İSRAİL’İN STRATEJİK GERÇEKLİĞİ
- 1 Oca 2001
- 29 dakikada okunur

Yayılmacı Politika, Hukuksuzluk ve Emelleri İçin Filistin’in Kullanılması
GİRİŞ
Ortadoğu’nun merkezinde yer alan İsrail Devleti, kuruluşundan bu yana gerek bölgesel gerekse uluslararası siyasette en çok tartışılan aktörlerden biri olmuştur. İsrail’in izlediği güvenlik odaklı, yayılmacı ve saldırgan politikalar, yalnızca komşu ülkelerle ilişkilerini değil, küresel düzeydeki diplomatik dengeleri de sürekli etkilemiştir. Özellikle Filistin topraklarında izlenen askeri ve siyasi stratejiler, uluslararası hukuk normları, Birleşmiş Milletler kararları ve insan hakları standartları ile açık bir çatışma içinde şekillenmektedir.
İsrail yönetiminin, işgal altındaki topraklarda ve özellikle Gazze Şeridi’nde uyguladığı abluka, sistematik bombardımanlar, kitlesel yerinden etmeler ve sivil nüfusa yönelik orantısız şiddet kullanımı, uluslararası kamuoyunda sıklıkla “savaş suçu” ve “soykırım” kavramlarıyla anılmaktadır. Buna rağmen, İsrail’in Birleşmiş Milletlerin defalarca tekrarlanan kınama ve kararlarına kayıtsız kalması, hukukun üstünlüğü ve küresel normlara bağlılık konusunda ciddi bir kriz yaratmaktadır.
Filistin halkının karşı karşıya bırakıldığı bu ağır insani tablo, yalnızca bölgesel bir çatışma olmanın ötesine geçerek, modern uluslararası düzenin meşruiyet sınavlarından birine dönüşmüştür. İsrail’in hukuk tanımaz tutumu, Gazze’deki sistematik şiddet uygulamaları ve uluslararası yaptırımlara rağmen sürdürdüğü saldırgan politikaları, hem bölgesel barışı hem de uluslararası güvenlik mimarisini tehdit etmektedir. Bu bağlamda, İsrail’in söz konusu politikalarının derinlemesine incelenmesi, yalnızca Filistin meselesini anlamak için değil, aynı zamanda uluslararası hukukun, insan haklarının ve küresel adalet anlayışının geleceğini sorgulamak açısından da büyük önem taşımaktadır.
İsrail’in bugün sergilediği politika, yalnızca askeri bir strateji ya da güvenlik gerekçesiyle açıklanamaz; bu anlayış, köklü bir yayılmacılığın, sömürgeci zihniyetin ve uluslararası hukuku tanımama alışkanlığının ürünüdür. İsrail yönetimi, dünyanın gözü önünde Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe saymakta, uluslararası toplumun tüm çağrılarına meydan okumakta ve “güçlünün hukuku”nu kendi lehine dayatmaktadır. Bu durum, yalnızca Filistin halkına değil, aynı zamanda küresel düzeyde barış ve adalet arayışına da bir darbedir.
Gazze’de uygulanan sistematik yıkım, sivil nüfusu hedef alan saldırılar ve insanların açlıkla, susuzlukla, ilaçsızlıkla teslim alınmaya çalışılması, modern çağda insanlığa karşı işlenen en ağır suçlardan biridir. Çocukların, kadınların, yaşlıların ve masum sivillerin hedef alınması, hiçbir güvenlik gerekçesiyle mazur gösterilemez. Bu tablo, İsrail’in yalnızca bir devlet değil, aynı zamanda insanlık değerlerini tehdit eden bir yapı haline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.
İsrail’in “ben yaptım oldu” anlayışıyla sürdürdüğü bu saldırgan tutum, aslında bölgedeki hiçbir sorunu çözmediği gibi, yeni öfke ve direniş dalgalarını da beslemektedir. Gazze’de yaşananlar, yalnızca Filistin meselesi değildir; bu, dünyanın gözü önünde işlenen bir toplu suçtur ve sessiz kalan her aktör, bu suça ortak olmaktadır. Eğer uluslararası toplum gerçekten barıştan, adaletten ve insan haklarından yana ise, İsrail’in bu pervasız tutumuna karşı güçlü ve caydırıcı adımlar atmak zorundadır.
Bu satırların kaleme alındığı sırada (16 Eylül.2025) İsrail Gazze’yi topyekün işgale başlamıştı. İnsanlar nereye gideceğini bilmeden konvoylar halinde yollara düşmüştü. Kısaca bu teknoloji çağında Dünyamızda herkesin gözleri önünde asrımızın barbarlığı hızla devam etmektedir.
İslam Ülkeleri veya İslam Dünyası ifadeleri çoğu zaman havada kalmaktadır ve hiçbir etkisi olmamaktadır. Hiç olmazsa İslam lafını kullanmasalar çok daha iyi olacak. Bugün İslam Ülkeleri diye adlandırdığımız coğrafyada yaşayan yöneticiler maalesef Müslümanlığın gerektirdiği vasıflardan uzak kişilerdir. Böyle devam ettiği sürece İslam Dünyası kuru gürültü çıkarmadan başka bir şey yapamayacaktır. Burada dini motifi değil insanlık ve insanın yaşam hakkını öne çıkarmak ve ona göre davranmak gerekir.
İSRAİL ÜLKE PROFİLİ
İsrail’in ülke profili oldukça çok boyutlu bir yapıya sahiptir. Bunu ekonomik, siyasi, coğrafi, demografik ve kültürel açıdan detaylandırabiliriz:
1. Genel Bilgiler
Resmî Adı: İsrail Devleti (State of Israel)
Başkent: Kudüs (uluslararası bazı ülkeler Tel Aviv’i diplomatik merkez olarak kabul etmektedir)
Resmî Diller: İbranice ve Arapça
Yüzölçümü: Yaklaşık 22.145 km²
Nüfus: 9–10 milyon civarında (2025 tahmini)
Para Birimi: Yeni İsrail Şekeli (ILS)
İklim: Akdeniz iklimi (batı), çöl iklimi (Negev çölü)
2. Coğrafya ve Doğal Kaynaklar
Ülke, Akdeniz kıyısından Ürdün Vadisi’ne kadar uzanır.
Önemli su kaynakları: Hula Gölü, Galile Gölü (Kinneret)
Başlıca doğal kaynaklar: Fosfat, potasyum tuzları, mineral kaynaklar; petrol ve doğal gaz üretimi sınırlı, ancak Doğu Akdeniz’de son yıllarda doğal gaz keşifleri olmuştur.
Arazi kullanımında sınırlı tarım arazisi vardır; modern sulama teknikleri (damla sulama) oldukça gelişmiştir.
3. Siyasi Yapı
Yönetim Şekli: Parlamenter demokrasi
Devlet Başkanı: Cumhurbaşkanı (seremoniyel)
Başbakan: Hükûmetin başı, yürütmenin lideri
Parlamento: Knesset (120 milletvekili)
İsrail, güçlü bir güvenlik ve savunma politikasıyla öne çıkar; askerî harcamalar yüksek orandadır.
4. Ekonomi
Kişi başına GSYH: Yaklaşık 60.000 USD (2025 tahmini)
Ekonomik Yapı: Yüksek teknoloji, savunma sanayi, tarım teknolojileri ve hizmet sektörü ön plandadır.
Başlıca ihracat ürünleri: Yazılım ve teknoloji ürünleri, ilaç, kimyasal ürünler, elmas, tarım ürünleri (Tohum)
Başlıca ithalat: Ham petrol, fosil yakıtlar, sanayi makineleri, hammadde
Ticaret ortakları: ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Çin ve Hindistan
5. Demografi ve Sosyal Yapı
Nüfusun büyük kısmı Yahudi (%75–80), Araplar (Müslüman ve Hristiyan) yaklaşık %20, diğerleri küçük gruplar.
Şehirleşme oranı yüksek: Tel Aviv, Kudüs, Hayfa en büyük şehirler.
Eğitim seviyesi oldukça yüksek; Ar-Ge’ye yatırım oranı GSYH’nın %4’ü civarında.
6. Kültür ve Toplum
Modern ve geleneksel kültür iç içe geçmiş: Yahudi dini ve tarihî gelenekler güçlü bir etkiye sahiptir.
Sanat, bilim ve teknoloji alanında oldukça aktif bir toplum.
Dil ve medya çeşitliliği: İbranice hakim, Arapça resmi olarak tanınır.
7. Güvenlik ve Uluslararası İlişkiler
Ortadoğu’da güvenlik odaklı bir dış politika yürütür.
ABD ile güçlü müttefik ilişkileri vardır; bazı Arap ülkeleriyle normalleşme anlaşmaları (Abraham Accords) yapılmıştır.
İsrail-Filistin sorunu, ülkenin uluslararası ilişkilerinde temel bir gerilim unsurudur.
Özetle, İsrail küçük bir yüzölçümüne sahip olmasına rağmen ekonomik, teknolojik ve diplomatik açıdan etkili bir ülkedir. Hem savunma hem de yüksek teknoloji alanında kendine özgü bir profil çizer.
İsrail’in Ekonomik ve Ticari Profili
İsrail’in 2023 yılı dış ticaret verileri, ülkenin ekonomik yapısının ve küresel ticaret ilişkilerinin önemli bir yansımasıdır. Aşağıda, İsrail’in başlıca ihracat ve ithalat ortakları ile öne çıkan ürün grupları verilmiştir.
