belirli bir hedefe doğru bir uyum içerisinde ilerlemesine bağlıdır. Bu öğelerin herhangi birinde meydana gelebilecek bir bozukluk, aksaklık veya yanlış işleyiş bütün bir sistemin fonksiyonelliğini sekteye uğratmaktadır. Bu öğelerden herhangi birinin diğerinden daha önemli olduğu söylenemez. Ancak bunlardan öğretmen öğesi dikkatli bir ilgiyi gerektirmektedir. Çünkü eğitim sisteminin girdisi olan öğrenci üzerinde öğretmen yetiştiren kurumlar olarak eğitim fakültelerinin bir denetim gücü yoktur. Program öğesi ise, ülkemizde Millî Eğitim Bakanlığınca belirlenmektedir. Eğitim sistemimizin etkili bir biçimde işleyişini sağlamakta üzerinde en çok denetim gücümüzün bulunduğu öğe “öğretmen yetiştirilmesi” süreci olmaktadır. Diğer iki öğenin üzerinde en fazla etkiyi de öğretmen sağlamaktadır (Karagözoğlu ve diğerleri 1995, 209). Bursalıoğlu’na göre (1994), okul olarak adlandırılan sosyal sistemin en stratejik parçalarından biri öğretmendir. Bir ülkede öğretmenliğin meslek oluşu, devletin öğretmen yetiştirmede gerçekleştirilen politikalar ile öğretmen yetiştirme süreci ve öğretmenlerin çalışma süreç ve şartlarını belirlemesiyle başlamıştır. Ancak, geçmişten günümüze öğretmen yetiştirmede geliştirilen politikalar ortaya konulan çözüm önerileri ve öğretmenlik mesleğinde uygulanan ölçütlerin çoğu zaman karmaşık olması ve sorunların eksikliklerin giderilmemesi, sistem bütünlüğü içerisinde geliştirilememesi, rehabilite edilememesi ile sorunlar günümüze kadar kartopu şeklinde büyüyerek artmıştır. Nitelikli insan yetiştirmek nitelikli bir eğitimi gerektirmektedir. (Geçmişten Günümüze Türk Eğitim Sisteminde Öğretmen Yetiştirme- İlkay Abazoğlu, Osman Yıldırım ve Yılmaz Yıldızhan)

Eğitim Dünyada bütün ülkelerin önemli konularının en başında gelir. Aynı zamanda çok geniş bir yöne sahiptir.3-5 sayfada anlatılacak bir husus değildir. Bu çalışmada adından da anlaşılacağı gibi eğitimin öğretmen ilişkisi üzerine ağırlık verilmiştir. Çok fazla kaynaktan konu ile ilgili alıntılar yapılmıştır. Farklı görüşlere yer verilmeye çalışılmıştır. Bu durumda okuyucu kendi kararını daha sağlıklı oluşturabilir diye düşünülmüştür. Bu çalışmayı yapan da 1973 yılı Ankara Yüksek Öğretmen Okulu mezunudur. Çalışma 10 Bölümden oluşturulmuştur.

Birinci Bölümde Öğretmen hakkında genel bilgiler sunulmuştur. İkinci Bölümde ise Cumhuriyet eğitim tarihimizin iki dev projesi Eğitim Enstitüleri ve Yüksek Öğretmen Okulları ele alınmıştır. Üçüncü Bölümde Eğitim Enstitüleri ve diğer okullara yer verilmiştir. Dördüncü Bölümde Cumhuriyetin ilk yıllarında itibaren uygulanan eğitim stratejilerinde bahsedilmiştir. Beşinci bölümde ise , geçmişten günümüze eğitim sisteminde öğretmen yetiştirme yer almıştır.

Altıncı Bölümde TÜİK(Türkiye İstatistik Kurumu) ve MEB ( Milli Eğitim Bakanlığı) nın yayınladığı eğitim ile ilgili rakamsal bilgilere ulaşılmaktadır. Yedinci Bölümde Türk Eğitim Sisteminin yapısı hakkında bilgi sunulmaktadır. Sekizinci Bölümde ise Dünyadaki bu çalışmayı yapana göre karakteristik öneme sahip olduğu düşüncesiyle dört ayrı ülkenin eğitimi ve öğretmen yetiştirme sistemleri hakkında bilgiler sunulmuştur. Dokuzuncu Bölümde, günümüze kadar eğitim sistemimizde yapılan değişiklikler sıralanmıştır. Son Bölüm yani Onuncu Bölümde ise genel değerlendirme ve sonuçlara yer verilmiştir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page