top of page

DÖVİZ KURU ARTMIYOR VE FAİZ HALA YÜKSEK: ENFLASYON NEDEN DÜŞMÜYOR?

  • 10 Şub 2025
  • 48 dakikada okunur

TÜİK verilerine göre Ocak 2025’te, enflasyon aylık bazda %5,03, yıllık bazda ise %42,12 olarak gerçekleşti.

Enflasyon Araştırma Grubu'na (ENAG) göre ise, Ocak ayında %8,22, yıllık bazda %81,01 artış gösterdi.

Devletin resmi istatistik kurumu ile özel bir araştırma grubunun, yıllık enflasyona ilişkin verileri arasında neredeyse iki kat fark olması son derece şaşırtıcı ve kafa karıştırıcı..

Prensip olarak devletin ilan ettiği resmî enflasyon rakamlarına itibar etmemiz gerekiyor. ENAG’ın ilan ettiği rakamların normalden yüksek olduğunu kabul etsek de; aydan aya sürekli artan fiyatlardan hareketle, herkesin kesesine hitap eden gerçek enflasyonun TÜIK’in ilan ettiği oranlardan daha yüksek olduğunu fark etmemek mümkün değil.

Görünen tablo şudur:

Alınan tüm tedbirlere, sıkı para politikasına, faizlerin rekor seviyeye yükseltilmesine ve yüksek vergi uygulamalarına rağmen enflasyon düşmüyor.

En azından yeteri kadar, yani beklendiği oranda düşmüyor.

Geçtiğimiz yıllarda yükseldiği %80-90’lardan %50’ler civarına gelmesi, hatırı sayılır bir düşüş olsa da, bu sonucun ekonomiye ve topluma maliyetini düşündüğümüzde gelecek için fazla umutlanamıyoruz.

Bundan bir kaç yıl öncesine kadar sürdürülen düşük faiz ve “büyümeye” dayalı ekonomi politikasının sonucu; rekor artış gösteren enflasyon, tarihi dip seviyelere inen merkez bankası rezervleri ve yabancı para birimleri karşısında değeri hızla düşen TL oldu.

Mehmet Şimşek göreve geldikten sonra, bu defa tamamen ters bir yaklaşım sergilendi. Politika faizini %50’ye yükselterek parayı sıkılaştırma, kredi büyümesini sınırlayarak tüketim talebini azaltma, yüksek vergi tahsilatıyla devletin gelirlerini arttırma, kamu harcamalarını kısarak bütçe açığını azaltma gibi “ortodoks” uygulamalar devreye girdi. Bu uygulamalar, 20 yıla yakın bir süre refahın nimetlerinden, gerçek ekonomik büyümenin gerektirdiğinden çok daha fazla pay alarak “yalancı bahar” yaşayan Türk ekonomisi üzerinde şok etkisi meydana getirdi.

Evet, kur korumalı mevduat uygulaması kapsamında, banka mevduatına %60’a kadar varan yüksek oranlarda faiz verilmesi, döviz cephesinde beklenen hedefin gerçekleşmesini sağladı. Döviz kurları son üç yıldır neredeyse hiç artmadı ve enflasyon oranlarının çok altında kaldı. Merkez bankası rezervlerinde ciddi artış ve rahatlama sağlandı.

Ama buna karşılık;

-Öncelikle Hazine ve Merkez Bankası, KKM’nin kur farkı ödemelerini üstlendiği için bütçe üzerinde Trilyon TL’ye yakın bir mali yük oluştu ve bu yük, devletin daha fazla borçlanmasına ve vergi artışlarına neden oldu. Böylelikle bütçe açığı büyüdü.

-İç talebi ve tüketimi kısarak enflasyonu dizginlemek ve dövize yönelişi durdurarak kur artışını engellemek üzere mevduata devlet garantisiyle yapılan yüksek faiz ödemeleri; sıcak para sahibi sermayedarlara muazzam haksız servetler kazandırdı ve Türkiye’de gelir dağılımı adaletini bir daha kolay düzeltilemeyecek şekilde bozdu.

-KKM ödemelerini karşılamak üzere piyasaya mecburen sürülen TL likiditesi, para arzını arttırdı ve enflasyonu düşürmeyi hedefleyen bu uygulamadaki amacın aksine, özellikle 2023 ve 2024’te enflasyonun yükselmesine neden oldu.

-KKM hesaplarını cazip kılmak üzere bankaların mevduat faizlerini yüksek tutmaları sonucu kredi faizleri de yükseldi ve reel sektör krediye erişmekte zorlandı.