İsrail’in 2023 İthalat Yaptığı Ülkeler ve Ürün Grupları
İsrail, 2023 yılında toplam 83,2 milyar dolar değerinde ithalat gerçekleştirmiştir. İthalatın başlıca kaynak ülkeleri ve payları şu şekildedir:
Ülke | İthalat Payı (%) | İthalat Tutarı (Milyar $) |
Çin | 17,7% | 14,7 |
Hollanda | 12,0% | 10,0 |
ABD | 10,1% | 8,45 |
Almanya | 6,28% | 5,22 |
Türkiye | 5,75% | 4,78 |
İtalya | 3,90% | 3,25 |
Hindistan | 2,66% | 2,21 |
Güney Kore | 2,48% | 2,06 |
Rusya | 2,47% | 2,05 |
Fransa | 2,32% | 1,93 |
Kaynak: TrendEconomy
Başlıca İthalat Ürün Grupları:
Ham petrol ve enerji ürünleri
Yüksek teknoloji ekipmanları ve yarı iletkenler
Motorlu taşıtlar ve yedek parçaları
Savunma sanayi ürünleri
Tarım ürünleri ve gıda maddeleri
İsrail’in 2023 İhracat Yaptığı Ülkeler ve Ürün Grupları
2023 yılında İsrail, toplam 157,19 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirmiştir. İhracatın başlıca hedef ülkeleri ve payları şu şekildedir:
Ülke | İhracat Payı (%) | İhracat Tutarı (Milyar $) |
ABD | 25,66% | 18,62 |
Çin | 12,20% | 13,15 |
Almanya | 6,57% | 7,08 |
İsviçre | 5,65% | 6,09 |
Hindistan | 4,62% | 3,35 |
Birleşik Krallık | 4,30% | 3,12 |
Kaynak: WITS - Dünya Bankası
Başlıca İhracat Ürün Grupları:
Entegre devreler ve yarı iletkenler
İşlenmiş elmaslar
Tıbbi cihazlar ve biyoteknolojik ürünler
Yazılım ve iletişim teknolojileri ekipmanları
Tarım ürünleri (özellikle tohum, taze meyve ve sebzeler)
İsrail’in Ticaret Anlaşmaları ve Uluslararası İlişkiler
İsrail, birçok ülke ile serbest ticaret anlaşmalarına sahiptir. Özellikle ABD ile 1985 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması (FTA), iki ülke arasındaki ticaretin temelini oluşturur. 2024 yılında ABD, İsrail'den 22,2 milyar dolar değerinde ürün ithal ederken, İsrail ABD'ye 14,8 milyar dolar değerinde ürün ihraç etmiştir. Bu durum, İsrail'in dış ticaretinde ABD'nin önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. United States Trade Representative
Ancak, son dönemde bazı Avrupa Birliği ülkeleri, özellikle Hollanda ve Almanya, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim bölgelerinden gelen ürünlerin ithalatını kısıtlama yönünde adımlar atmaktadır. Bu durum, İsrail'in dış ticaretinde bazı zorluklara yol açmaktadır. Reuters
İsrail’in En Çok Mal Aldığı Ülkeler
İsrail'in 2023 yılı itibarıyla en fazla ithalat yaptığı ülkeler aşağıdaki gibidir:
Çin
İthalat Tutarı: 14.7 milyar ABD doları
Payı: %17.7
Ürünler: Elektrikli makineler, telekomünikasyon ekipmanları, bilgisayarlar ve otomotiv parçaları gibi yüksek teknoloji ürünleri Trend Economy.
Amerika Birleşik Devletleri
İthalat Tutarı: 9.7 milyar ABD doları
Payı: %8.96
Ürünler: Elektronik bileşenler, kimyasal ürünler ve savunma sanayi ürünleri Dünya Entegre Ticaret Çözümü (WITS).
Almanya
İthalat Tutarı: 7.1 milyar ABD doları
Payı: %6.57
Ürünler: Makine ve ekipmanlar, otomotiv parçaları ve kimyasal ürünler Dünya Entegre Ticaret Çözümü (WITS).
İsviçre
İthalat Tutarı: 6.1 milyar ABD doları
Payı: %5.65
Ürünler: Kimyasal ürünler, ilaçlar ve biyoteknolojik ürünler Dünya Entegre Ticaret Çözümü (WITS).
Türkiye
İthalat Tutarı: 4.8 milyar ABD doları
Payı: %4.76
Ürünler: Otomotiv parçaları, tekstil ürünleri ve inşaat malzemeleri globalEDGE.
Belçika
İthalat Tutarı: 4.6 milyar ABD doları
Payı: %4.62
Ürünler: Kimyasal ürünler, ilaçlar ve otomotiv parçaları globalEDGE.
Bu ülkeler, İsrail'in ithalatında önemli bir paya sahip olup, yüksek teknoloji ürünleri, kimyasal maddeler, otomotiv parçaları ve ilaçlar gibi stratejik sektörlerdeki ticaret ilişkileriyle öne çıkmaktadır.
İsrail’in En Çok Mal Sattığı Ülkeler
İsrail'in 2023 yılı itibarıyla en fazla ihracat yaptığı ülkeler aşağıdaki gibidir:
Amerika Birleşik Devletleri
İhracat Tutarı: 18.6 milyar ABD doları (yaklaşık %28.3'lük pay)
Ürünler: Elektronik bileşenler, savunma sanayi ürünleri, kimyasal maddeler ve elmaslar The Observatory of Economic Complexity.
İrlanda
İhracat Tutarı: 3.89 milyar ABD doları (yaklaşık %5.3'lük pay)
Ürünler: İlaçlar, biyoteknolojik ürünler ve elektronik bileşenler The Observatory of Economic Complexity.
Çin
İhracat Tutarı: 3.83 milyar ABD doları (yaklaşık %4.6'lık pay)
Ürünler: Elektronik cihazlar, telekomünikasyon ekipmanları ve bilgisayarlar. The Observatory of Economic Complexity
Almanya
İhracat Tutarı: 2.64 milyar ABD doları (yaklaşık %3.9'luk pay)
Ürünler: Makine ve ekipmanlar, otomotiv parçaları ve kimyasal ürünler The Observatory of Economic Complexity.
Hong Kong
İhracat Tutarı: 2.0 milyar ABD doları (yaklaşık %3.3'lük pay)
Ürünler: Elektronik bileşenler ve telekomünikasyon ekipmanları
Bu ülkeler, İsrail'in ihracatında önemli bir paya sahip olup, yüksek teknoloji ürünleri, ilaçlar, elektronik bileşenler ve savunma sanayi ürünleri gibi stratejik sektörlerdeki ticaret ilişkileriyle öne çıkmaktadır.
Not: Veriler, 2023 yılına ait ticaret istatistiklerine dayanmaktadır ve zamanla değişiklik gösterebilir.
Bu iki konuda kullanılan kaynaklar
İsrail’in en çok hangi ülkelerden mal aldığı (ithalat) ve en çok hangi ülkelere mal sattığı (ihracat) ile ilgili bilgiler için kullanılan güvenilir kaynaklar şunlardır:
Ticaret Verileri Kaynakları
World Integrated Trade Solution (WITS) – Dünya Bankası
Ülkelerin yıllık ithalat ve ihracat verilerini detaylı olarak sunar. Ürün gruplarına göre ülke bazlı ticaret hacmi bulunabilir.
Örnek kullanım: İsrail’in hangi ülkelerden hangi ürünleri ithal ettiği veya ihraç ettiğini analiz etmek.
Observatory of Economic Complexity (OEC / Atlas of Economic Complexity)
Ülkelerin hem ihracat hem ithalat verilerini görselleştirir. Ürün bazında detaylı analiz sağlar.
Örnek kullanım: İsrail’in ihracatında hangi ülkelerin ve hangi ürünlerin öne çıktığını görmek.
Worldstopexports
Ülkelerin en çok ticaret yaptığı partner ülkeler ve ürün grupları hakkında özet bilgiler verir.
GlobalEDGE – Michigan State University
Ülkeler arası ticaret ilişkilerini ve ithalat-ihracat partnerlerini gösterir. Özellikle stratejik sektörler hakkında bilgi verir.
Trendeconomy / ITC Trade Map
Ticaret hacimlerini ülke ve ürün bazında detaylandırır. Çin, ABD ve AB ülkeleri ile olan ticareti analiz etmek için kullanışlıdır.
Notlar:
Veriler çoğunlukla 2023 yılı veya son yayınlanan yıllara dayanır.
Farklı kaynaklar arasında rakamsal farklılıklar olabilir; bu genellikle veri toplama yöntemlerinden ve döviz kurlarından kaynaklanır.
OEC ve WITS, özellikle ürün bazlı analizlerde ve grafiklerle sunumda tercih edilir.
İsrail Vatandaşlarının Turist Olarak En Çok Gittikleri Ülkeler
İsrailli turistlerin en çok ziyaret ettiği ülkeler, coğrafi yakınlık, kültürel bağlar, güvenlik durumu ve ulaşım kolaylığı gibi faktörlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir. 2025 yılı itibarıyla yapılan araştırmalar ve veriler ışığında, İsrailli turistlerin en popüler seyahat ettikleri yerler:
2025 Yılında İsrailli Turistlerin En Çok Ziyaret Ettiği Ülkeler
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) – Dubai
2025 yılının ilk çeyreğinde 315.442 İsrailli turistin Dubai'yi ziyaret ettiği bildirilmiştir. Bu, bir önceki yıla göre %134'lük bir artışı göstermektedir. Dubai'nin modern altyapısı, alışveriş olanakları ve Orta Doğu'daki stratejik konumu, İsrailli turistler için cazip kılmaktadır. passport.news
Bu durum çok şaşırtıcı.
Yunanistan – Atina
Atina, 274.245 ziyaretçi ile ikinci sırada yer almıştır. Coğrafi yakınlık, tarihi zenginlik ve uygun fiyatlar, Yunanistan'ı İsrailli turistler için popüler bir destinasyon yapmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri – New York
New York, 201.707 ziyaretçi ile üçüncü sıradadır. Kültürel çeşitlilik, alışveriş olanakları ve turistik cazibe merkezleri, New York'u İsrailli turistler için çekici kılmaktadır.
Fransa – Paris
Paris, 189.106 ziyaretçi ile dördüncü sıradadır. Sanat, kültür ve mutfağıyla ünlü olan Paris, İsrailli turistler arasında popüler bir destinasyon olmaya devam etmektedir.
Birleşik Krallık – Londra
Londra, 163.371 ziyaretçi ile beşinci sıradadır. Tarihi yapıları, alışveriş olanakları ve kültürel etkinlikleriyle Londra, İsrailli turistler için cazip bir destinasyon sunmaktadır.
İtalya – Roma
Roma, 156.281 ziyaretçi ile altıncı sıradadır. Tarihi kalıntılar, sanat eserleri ve mutfağıyla Roma, İsrailli turistler için popüler bir destinasyon olmaktadır.
Kıbrıs
Kıbrıs, coğrafi yakınlık ve kültürel benzerlikler nedeniyle İsrailli turistler arasında sıkça tercih edilmektedir. Kıbrıs, aynı zamanda düşük maliyetli seyahat seçenekleri sunmaktadır.
Tayland
Tayland, egzotik plajları, zengin kültürü ve uygun fiyatlarıyla İsrailli turistler için popüler bir destinasyon olmaktadır. ynetglobal
Gürcistan
Gürcistan, 2023 yılında 217.000 İsrailli turist ağırlamıştır. Coğrafi yakınlık, kültürel bağlar ve uygun fiyatlar, Gürcistan'ı İsrailli turistler için cazip kılmaktadır. Vikipedi
İspanya
İspanya, tarihi ve kültürel zenginlikleri, plajları ve mutfağıyla İsrailli turistler arasında popüler bir destinasyon olmaktadır. hotelmanagement-network.com
Seyahat Tercihlerini Etkileyen Faktörler
Güvenlik: İsrailli turistler, seyahat edecekleri ülkelerde güvenlik durumunu ön planda tutmaktadır. Örneğin, Tayland ve Kıbrıs gibi ülkeler, güvenli seyahat imkânları sunmaktadır.
Kültürel Bağlar: Tarihi ve kültürel bağların güçlü olduğu ülkeler, İsrailli turistler için tercih edilmektedir. Örneğin, Yunanistan ve İtalya gibi ülkeler, kültürel benzerlikleri nedeniyle popülerdir.
Coğrafi Yakınlık: Coğrafi olarak yakın olan ülkeler, ulaşım kolaylığı sağladığı için tercih edilmektedir. Örneğin, Kıbrıs ve Yunanistan gibi ülkeler, kısa uçuş süreleriyle öne çıkmaktadır.
Ekonomik Faktörler: Seyahat maliyetleri, turistlerin tercihlerini etkileyen önemli bir faktördür. Uygun fiyatlı destinasyonlar, bütçe dostu seçenekler arayan turistler için cazip olmaktadır.
Seyahat Uyarıları
Bazı ülkeler, İsrailli turistler için güvenlik nedeniyle seyahat uyarıları yayınlamaktadır. Örneğin, Maldivler, 2025 yılında İsrailli pasaport sahiplerinin ülkeye girişini yasaklamıştır. Bu tür durumlar, turistlerin seyahat planlarını etkileyebilir. New York Post
FİLİSTİN DEVLETİ PROFİLİ (GAZZE DAHİL)
Gazze dahil Filistin Devleti profili, genel hatlarıyla siyasi, coğrafi, demografik, ekonomik ve diplomatik boyutlarıyla aşağıda verilmiştir:
1. Siyasi Statü
Resmi adı: Filistin Devleti (Dawlat Filastin).
Bağımsızlık ilanı: 15 Kasım 1988’de Cezayir’de Filistin Ulusal Konseyi tarafından ilan edildi.
Uluslararası tanınırlık:
193 Birleşmiş Milletler (BM) üyesinden 140’tan fazlası Filistin Devleti’ni tanımaktadır.
BM’de 2012’den bu yana “üye olmayan gözlemci devlet” statüsündedir.
Yönetim:
Batı Şeria’da Filistin Ulusal Yönetimi (PA) bulunuyor. Başkanlık (Mahmud Abbas) ve hükümet yapısı var, ancak sınırlı yetkiye sahip.
Gazze Şeridi’nde ise 2007’den beri Hamas’ın fiili kontrolü bulunuyor. Dolayısıyla Filistin toprakları siyasi olarak bölünmüş durumda.
2. Coğrafya
Toplam alan: Yaklaşık 6.220 km²
Batı Şeria: ~5.640 km²
Gazze Şeridi: ~365 km²
Başkent iddiası: Doğu Kudüs (İsrail kontrolünde).
Coğrafi konum:
Batıda Akdeniz, doğuda Ürdün, kuzeyde Lübnan, kuzeydoğuda Suriye, güneyde Mısır ile çevrilidir.
Bölünmüş yapı:
Batı Şeria’da İsrail işgali ve Yahudi yerleşimleri nedeniyle parçalanmış alanlar söz konusu.
Gazze tamamen ablukada, kara, hava ve deniz erişimi büyük ölçüde İsrail ve kısmen Mısır’ın kontrolünde.
3. Demografi
Nüfus: ~5,4 milyon (2025 tahmini).
Batı Şeria: ~3,2 milyon
Gazze: ~2,2 milyon (dünya üzerindeki en yoğun nüfuslu bölgelerden biri).
Nüfusun özellikleri:
Çok genç nüfus; %40’tan fazlası 15 yaş altında.
Yüksek doğum oranı.
Dünya çapındaki Filistin diasporası: 7 milyondan fazla (özellikle Ürdün, Lübnan, Suriye, Körfez ülkeleri, Avrupa ve ABD’de).
4. Ekonomi
Genel durum: İşgal, abluka ve iç siyasi bölünmüşlük nedeniyle kırılgan bir ekonomi.
GSYH (2024): Yaklaşık 20 milyar dolar (kişi başına ~3.500 dolar, dünya ortalamasının çok altında).
Öne çıkan sektörler:
Tarım: Zeytin, narenciye, sebze.
Hizmet sektörü.
İsrail’e işçi gönderimi (birçok Filistinli İsrail’de düşük ücretli işlerde çalışıyor).
Gazze özelinde: Abluka ve sık çatışmalar nedeniyle işsizlik %45’in üzerinde, altyapı ciddi şekilde tahrip olmuş durumda.
Uluslararası yardımlar: Dünya Bankası, AB, Katar, Türkiye gibi aktörlerden yoğun mali destek alınıyor.
5. Toplum ve Kültür
Din: Büyük çoğunluğu Müslüman (%97, çoğu Sünni), küçük Hristiyan topluluklar da mevcut.
Dil: Resmi dil Arapça; İngilizce ve İbranice de yaygın kullanılıyor.
Kimlik: Filistin kimliği, işgal ve diaspora deneyimleriyle güçlü bir ulusal bilinç oluşturmuş durumda.
6. Uluslararası İlişkiler
Tanıyan ülkeler: Arap Ligi, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Afrika ve Asya’daki birçok ülke tarafından resmen tanınıyor.
Tanımayan ülkeler: ABD, İsrail, çoğu Batı Avrupa ülkesi.
Diplomatik temsil: 100’den fazla ülkede büyükelçilik/temsilcilik açmış durumda.
Uluslararası kuruluşlar: UNESCO, Interpol, Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ve birçok bölgesel örgütte üye veya gözlemci statüsünde.
7. Güncel Durum (2025 itibarıyla)
İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri operasyonları ve ağır abluka politikası nedeniyle büyük insani kriz devam ediyor.
Batı Şeria’da İsrail yerleşimleri genişlemeye devam ediyor.
Filistin iç siyaseti bölünmüş durumda: Abbas liderliğindeki El Fetih yönetimi Batı Şeria’da, Hamas ise Gazze’de etkili.
Uluslararası toplumda Filistin devletinin tanınması yönünde destek artmakla birlikte, özellikle ABD ve Batı’nın İsrail yanlısı tutumu nedeniyle tam üyelik ve egemenlik sağlanamıyor.
Özetle: Filistin Devleti uluslararası hukukta tanınan, ancak fiilen parçalanmış ve işgal/abluka altında bulunan bir devlettir. Gazze ve Batı Şeria’da farklı yönetimlerin kontrolü altında olan bu devlet, güçlü bir ulusal kimliğe ve geniş bir diasporaya sahiptir, ancak siyasi bölünmüşlük, ekonomik bağımlılık ve İsrail’in işgali nedeniyle egemenliğini tam olarak kullanamamaktadır.
GAZZE'DE HAMAS KENDİNİ FESH ETSE VE FİLİSTİN BÜNYESİNDE SİNE-İ MİLLETE DÖNSE BÖLGE SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE FAYDASI OLMA DURUMU
Kısa cevap olarak ilk etapta hayır olmaz denilebilir. Hamas’ın Gazze’de kendini fesh edip (ve silahlı kanadını tasfiye edip) yetkiyi Filistin içinde tek bir sivil otoriteye (ör. Filistin Yönetimi/PA) devretmesi teoride çatışmayı çözmeyi kolaylaştırır; ama pratikte bunun barışa dönüşmesi için çok sayıda zor, eşzamanlı koşulun sağlanması gerekir. Aşağıda nedenleri, fayda ve riskleri, ve hangi adımların gerekli olacağı özetlenmiştir.
Tek başına yeterli olmamasının önündeki engeller: (Olumsuzluklar)
Güvenlik ve silahsızlanma sorunu. Hamas’ın fiilen silahsızlanması ve Gazze’deki bütün silahlı unsurların entegre edilmesi/dağıtılması gerekir; bunun nasıl denetleneceği büyük bir sorun. İsrail ve bölge aktörleri, Hamas’ın "sahada" varlığının sona erdiğine ikna olmayınca güvenlik garantileri vermez. Wilson Center
İç meşruiyet ve halk desteği. Gazze halkı içinde Hamas’a desteğin bir kısmı direniş/milli kimlikle bağlantılıdır; tek taraflı fesih halka dönük bir meşruiyet krizi yaratabilir veya tersine radikal küçük grupların güçlenmesine yol açabilir. Geçmiş uzlaşma girişimleri (Fatah–Hamas) güven bunalımı ve tekrar eden başarısızlıklarla dolu. Vikipedi
Filistin Yönetimi’nin (PA) kapasitesi zayıf. PA’nin Gazze’yi güvenlik, adalet ve temel hizmetler açısından hızlı ve etkili yönetme kapasitesi sınırlı; altyapı ve ekonomi ise savaş sonrası çöküşte. Uluslararası aktörler ve bölge devletleri PA’ye güvenip yatırımı/normalleşmeyi getirmeden kamu düzeni sağlanamaz. Dünya Bankası Belgeleri
İsrail’in şartları ve güvenlik önceliği. İsrail’in güvenlik endişeleri (kaçak noktalar, silah stokları, militan ağlar, rehine sorunu vb.) devam ettiği sürece askeri baskıyı azaltması veya abluka şartlarını gevşetmesi zordur; bazı aktörler Hamas’ın tamamen tasfiye edilmesini şart koşuyor. Reuters
Hesap verebilirlik (accountability) ve adalet talepleri. 7 Ekim ve sonrasındaki büyük şiddet olayları nedeniyle hem uluslararası hukuki süreçler hem de toplum içi hesaplaşma talepleri var — bunun nasıl ele alınacağı çözümün parçası olmalı; aksi halde adalet eksikliği yeni çatışmalara yol açabilir. The International Criminal Court Forum
Olumlu etkiler — gerçekleşirse ne fayda sağlar?
Tek muhatap ve müzakere kanalı: Sivil, merkezi bir otoritenin tek müzakereci olması, kalıcı ateşkes, insani erişim ve imar sürecini kolaylaştırır. Bu, dış aktörlerin (BM, AB, Arap devletleri, ABD) finansman ve yeniden inşa desteğini çekmesini hızlandırır. Baker Institute
Ablukanın gevşetilmesi ve insani iyileşme: Güvenlik garantileriyle birlikte silahsızlanma sağlanırsa, sınır kontrollerinde ortak mekanizmalar kurulabilir; Gazze’ye insani ve inşaat malzemesi akışı artar, altyapı onarımı mümkün olur. Dünya Bankası Belgeleri
Siyasi süreç için alan: Parçalanmış Filistin siyasetinin birleşmesi, uluslararası tanınma ve devletçiliğe yönelik diplomatik adımları güçlendirebilir (uzun vadede iki devletli çözüm ihtimalini canlı tutar). Baker Institute
Hamas’ın Kendini Fesih İçin Sağlanması Gerekli Şartlar (Operasyonel kontrol listesi)
Eğer Hamas feshedilecekse veya yetki devri olacaksa, başarının şansını artıracak eşzamanlı önlemler:
Güvenlik geçişi planı: Bağımsız uluslararası/güvenilir bölgesel garantörlerin denetiminde, adım adım silahsızlanma ve güvenlik güçlerinin entegrasyonu (örn. BM/çok taraflı güç/ara konumlandırma). IISS
Halkı kapsayan siyasi çözüm: Gazze’de yerel temsilcilerle birlikte özgür, uluslararası denetimli yerel seçimler, geçici bir birleşik yönetim formülü. Vikipedi
Adalet ve hesap verebilirlik mekanizmaları: Savaş suçları iddialarının ele alınacağı bağımsız mekanizmalar (ulusal/uluslararası adalet paketleri) ve aynı zamanda toplumsal uzlaşı programları. The International Criminal Court Forum
Büyük ölçekli insani ve ekonomik destek taahhüdü: Dünya Bankası, BM, AB ve bölgesel devletlerin yeniden inşa fonları; iş ve altyapı projeleriyle ekonomik platformun kurulması. Dünya Bankası Belgeleri
İsrail’in güvenlik endişelerini giderme mekanizmaları: Sınır kontrolleri, keşif/denetim mekanizmaları, uzun vadeli güvenlik garantileri ve terörün yeniden toparlanmasını engelleyecek izleme. Wilson Center
Riskler / kötü senaryolar
Hamas’ın feshi “vakum” yaratır; yerel radikal küçük gruplar veya suç ağları güçlenebilir.
PA’nin başarısız olması halinde yeniden istikrarsızlık; Gazze’de insani kriz daha da derinleşebilir.
İsrail veya bölge aktörlerinin güven eksikliği nedeniyle ablukayı sürdürmesi, yeniden silahlı direnişi tetikleyebilir.
(Geçmiş uzlaşma girişimlerinin başarısızlık nedenleri bu riskleri doğruluyor.) Arab Center Washington DC
Neticelendirme — pratik öneri
Olur mu? Evet — teorik olarak Hamas’ın feshi ve PA’ye dönüş büyük bir kolaylaştırıcı olabilir.
Yeterli mi? Hayır — barışa dönüş için yukarıdaki güvenlik, siyasi, adalet ve ekonomik garantilerin hepsi aynı anda ve koordineli biçimde sağlanmalı. Tek taraflı fesih, garantiler yoksa yeni bir kriz tetikleyebilir.
İzlenecek en akıllı yol: Çok taraflı, adım adım bir plan: (1) ateşkes ve insani erişim, (2) uluslararası garantörler önünde silahsızlanma ve güvenlik geçişi, (3) birleşik geçiş hükümeti + denetimli yerel seçimler, (4) büyük ölçekli yeniden inşa ve ekonomik entegrasyon, (5) adalet mekanizmaları — hepsi bağlayıcı taahhütlerle. Filistin Yönetimi (PA) Kapasitesi
1. Kurumsal ve İdari Kapasite
Kuruluş: 1994’te Oslo Anlaşmaları çerçevesinde kuruldu.
Yetki alanı: Batı Şeria’da sınırlı özerklik. Doğu Kudüs İsrail kontrolünde, Gazze’de ise 2007’den beri fiilen yetkisiz.
Kurumsallaşma:
Başkanlık (Mahmud Abbas, 2005’ten beri).
Bakanlıklar ve yerel yönetimler mevcut, ancak parçalı otorite (A, B, C bölgeleri) nedeniyle yetkiler kısıtlı.
Yasama Meclisi (PLC) 2007’den beri neredeyse işlevsiz; seçim yapılmıyor.
Zayıflıklar: Yolsuzluk, patronaj ilişkileri, düşük hesap verebilirlik, demokratik meşruiyet krizi.
2. Güvenlik Kapasitesi
Güvenlik güçleri: İç güvenlik, polis, istihbarat ve özel kuvvetlerden oluşuyor (~30–35 bin personel, çoğu Batı Şeria’da).
Başarılar: İç düzeni sağlama, Batı Şeria’da İsrail ile koordineli güvenlik işbirliği.
Sınırlılıklar:
Ağır silahları yok, tank/topçu/hava gücü bulunmuyor.
İsrail’in güvenlik kısıtlamaları altında bağımsız hareket edemiyor.
Gazze’de hiç otoritesi yok.
3. Ekonomik ve Mali Kapasite
Bütçe: Büyük ölçüde dış yardımlara bağımlı. AB, ABD, Körfez ülkeleri, Dünya Bankası desteği.
Gelir kaynakları: Vergiler, gümrük gelirleri (bunlar çoğunlukla İsrail tarafından toplanıp PA’ye aktarılıyor).
Sorunlar:
İsrail sık sık vergi gelirlerini donduruyor → bütçe krizleri.
Kendi ekonomik üretim gücü zayıf; işsizlik yüksek, genç nüfusu istihdam etmekte zorlanıyor.
Borç yükü giderek artıyor.
4. Hizmet Sunumu
Eğitim ve sağlıkta PA kurumları temel hizmetleri sağlıyor, ancak kalite düşük ve kaynak kıt.
Altyapı yatırımları çoğunlukla dış fonlarla yapılıyor.
Gazze’de hizmet sunumu Hamas’ın kontrolünde; PA sadece kısmi maaş ödemeleri yapabiliyor.
5. Siyasi Kapasite ve Meşruiyet
Uzun süredir seçim yapılmıyor → demokratik temsil sorunu var.
Halk desteği düşüşte: Yapılan anketlerde PA’ye güvenin azaldığı, yolsuzluk algısının yüksek olduğu görülüyor.
Fetih–Hamas bölünmesi: Ulusal birliği sağlayamaması siyasi kapasitesini daha da zayıflatıyor.
6. Uluslararası Kapasite
PA, Batı Şeria’da uluslararası toplumun meşru muhatabı.
Birçok ülkede diplomatik temsilciliği var.
BM ve bölgesel örgütlerde Filistin Devleti adına hareket edebiliyor.
Ancak İsrail ve ABD nezdinde “devlet” değil, sadece özerk yönetim statüsünde.
Genel Değerlendirme
Güçlü yönleri:
Uluslararası meşruiyeti var.
Kurumları temel düzeyde işliyor.
Güvenlik koordinasyonu sayesinde Batı Şeria’da göreli istikrar sağlayabiliyor.
Zayıf yönleri:
Gazze’de otoritesi yok.
İsrail kontrolü altında hareket alanı çok sınırlı.
Ekonomisi bağımlı ve kırılgan.
Halk desteği düşük, demokratik meşruiyet krizi var.
Sonuç: PA’nin kapasitesi “kısmi ve kırılgan”dır. Batı Şeria’da idari işleyişi sürdürebiliyor, ama Gazze’ye yeniden hâkim olabilecek güvenlik, mali ve siyasi kapasiteye tek başına sahip değil. Bu yüzden uluslararası garantörlük, ekonomik yardım ve siyasi reform olmadan, Hamas sonrası Gazze’nin yönetimini üstlenmesi oldukça zor.u tür planların taslakları uzman kurumlarca da öneriliyor.
İSRAİL ÜZERİNDE ETKİLİ OLAN YAPTIRIMLAR
İsrail üzerinde etkili olabilecek yaptırımlar konusunda durumu net değerlendirebilmek için farklı boyutları incelemek gerekir. Genellikle yaptırımların etkisi ekonomik, diplomatik ve askerî olmak üzere üç ana başlıkta ele alınır:
1. Ekonomik yaptırımlar
Ekonomik yaptırımlar, İsrail’in dış ticaretini ve finansal hareketlerini hedef alır. Etkili olabilecekler şunlardır:
Ticaret ambargosu: İsrail’den yapılan ithalat ve İsrail’e yapılan ihracatın kısıtlanması. Özellikle teknoloji ve askeri ürünler alanında ambargo etkili olur.
Finansal yaptırımlar: İsrail bankalarının uluslararası finans sistemlerinden izole edilmesi, SWIFT ve diğer uluslararası ödeme sistemlerinden men edilmesi.
Yatırım kısıtlamaları: İsrail şirketlerine veya İsrail’deki projelere yatırım yapan uluslararası şirketlerin cezalandırılması.
Örnek: Güçlü ekonomik yaptırımlar, ülke ekonomisinin kırılgan olduğu sektörlerde kısa ve orta vadede ciddi baskı yaratabilir.
2. Diplomatik yaptırımlar
Diplomatik yaptırımlar, İsrail’in uluslararası ilişkilerini zorlaştırır:
Büyükelçiliklerin geri çekilmesi veya diplomatik temsilin azaltılması
Uluslararası kuruluşlarda oy hakkının kısıtlanması
Ülkeler arası vize kısıtlamaları (örneğin İsrail vatandaşlarının belirli ülkelere seyahatinin yasaklanması)
Bu yaptırımlar, İsrail’in dış politikada yalnızlaşmasına ve diplomatik maliyetler yüklenmesine yol açar.
3. Askerî ve güvenlik yaptırımları
Askerî yaptırımlar daha sınırlı ve dolaylıdır, ama bazı etkileri vardır:
Silah ambargosu: İsrail’in uluslararası silah ve savunma teknolojisi tedarikinin kısıtlanması.
Savunma işbirliği kesintisi: Özellikle ABD ve AB ile savunma işbirliğinin durması, uzun vadede askeri kapasiteyi etkileyebilir.
4. Karma etkili stratejiler
BDS (Boykot, Yatırımlardan Çekilme ve Yaptırımlar) hareketi: İsrail ürünlerinin boykot edilmesi ve yatırımın durdurulması hem ekonomik hem diplomatik baskı yaratır.
Uluslararası mahkemeler ve yaptırım tehditleri: İsrail’in savaş suçları veya insan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası davalarla karşı karşıya kalması, mali ve diplomatik baskıyı artırabilir.
Etkinlik Notları
Ekonomik yaptırımlar İsrail’de kısa vadede ekonomik rahatsızlık yaratabilir ama ülkede teknoloji ve savunma sektörleri oldukça güçlü olduğu için tam anlamıyla felç edici olmayabilir.
Diplomatik yaptırımlar, İsrail’in uluslararası yalnızlaşmasına neden olabilir, ancak ABD gibi güçlü müttefikler varsa sınırlı etki yaratabilir.
Dolayısıyla en etkili yaptırımlar genellikle çok boyutlu, uluslararası işbirliği ile uygulanan ekonomik ve diplomatik kombinasyonlardır.
Son yıllarda İsrail’e uygulanan veya önerilen yaptırımların listesini ve etkinlik analizi
İsrail'e yönelik uygulanan yaptırımlar, özellikle 2023 Ekim ayında başlayan Gazze Savaşı sonrasında uluslararası alanda önemli bir gündem maddesi hâline gelmiştir. Avrupa Birliği, Birleşik Krallık, Kanada ve ABD gibi ülkeler, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları ve Batı Şeria'daki yerleşim politikaları nedeniyle çeşitli yaptırımlar uygulamaya başlamıştır.
Avrupa Birliği
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 2025 Eylül ayında yaptığı açıklamada, İsrail ile olan Gümrük Birliği anlaşmasının askıya alınmasını ve bazı fonların dondurulmasını önerdi. Bu öneri, Gazze'deki insani kriz ve Batı Şeria'daki yerleşim politikalarına karşı bir tepki olarak gündeme gelmiştir. Ayrıca, aşırı sağcı İsrailli yetkililere ve Batı Şeria'daki yerleşimcilere yönelik yaptırımların uygulanması da gündemdedir.
Birleşik Krallık
Birleşik Krallık, 2024 Şubat ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri gerçekleştiren aşırı sağcı İsrailli yerleşimcilere karşı seyahat yasağı ve mali yaptırımlar uygulamıştır. Bu yaptırımlar, şiddet eylemlerine karışan bireyleri hedef almayı amaçlamaktadır. Vikipedi
Amerika Birleşik Devletleri
ABD, 2024 Şubat ayında Başkan Joe Biden'ın yürürlüğe koyduğu 14115 sayılı Başkanlık Kararnamesi ile Batı Şeria'da barış, güvenlik ve istikrarı zedeleyen kişilere yönelik yaptırımlar uygulama yetkisi tanımıştır. Bu kapsamda, sekiz birey ve dört tüzel kişiye mal varlığı dondurma ve seyahat yasağı getirilmiştir. Lieber Institute West Point
Boykot, Yatırımlardan Çekilme ve Yaptırımlar (BDS) Hareketi
BDS hareketi, İsrail'in Filistinlilere yönelik politikalarını protesto etmek amacıyla küresel çapta boykot, yatırımlardan çekilme ve yaptırımlar çağrısı yapmaktadır. Ancak, yapılan araştırmalar, BDS hareketinin İsrail ekonomisi üzerinde sınırlı bir etki yarattığını göstermektedir. Örneğin, RAND Corporation tarafından yapılan bir çalışmada, başarılı bir BDS kampanyasının İsrail ekonomisine on yıl içinde 47 milyar dolar zarar verebileceği öngörülmüştür. Ancak, İsrail'in ihracatının büyük bir kısmının işten işe ticaret olduğu ve BDS'nin bu ticareti doğrudan etkilemede zorlandığı belirtilmektedir. Vikipedi
İsrail'e Uygulanan Yaptırımların Etkinliği
Yaptırım Türü | Uygulayan Ülkeler/Örgütler | Etkinlik Düzeyi | Açıklamalar |
Gümrük Birliği Anlaşması'nın Askıya Alınması | Avrupa Birliği | Orta | Ekonomik etkisi sınırlı, ancak diplomatik baskı oluşturuyor. |
Aşırı Sağcı Yetkililere Yönelik Yaptırımlar | Birleşik Krallık, AB | Düşük | Hedeflenen birey sayısı sınırlı, geniş kapsamlı etki yaratmada zorluklar. |
BDS Hareketi | Küresel Sivil Toplum | Düşük | Ekonomik etkisi sınırlı, ancak kamuoyu baskısı oluşturuyor. |
Batı Şeria'daki Yerleşimcilere Yönelik Yaptırımlar | Kanada, AB, ABD | Orta | Yerleşim politikalarına karşı ekonomik ve diplomatik baskı sağlıyor. |
Sonuç
İsrail'e yönelik uygulanan yaptırımların etkinliği, hedeflerin kapsamına, uygulama sürekliliğine ve uluslararası işbirliğine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Avrupa Birliği'nin Gümrük Birliği anlaşmasını askıya alma önerisi, İsrail'e yönelik en etkili yaptırım önlemlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Ancak, BDS hareketinin ekonomik etkisi sınırlı olsa da, uluslararası kamuoyunda farkındalık yaratma ve diplomatik baskı oluşturma açısından önemli bir rol oynamaktadır.
İsrail üzerinde yaptırımı etkili olan ülkeler:
İsrail üzerinde yaptırımların etkinliği, hangi ülkenin uyguladığına ve yaptırımın türüne göre değişir. Bunu ekonomik, diplomatik ve askerî boyutlar üzerinden değerlendirmek mümkündür:
1. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)
Etki Alanı: Ekonomik ve askerî.
Uygulanan Yaptırımlar: Mal varlığı dondurma, seyahat yasakları, askeri yardım kısıtlamaları.
Etkisi: Çok yüksek. ABD, İsrail’in en büyük askeri ve ekonomik destekçisi olduğu için yaptırımlar ciddi mali ve stratejik baskı yaratır. Özellikle savunma ve yüksek teknoloji alanlarında.
Örnek: ABD, İsrail’in güvenlik fonlarına doğrudan müdahale ederse veya Silahlı Kuvvetler için önemli teknoloji transferini durdurursa, İsrail askeri kapasitesinde uzun vadeli aksaklık oluşabilir.
2. Avrupa Birliği (AB)
Etki Alanı: Ekonomik ve diplomatik.
Uygulanan Yaptırımlar: Gümrük Birliği askıya alma, finansal fon dondurma, aşırı sağcı yetkililere seyahat yasağı.
Etkisi: Orta-yüksek. İsrail’in ihracatı ve finansal ilişkileri AB ile yoğun olduğundan ekonomik baskı yaratır; diplomatik izolasyonu artırır.
Örnek: AB, İsrail ürünlerini boykot ederse veya ihracat kotalarını düşürürse, belirli sektörlerde ciddi ekonomik kayıp yaşanabilir.
3. Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya
Etki Alanı: Diplomatik ve sınırlı ekonomik.
Uygulanan Yaptırımlar: Seyahat yasağı, mal varlığı dondurma.
Etkisi: Orta-düşük. Daha çok sembolik ve politika mesajı niteliğinde; ekonomik olarak geniş etki yaratmada sınırlı.
4. Küresel Sivil Toplum – BDS Hareketi
Etki Alanı: Ekonomik ve kamuoyu baskısı.
Etkisi: Düşük. İsrail ekonomisinin büyük kısmı teknoloji ve savunma ihracatına bağlı olduğu için küresel boykot tek başına ekonomik olarak sınırlı etki yaratır. Ancak diplomatik baskıyı artırabilir.
Kısaca özetle: ABD’nin ekonomik ve askeri yaptırımları İsrail üzerinde en etkili yaptırımlar olarak öne çıkar. AB’nin ekonomik ve diplomatik yaptırımları ise orta-yüksek düzeyde baskı oluşturur. Diğer ülkeler ve sivil toplum yaptırımları daha çok sembolik ve diplomatik etki yaratır.
ÜLKELERİN, İSRAİL'İN UÇAKLARINA İNİŞ YASAĞI, KENDİ UÇAKLARININ İSRAİL'E GİTMESİNİN YASAKLANMASI, İSRAİL BANDIRALI GEMİLERİN VE İSRAİL'E UĞRAYAN BÜTÜN GEMİLERİN LİMANLARINA GİRMELERİNİN YASAKLANMASI UYGULAMASININ ETKİLERİ
İsrail gibi küçük ama dış ticarete, havayolu bağlantılarına ve deniz taşımacılığına bağımlı bir ülke için hava ve deniz taşımacılığına yönelik yaptırımlar, diğer tüm yaptırımlardan daha ağır sonuçlar doğurur.
1. Hava Sahası ve Havalimanı Yasakları
İsrail uçaklarına iniş yasağı: El Al başta olmak üzere İsrail havayolu şirketleri Avrupa, Asya ve Amerika hatlarında ciddi kayıp yaşar. Bu, sadece yolcu değil, kargo taşımacılığını da felç eder.
Diğer ülkelerin uçaklarının İsrail’e uçuş yasağı: İsrail turizmi (%4-5 GSYH katkısı) çöker, iş dünyası ve diplomatik bağlantılar zorlaşır.
Etki:
Uluslararası izolasyon hissi artar.
Turizm gelirlerinde milyarlarca dolarlık kayıp.
İş insanlarının hareketliliği ve ihracat bağlantıları ciddi darbe alır.
2. Denizcilik Yaptırımları
İsrail bandıralı gemilerin yabancı limanlara sokulmaması: İsrail’in dış ticaretinin yaklaşık %99’u deniz yoluyla yapılır. İsrail bandıralı gemiler uluslararası ticaretten fiilen dışlanır.
İsrail’e uğrayan gemilerin diğer limanlara kabul edilmemesi: Bu, daha ağır bir yaptırımdır. İsrail’e yük taşıyan herhangi bir gemi başka bir ülkeye giremeyeceği için, uluslararası nakliye şirketleri İsrail’i rotadan çıkarır.
Etki:
İsrail’in ithalatı (özellikle enerji, gıda ve hammadde) felce uğrar.
İhracat ürünleri (yüksek teknoloji, kimyasallar, tarım ürünleri) dünya pazarına ulaşamaz.
Liman ambargosu, ülke ekonomisinin can damarını kesmekle eşdeğer olur.
3. Ekonomik Sonuçlar
Kısa vadede:
Akaryakıt, doğalgaz, buğday gibi temel ithalatlarda arz şoku.
Fiyatlar hızla artar, enflasyon kontrolden çıkar.
Orta vadede:
İsrail’in ihracat gelirleri azalır (2024’te ~165 milyar $ ihracatı vardı).
Sanayi ve teknoloji sektörleri hammadde kıtlığına girer.
Uzun vadede:
Ekonomik küçülme ve uluslararası yatırımcıların kaçışı.
Toplumda siyasi baskı ve hükümete yönelik iç muhalefet artışı.
4. Diplomatik ve Stratejik Sonuçlar
İsrail, bölgesel ve küresel düzeyde tam diplomatik izolasyon yaşar.
ABD veya birkaç müttefikin desteği kalsa bile, küresel ticaret yollarından kopmak stratejik yalnızlık yaratır.
Bu tür bir yaptırım, Güney Afrika’daki Apartheid rejimine karşı uygulanan uluslararası boykotun daha sert bir versiyonu olur.
5. Etkinlik Değerlendirmesi
Bu yaptırımlar, ekonomik ve diplomatik açıdan İsrail’e uygulanabilecek en sert ve felç edici önlemlerden biridir.
Tek koşul: Çok sayıda ülkenin koordineli uygulaması gerekir. ABD, AB ve bölge ülkelerinin birlikte uygulaması hâlinde İsrail ekonomisi birkaç ay içinde ağır kriz yaşar. Eğer sadece birkaç ülke uygularsa, İsrail alternatif rotalarla (ör. Kıbrıs, Yunanistan, ABD, Hindistan üzerinden) sistemi kısmen aşabilir.
Sonuç:İsrail uçaklarına iniş yasağı, yabancı uçakların İsrail’e gitmesinin yasaklanması ve denizcilik ambargosu İsrail’in dış ticaretini, enerji arzını, turizmini ve diplomatik ilişkilerini kısa sürede çökertir. Bu, İsrail’e karşı uygulanabilecek en güçlü ve etkili yaptırım paketidir.
Bu üçlü yasağın (hava – deniz – diplomasi) İsrail ekonomisi üzerindeki muhtemel 1 yıllık senaryosunu (GSYH, enflasyon, ticaret dengesi, işsizlik etkileriyle) tablo haline getirmek mümkündür:
1 yıllık, nicel ve nitel senaryo analizi; Önce kısa bir özet ve temel varsayımlar, sonra iki alternatif senaryoya (1. Koordine küresel ambargo — en sert; 2. Bölgesel/AB-UK ağırlıklı ambargo — orta şiddet) dayalı tahmini etkiler ve sektörlere göre ayrıntılar verilmektedir. Ardından İsrail’in alabileceği karşı önlemler ve sınırlamalar yer alıyor.
Not: model, açıkça belirtilmiş varsayımlara dayanır — gerçek sonuçlar uygulayan ülkelerin sayısı, süresi, İsrail’in alternatif lojistik/finans yolları ve küresel piyasadaki arz-talep esnekliğine göre hızla değişir. Temel ekonomik göstergelerin kaynakları: IMF/World Bank (GSYH), OEC (ihracat), Reuters/Times of Israel (enflasyon verileri), OECD (işsizlik) vb.
Temel (mevcut) referans değerler — başlangıç noktası
Nominal GSYH (2024 civarı, USD): ~$560–583 milyar . . IMF
Yıllık ihracat (mal+hizmet, 2023 civarı): ~$60–65 milyar (ürün bazlı ihracat). The Observatory of Economic Complexity
Tüketici enflasyonu (2024 sonu / 2025 başı): ~%3 civarı
İşsizlik (son yıllar, OECD verisi): çok düşük; aylık/sezonluk verilerde ~%2.5–3.5 civarı.
Varsayımlar (modelde kullandığım ana kabuller)
Hava- ve deniz ambargosu tanımı:
Tüm/çoğu ülke, İsrail uçaklarının kendi havaalanlarına inişini yasaklıyor (İsrail uçaklarına iniş yasağı).
Bir kısım/çoğu ülke, kendi havayollarının İsrail’e uçmasını yasaklıyor.
İsrail bayraklı gemiler tüm yabancı limanlardan men ediliyor ve ayrıca “İsrail’e uğradı” deniz araçlarının diğer limanlara girişine kısıt getiriliyor.
Uygulama dereceleri (senaryolara göre değişir).
Süre: 12 ay boyunca kademeli, süreklilik öngörülüyor.
Alternatif rotalar / kaçış: Bazı ticaret aktörlerinin maliyetli alternatif (kara/boru, 3. ülke bayrak değişimi, re-flagging, transshipment) çözümlerine başvuracağı kabulü var; bu önlemler zaman ve maliyet yükü getirir, tam telafi etmez.
Uluslararası müdahale / askerî durum göz ardı ediliyor; analiz ekonomik ve lojistik etkilere odaklıdır.
Senaryo A — Koordine küresel hava+deniz ambargosu (ABD + AB + büyük deniz ticaret ülkeleri + ana havayolları uyguluyor)
(Karar alan ülkelerin küresel deniz ve hava taşımacılığının büyük bölümünü temsil ettiği, yani etkili ve eşzamanlı uygulama)
Ana nicel tahminler — 12 aylık etkiler (yaklaşık)
Gösterge | Başlangıç (yaklaşık) | 12 aylık etki (Tahmini aralık) | Açıklama |
GSYH (yıllık gerçekleşme) | $560–583B | -%12 ila -%22 (negatif büyüme) | İthalat darboğazları, ihracat çöküşü, yatırımın durması. |
İhracat (mal+hizmet) | $60–65B | -%70 ila -90% | Deniz ve hava kesintisi ile büyük üretim ve ihracat kanalları kapanır. |
İthalat | (ölçülebilir) | -%50 ila -80% | Enerji, gıda, hammade ithalatı sınırlanır; fiyatlar yükselir. |
Enflasyon (TÜFE, yıllık) | ~%3 | +%15 ila +%60 (yıllık) | Temel mal kıtlığı, enerji ve gıda fiyatlarındaki şok. |
İşsizlik | ~%3 | %12 ila %25 | Hızlı iflaslar, ihracat-yoğun sektörlerde işten çıkarmalar. |
Cari denge / rezervler | Göreli fazla/denge | Hızla bozulma; rezerv erimesi | Döviz rezervleri ithalat finansmanı için kullanılır. |
Para birimi (ILS) | — | Keskin değer kaybı (ör. %20+ kısa vadede) | Sermaye çıkışı ve rezerv kullanımıyla. |
Kısa gerekçe: Deniz ulaşımı İsrail dış ticaretinin can damarıdır. Gemiler ya taşımayı durdurur ya da başka limanlara yönlenir; kargo maliyetleri, gecikmeler ve sigorta primleri tavan yapar. Hava ambargosu yüksek katma değerli personel, yatırımcı seyahatleri ve kargo taşımacılığını bloke eder. Enerji (petrol/rafine ürünler/ hatta LNG), buğday ve kritik girdi tedariğinde ciddi kriz olur; üretim durur; tüketim malları ve enerji fiyatları şok artış gösterir.
Ciddi koordinasyon varsa (özellikle ABD katılımı) ekonomik çöküş hızlanır. (Bu genel sonuç ekonometri değil; makro mantık ve benzer tarihsel örneklemeler temelinde makul aralıklardır.)
Senaryo B — Bölgesel / AB-UK + bazı büyük liman ülkelerinin kısıtları (orta şiddet)
(AB, Birleşik Krallık, Hollanda, Yunanistan/İtalya gibi bazı denizcilik merkezleri ve büyük havayolları uyguluyor; ABD veya büyük bir kısmı çekimser)
Ana nicel tahminler — 12 aylık etkiler (yaklaşık)
Gösterge | Başlangıç | 12 aylık etki (Tahmini aralık) |
GSYH | $560–583B | -%4 ila -10 |
İhracat | $60–65B | -%30 ila -55 |
İthalat | — | -%20 ila -50 |
Enflasyon | ~%3 | +%6 ila +20 |
İşsizlik | ~%3 | %6 ila %12 |
Cari denge / rezervler | — | Bozulma; ancak tam çöküş yok |
Para birimi | — | Orta derecede değer kaybı (%5–%20) |
Kısa gerekçe: Bölgesel ambargolar İsrail ihracatının önemli kısmını zorlar (özellikle Avrupa rotaları), fakat deniz taşımacılığı küresel olduğundan bazı aktörler alternatif rotalar veya üçüncü-ülke armatörleriyle taşıma yaparak kısmi telafi sağlayabilir. Türkiye, Güney Afrika veya Uzak Doğu üzerinden yeniden yönlendirme, maliyetleri artırır ama tam kesinti yaratmayabilir. Yine de enerji/gıda tedarikinde sıkıntı ve fiyat baskısı olacaktır.
Sektör bazlı etkiler (özellikle dikkat edilmesi gerekenler)
Enerji (petrol, rafineri ürünleri, LPG/LNG): İsrail ileri düzey enerji altyapısı olsa da ham petrol ve rafinasyon ürünleri ihracı/yedeği sınırlı. Liman ambargosu tedariki geciktirir → yakıt kıtlığı, ulaşım maliyetlerinde artış.
Gıda ve temel mallar: Buğday, yağ, yan ürünler ithalatı aksarsa fiyat artışı ve kısıtlamalar gelir. Sosyal istikrar riski yükselir.
Yüksek teknoloji ve ihracat-yoğun sektör: Bilhassa high-tech donanım ihracı (kargo & lojistik) darbe alır; hizmet ihracı (yazılım) kısmen internet üzerinden devam etse de fiziksel ürün ihracı zorlaşır. Sigorta primleri (war risk) artar.
Havayolları & turizm: El Al ve diğer operatörler büyük gelir kaybı; turizm neredeyse durur. Döviz geliri düşer.
Bankacılık / Finans: Uluslararası ödemeler zorlaşır; SWIFT / banka erişimleri etkilenirse ciddi nakit sıkıntısı oluşur. (SWIFT’ten çıkarılma gibi önlemler ayrı etki yaratır.)
Lojistik/liman işletmeciliği: Eğer transit limanlar/3. ülkeler İsrail’e hizmet vermekte isteksizse, taşımacılık maliyetleri tavan yapar; gemi sahtekârlığı (re-flagging), üçüncü-ülke armatörleri artar ama gecikme ve maliyet yüksek olur.
Muhtemel kısa vadeli sosyal ve siyasi sonuçlar
Temel mal kıtlığı → halk tepkileri, protestolar.
Hükümet üzerinde iç baskı artar; güvenlik kararları değişebilir.
Mültekil/insani yardım kanalları da etkilenebilir (uluslararası lojistik kısıtları).
İsrail’in alabileceği/deneyeceği karşı önlemler (ve sınırlamaları)
Üçüncü-ülke bayraklı transit (re-flagging), transshipment kullanımı — zaman alır, maliyetli; bazı ülkeler bunu yasaklayabilir.
Kara koridorları / komşu ülke limanları (ör. Kıbrıs, Türkiye, Mısır, Ürdün üzerinden) — jeopolitik engeller ve altyapı sınırlı.
Döviz rezervlerini kullanarak kritik ithalatı finanse etme — rezervler erir.
İç üretimi artırma seferberliği (gıda, enerji ikamesi) — orta/uzun vadede yardımcı olur, kısa vadede yeterli değil.
Diplomatik yoğun çaba (müzakere, muafiyetler) — yaptırımların esnetilmesinin tek hızlı yolu.
Kısıtlar, belirsizlikler ve güvenilirlik notları
Tahmin aralıkları konjonktüre ve uygulayıcı ülke sayısına çok duyarlıdır. ABD’nin katılımı sonucu şiddetle ağırlaşır.
İsrail’in teknoloji-ağırlıklı ihracatının bir kısmı fiziksel teslimat gerektirirken bir kısmı (yazılım, dijital hizmet) internet üzerinden devam edebilir — bu kalemler krizi hafifletebilir.
Sigorta / lojistik pazarlarının davranışı (war-risk primleri, nakliye firmalarının risk iştahı) belirleyici olur.
Kaynaklar: IMF/World Bank (GSYH), OEC (ihracat), Reuters/Times of Israel (enflasyon), OECD (işsizlik).
Hızlı özet (tek paragrafta)
Eğer geniş çaplı, koordineli bir hava ve deniz ambargosu uygulanırsa, İsrail ekonomisi ilk 12 ay içinde çift haneli GSYH küçülmesi, ihracatta %70–90 çöküş, enflasyonda çok hızlı artış (%15–%60 arasında) ve işsizlikte büyük sıçrama (üçten iki katına veya daha fazlasına) yaşayabilir. Bölgesel/parsiyel ambargoda etki daha ılımlı ama yine de ağır: GSYH -%4 ila -10, ihracat -%30 ila -55, enflasyon ve işsizlik orta-yüksek artış gösterir. Ambargonun etkinliği doğrudan uygulayan ülkelerin ağırlığına bağlıdır; ABD ve büyük liman/taşımacılık ülkelerinin katılımı olursa etki en yüksek olur.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL KURULU’NUN, İSRAİL İÇİN YAPTIRIM VEYA BUNA BENZER KARARLARI HUKUKEN ALABİLME YETKİSİ VE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HUKUKUNA GÖRE ALINABİLECAK KARARLAR
BM sistemi içinde yaptırımlar nasıl işler, hangi organın yetkisi var, İsrail hakkında bugüne kadar neler oldu konuları aşağıda açıklanmıştır:
1. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) Yetkisi
Genel Kurul, uluslararası barış ve güvenliği koruma konusunda tartışma yapabilir, tavsiye kararları alabilir.
Ancak bağlayıcı yaptırım kararı alma yetkisi yoktur.
Genel Kurul kararları siyasi ve ahlaki baskı yaratır ama hukuken üye devletleri zorunlu kılmaz.
Yine de önemli örnekler vardır:
Apartheid Güney Afrika konusunda Genel Kurul çok sert kararlar almış, uluslararası izolasyon sürecine öncülük etmiştir.
İsrail hakkında da “Uluslararası Adalet Divanı’ndan (UAD) görüş talebi” veya “boykot çağrıları” gibi kararlar çıkmıştır.
2. BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Yetkisi
Bağlayıcı yaptırımlar ve zorlayıcı önlemler alma yetkisi BMGK’dadır.
BMGK, BM Şartı’nın VII. Bölümü kapsamında:
Ekonomik yaptırımlar,
Silah ambargosu,
Seyahat yasakları,
Askeri güç kullanımı gibi kararlar alabilir.
Sorun: ABD, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olarak İsrail’i korumak için genelde veto kullanır. Bu yüzden İsrail aleyhine bağlayıcı yaptırım kararı çıkmamaktadır. Güvenlik Konseyi kararları 5 ülkenin veto hakkı nedeniyle çoğunlukla uygulanamaz.
3. BM Hukukunun İsrail Aleyhine Kullanılabilecek Mekanizmaları
Uluslararası Adalet Divanı (UAD):
Genel Kurul veya BMGK, İsrail’in işgal politikaları hakkında hukuki görüş talep edebilir (örneğin, 2004’te “Batı Şeria’daki duvar hukuka aykırıdır” görüşü).
Bu görüşler bağlayıcı değildir ama uluslararası hukukta İsrail’i zor durumda bırakır.
İnsan Hakları Konseyi (UNHRC):
İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki ihlallerini araştırmak için bağımsız komisyonlar kurabilir.
Raporlar, uluslararası kamuoyunda ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) kullanılabilir.
Genel Kurul’un Acil Özel Oturumları (Uniting for Peace):
Eğer Güvenlik Konseyi vetolar nedeniyle hareketsiz kalıyorsa, Genel Kurul olağanüstü toplanıp üye devletlere kolektif önlemler almaları çağrısında bulunabilir.
Bu yöntem 1950’den beri (Kore Savaşı, Apartheid, Filistin meselelerinde) defalarca kullanıldı.
4. İsrail’e Karşı BM’de Alınabilecek Karar Türleri
Bağlayıcı (ancak BMGK vetosuna takılan):
Ekonomik yaptırımlar,
Silah ambargosu,
Diplomatik izolasyon.
Bağlayıcı olmayan (Genel Kurul veya Konsey raporları yoluyla):
Boykot çağrıları,
İşgalin hukuka aykırılığının tespiti,
UAD’ye danışma görüşü talebi,
İsrail’in belirli kurumlarının BM toplantılarından dışlanması,
Filistin’in haklarının teyidi.
5. Gerçekçi Hukuki Durum
Hukuken: Evet, BM İsrail’e yaptırım kararı alabilir.
Fiiliyatta: ABD vetosu nedeniyle Güvenlik Konseyi üzerinden bağlayıcı yaptırım çıkması neredeyse imkânsız.
Bu yüzden İsrail hakkında genelde Genel Kurul kararları, İnsan Hakları Konseyi raporları, UAD görüşleri gibi dolaylı yollar işletiliyor.
Sonuç:BM Genel Kurulu hukuken doğrudan yaptırım kararı alamaz, sadece tavsiye niteliğinde siyasi baskı uygular. Bağlayıcı yaptırımlar Güvenlik Konseyi’nin yetkisindedir, ancak ABD vetosu bunu engeller. Buna rağmen Genel Kurul ve İnsan Hakları Konseyi aracılığıyla İsrail aleyhine güçlü siyasi, diplomatik ve hukuki kararlar çıkarılabilir; bunlar uzun vadede İsrail’in meşruiyetini ve dış ilişkilerini zayıflatır.
BM’nin şimdiye kadar İsrail aleyhine aldığı en önemli kararların kronolojik bir listesi (örneğin 1947’den günümüze, hangi karar ne dedi) tablo halinde verilmiştir:
BM’nin İsrail ile ilgili aldığı en önemli kararları ve gelişmeleri kronolojik bir tablo halinde özetlenmiştir. Bunlar hem BM Güvenlik Konseyi (bağlayıcı kararlar) hem de BM Genel Kurulu (tavsiye ve siyasi kararlar) düzeyinde olmuştur:
BM’nin İsrail Hakkında Aldığı Önemli Kararlar (1947–2024)
Yıl | BM Organı | Karar No / Olay | İçerik ve İsrail’e Etkisi |
1947 | BM Genel Kurulu | 181 (Bölünme Planı) | Filistin’in Arap ve Yahudi devletleri olarak ikiye bölünmesi öngörüldü. Kudüs uluslararası statüde olacaktı. İsrail bunu kabul etti, Arap ülkeleri reddetti. |
1948 | BM Genel Kurulu | 194 (Mülteciler Kararı) | Filistinli mültecilerin evlerine dönme veya tazminat alma hakkı tanındı. İsrail bunu uygulamadı. |
1967 | BM Güvenlik Konseyi | 242 | Altı Gün Savaşı sonrası İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesi çağrısı. “Toprak karşılığı barış” ilkesi doğdu. |
1973 | BM Güvenlik Konseyi | 338 | Yom Kippur Savaşı sonrası ateşkes ve 242 sayılı kararın uygulanması çağrısı. |
1975 | BM Genel Kurulu | 3379 | “Siyonizm, ırkçılığın bir biçimidir” kararı. (1991’de kaldırıldı). |
1980 | BM Güvenlik Konseyi | 478 | İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan eden yasası reddedildi. Elçilikler Kudüs’ten Tel Aviv’e taşındı. |
1981 | BM Güvenlik Konseyi | 487 | İsrail’in Irak’ın Osirak nükleer reaktörüne saldırısı kınandı. |
2004 | BM Genel Kurulu & UAD | ES-10/15 & UAD Görüşü | Batı Şeria’daki İsrail duvarının uluslararası hukuka aykırı olduğu açıklandı. Genel Kurul, duvarın kaldırılmasını istedi. |
2009 | BM İnsan Hakları Konseyi | Goldstone Raporu | Gazze Savaşı’nda (2008–09) İsrail’in savaş suçları işlediği raporlandı. |
2012 | BM Genel Kurulu | 67/19 | Filistin’in “üye olmayan gözlemci devlet” statüsü tanındı. İsrail ve birkaç ülke karşı çıktı. |
2016 | BM Güvenlik Konseyi | 2334 | İsrail’in işgal altındaki topraklarda yerleşim faaliyetleri hukuka aykırı ilan edildi. ABD veto etmedi, çekimser kaldı. |
2018 | BM Genel Kurulu | ES-10/20 | İsrail’in Gazze’de Filistinli göstericilere uyguladığı aşırı güç kınandı. |
2022 | BM Genel Kurulu | 77/247 | İsrail’in işgaliyle ilgili hukuki görüş için Uluslararası Adalet Divanı’na başvuruldu. |
2024 | BM Genel Kurulu | (Çeşitli) | Gazze saldırıları sırasında ateşkes çağrısı, insani yardım koridorlarının açılması ve sivil ölümlerin kınanması kararları. ABD vetosu nedeniyle bağlayıcı olamadı. |
Genel Değerlendirme
Güvenlik Konseyi kararları (242, 338, 478, 2334 gibi) bağlayıcıdır; fakat çoğu İsrail tarafından uygulanmamıştır.
Genel Kurul kararları (181, 194, 67/19 gibi) bağlayıcı olmasa da İsrail’in uluslararası alandaki meşruiyetini tartışmaya açmıştır.
İnsan Hakları Konseyi ve UAD görüşleri, İsrail’in işgal ve saldırılarının uluslararası hukukta yasa dışı olduğunu teyit etmiştir.
ABD vetosu, İsrail’in ciddi yaptırımlardan korunmasının temel nedenidir.
FİLİSTİNİ BÖLMEK VE İSRAİL'İN EMELLERİNİ GERÇEKLEŞTİRMEDE ARAÇ OLARAK KULLANMAK ÜZERE HAMAS'IN, İSRAİL-ABD TARAFINDAN KURULMUŞ OLMA DÜŞÜNCESİ
Bu iddianın (Hamas’ın “İsrail–ABD tarafından kurulmuş olduğu”) güçlü bir kanıtı yok. Ancak iddianın nasıl yayıldığını, hangi gerçeklere dayanıp hangi yanlış yorumlara dayandığını ve neden kısmen anlamlı (ama yanlış yönlendirici) olduğuna dair açıklayıcı bir değerlendirme yapmak mümkündür.
1) Hamas’ın kökeni — ne biliyoruz?
Hamas, 1987’de Birinci İntifada sırasında Şeyh Ahmed Yassin ve Gazze’deki Müslüman Kardeşler çevresinden doğdu; kökeni 1970’lerin başında kurulmuş sosyal/hayır işleri örgütü ve dini yapılanmalara dayanır. Kuruluşu, yerel toplumsal ve siyasal koşulların (işsizlik, işgal, İntifada) bir ürünü olarak kabul edilir. Vikipedi
2) “İsrail/ABD kurdu” iddiasının kaynağı — nereden geliyor?
Bu iddia birkaç ayrı noktadan besleniyor:
1970–80’lerde İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da Müslüman Kardeşler’e sosyal hizmetler ve yardım faaliyetleri yürüten örgütlere karşı nispeten toleranslı veya dolaylı olarak alan bıraktığı; bazı yorumcular bu tavrın seküler PLO’yu dengelemek amacı taşıdığını söylüyor. Bu tarihsel politika, bazılarının “bilinçli yaratma” iddiasına dönüşmesine zemin verdi. Vikipedi
Politik eleştiriler ve sol kanat İsrail muhalefetinde “İsrail, Gazze’deki İslami hareketleri güçlendirerek Filistin siyasetini bölmek istedi” türü değerlendirmeler yapıldı; bu ifadeler popüler söylemde çarpıtılarak “yarattı” şeklinde aktarıldı.
3) Akademik / istihbari değerlendirme — somut kanıt var mı?
Güvenilir analizler (think-tank, kongre raporları, gazetecilik incelemeleri) şu sonuca varıyor: Hamas’ın doğrudan İsrail veya ABD tarafından “kurulduğuna” dair ikna edici bir delil yok. Bunun yerine daha doğru anlatım şöyle olur:
İsrail bazı dini/İslami hayır kuruluşlarına ve kardeşlik tabanlı örgütlere 1970–80’lerde nispeten alan bıraktı veya onları PLO’ya karşı nispeten daha az baskı altına aldı; bu dolaylı ortam, İslami hareketlerin sosyo-politika tabanı oluşturmasına katkı sağladı.
Hamas bağımsız bir oluşum olarak yerel liderler (Yassin ve başkaları) tarafından örgütlendi; daha sonraları bölgesel aktörlerin (ör. İran) ve kendi iç dinamiklerinin desteğiyle silahlı kapasite geliştirdi. Council on Foreign Relations
4) “Filistin’i bölmek aracı” iddiası — stratejik değerlendirme
Gerçek: 2006 seçimleri ve 2007’de Gazze’nin fiili olarak Hamas kontrolüne geçmesi Filistin siyasetinde somut bir bölünme yarattı (Gaza — Hamas; Batı Şeria — Fatah/PA). Bu bölünmenin bölgesel ve uluslararası aktörlerin (İsrail dâhil) menfaatlerine hizmet ettiği argümanı, bazı analistlerce savunulur. Clingendael
Ancak bu, “Hamas’ın yaratılmasının” doğrudan planlandığı anlamına gelmez. Daha doğru tespit: Bazı politik tercihlerin (ör. İslami örgütlere tolerans) ve zaman içinde gelişen olayların sonuçları, Filistin siyasetinde bölünmeyi kolaylaştırdı — fakat bu, aynı şey değildir: “yaratıldı ve bir araç olarak niyetle kullanıldı” iddiası için somut bir belge/istihbarat delili yok.
5) Neden bu tür komplo anlatıları çekici oluyor?
Basit, nedensel bir hikâye sunuyor: “A aktörü B’yi yarattı, sonuçları X.” İnsanlar karmaşık sebep-sonuç zincirlerini böyle azaltılmış hikâyelere tercih eder.
Bazı gerçek unsurlar (İsrail’in geçmişte Müslüman Kardeşler’e karşı seçici politika izlemesi; Batı desteği alan aktörlerin farklı sonuçları) birleştirilip abartılarak tek bir “kurma” tezi haline getiriliyor.
6) Son değerlendirme (özet)
Doğru: Hamas’ın kuruluşuyla ilgili olarak İsrail’in geçmişte bazı İslami yapıların gelişimine tolere edici yaklaştığı; ayrıca Hamas’ın Gazze’yi ele geçirerek Filistin siyasetinde bölünmeye yol açtığı. Bu durum İsrail’in stratejik menfaatlerine dolaylı olarak hizmet etmiş olabilir. Vikipedi
Yanlış/abartılı: Hamas’ın doğrudan “İsrail veya ABD tarafından kurulduğu” iddiası — mevcut, güvenilir kaynaklarda desteklenmiyor. Bu, tarihsel gerçeklerin çarpıtılmasıyla yayılan bir komplo anlatısıdır. Council on Foreign Relations
Kısa kaynak listesi
Council on Foreign Relations — “What Is Hamas?” (genel tarihçe ve analizi).
Congressional Research Service raporları — Hamas ve ABD politikası özetleri.
Wilson Center / akademik incelemeler — Hamas doktrini ve kökenleri.
DÜNYA'DAKİ YAHUDİ VARLIĞI VE LOBİSİNİN AĞIRLIĞI
Bu konuyu hem demografik hem de siyasi açıdan ele almak gerekir.
1. Dünya’daki Yahudi Nüfusu
2025 tahmini ile dünya genelinde yaklaşık 15–16 milyon Yahudi yaşamaktadır.
Nüfus dağılımı büyük ölçüde birkaç ülkeye yoğunlaşmıştır:
Ülke | Tahmini Yahudi Nüfusu | Yüzde (%) |
ABD | ~6,0 milyon | %37–40 |
İsrail | ~7,0 milyon | %44–46 |
Fransa | ~450.000 | %3 |
Kanada | ~390.000 | %2,5 |
Birleşik Krallık | ~290.000 | %2 |
Rusya | ~165.000 | %1 |
Almanya | ~120.000 | %0,8 |
Diğer ülkeler | ~400.000 | %3 |
Yahudi nüfusunun yarısından fazlası ABD ve İsrail’de bulunur.
2. Yahudi Topluluklarının Özellikleri
Genellikle yüksek eğitim seviyesine sahiptirler; bilim, teknoloji, tıp ve finans alanlarında yüksek temsile sahiptirler.
Diaspora toplulukları güçlü sosyal ve kültürel örgütlenmelere sahiptir.
Yahudiler, özellikle ABD ve Avrupa’da, ekonomik ve siyasi ağlar oluşturmuşlardır.
3. Yahudi Lobisi ve Politik Ağırlığı
“Yahudi lobisi” genellikle ABD’deki ve bazı Avrupa ülkelerindeki örgütlenmeleri ifade eder.
ABD’deki en etkili kuruluşlar arasında:
AIPAC (American Israel Public Affairs Committee): ABD Kongresi ve yönetimi üzerinde İsrail lehine etkili lobi faaliyetleri yürütür.
ADL (Anti-Defamation League): Antisemitizmle mücadele ve Yahudi çıkarlarını savunur.
J Street: Daha liberal politikaları destekleyen bir lobi kuruluşudur.
Öne çıkan noktalar:
Siyasi etki:
ABD’de, özellikle Kongre seçimlerinde ve dış politika kararlarında önemli rol oynar.
ABD’nin İsrail’e askeri ve ekonomik yardımında belirleyici olabilir.
Ekonomik ve akademik etki:
Finans, teknoloji ve medya sektörlerinde güçlü bağlantılar kurmuşlardır.
Üniversiteler ve araştırma merkezleri aracılığıyla bilim ve teknoloji politikalarını etkileyebilirler.
Uluslararası etki:
BM ve Avrupa Parlamentosu gibi uluslararası platformlarda İsrail’in pozisyonunu destekleyici lobi faaliyetleri yürütürler.
Ancak Avrupa ve Latin Amerika gibi bölgelerde etkileri ABD’ye kıyasla sınırlıdır.
4. Gerçekçi Perspektif
Yahudi nüfusu dünya nüfusunun sadece ~0,2%’sini oluşturur.
Ancak coğrafi yoğunlaşma, yüksek eğitim ve örgütlenme sayesinde bazı ülkelerde orantısız etki yaratabilirler.
Bu etkiyi “gizli güç” gibi göstermek yanıltıcıdır; etkileri çoğunlukla şeffaf örgütlenmeler ve açık siyasi lobi faaliyetleri üzerinden gerçekleşir.



Yorumlar