Döviz kurunun baskılanması ve faiz oranlarının yükseltilmesiyle iç talep azaltılmasına rağmen, fiyat artışlarının hala durmaması, yani hayat pahalılığının devam etmesi, şu faktörlerin rolüyle açıklanabilir:

-Maliyet enflasyonunun yüksek kalmaya devam etmesi,

-Ücret artışları ve işçilik maliyetlerinin döviz kuru ve dış faktörlerden bağımsız olarak yükselmesi,

-Kamunun fiyatlama politikaları,

-Doğal gaz, petrol, elektrik gibi enerji giderlerinin ve hammadde maliyetlerinin artışı,

-Bütçe açığını kapatmak üzere devletin ÖTV ve KDV gibi dolaylı vergileri arttırması,

-Krediye erişim zorluğu ve kredi maliyetlerindeki yüksekliğin fiyatlara yansıması,

-Enflasyon oranının mevduat faizlerinden yüksek olması nedeniyle düşük gelirlilerin harcamaya yönelmesi ve tasarruf eğiliminin düşük kalması,

-Enflasyonun daha da yükseleceğine dair beklentilerin fiyat artışlarını körüklemesi..

Buna karşılık yüksek miktarlı mevduat sahiplerinin yüksek faiz iştahıyla riskten kaçınıp paralarını bankalarda tutması, yatırımların ve üretimin daralmasına, mal ve hizmet arzının azalmasına, dolayısıyla fiyatların yukarı yönlü baskı altında kalıp artmasına sebep oluyor.

Böylelikle, rekor düzeydeki faiz artışlarının enflasyonu düşürmedeki etkisi sınırlı kalırken, yatırımları yavaşlatması nedeniyle ekonomide durgunluk riski de yükselmiş oluyor.

Yüksek faiz artışı ve piyasa müdahaleleri sonucu dövize yönelişin durmasıyla Türk lirası son üç yıldır yabancı para birimleri karşısında yapay bir biçimde değerli hale getirilmiştir. Bunun anlamı, ülkemiz için ihracatın pahalı, ithalatın ucuz hale gelmesi; yerli üreticinin rekabet gücü ve dolayısıyla ihracat geliri azalırken, ithalatın artması ve cari açık sorununun derinleşmesidir.

Döviz fiyatlarının baskılanması nedeniyle TL’nin değerli hale gelmesinin bir diğer sonucu, yurt dışındaki malların ve hizmetlerin, özellikle gayrimenkul fiyatlarının Türk vatandaşları için daha cazip hale gelmesidir.

Öyle ki, Türkiye’de inşaat maliyetlerinin yüksekliği sebebiyle TL cinsinden konut pahalı hale geldiği, döviz de görece ucuz kaldığı için; Türk vatandaşları döviz biriktirip yurt dışından (özellikle ABD’den) daha ucuza, daha yüksek standartlarda, daha yüksek ve düzenli kira getiren konut satın alma furyasına girdiler. Bu, açıkça ülkemizden “net sermaye kaçışına” işaret eden bir durumdur.

5-6 yıl önce döviz kuru yüksek ve Türk Lirası hayli değersiz iken, yabancılara göre Türkiye’de emlak fiyatları çok ucuzdu ve bu nedenle özellikle tatil beldelerinde büyük yatırımlar yaptılar. Bugün ise döviz kurunun baskılanması nedeniyle durum tersine döndüğü ve bizde döviz ucuzladığı için,Türkiye’deki mülklerini satıp kendi ülkelerine dönmeye ve ellerindeki para ile oralardan daha değerli gayrimenkuller almaya başladılar.

Ayrıca yine bu sebeplerle Türkiye’de gıda ve yiyecek fiyatları, çevre ülkelerdekine ve yurt dışı ortalamalarına göre daha yüksek seyrediyor.

Ne yazık ki, üretimden kopuk, ithalata bağımlı ve dış şoklara karşı hayli kırılgan durumdaki ekonomimiz nedeniyle değeri sürekli düşen Türk lirasını; mevduata verilen rekor faiz oranları ve baskılanan döviz kurlarıyla değerli hale getirmek geçici ve sahte bir başarıdan öte bir şey değildir.

“Döviz,” “faiz,” “enflasyon” ve “para arzı” gibi belli oranlar ve rakamlarla ifade edilen araç ve göstergeler; aslında ekonominin dayandığı arz, talep, harcama, tasarruf, üretim, tüketim, ihracat, ithalat gibi temel faaliyet ve süreçlerin işleyişini ve aralarındaki yapısal dengeyi ortaya koyar.

Bir ülkenin ekonomik ve mali performansını yansıtan bu gösterge ve değerler, yeri geldiğinde birer enstrüman olarak kullanılmak suretiyle ekonomik dengeler yeniden şekillendirilebilir ve krizlere çözümler üretilebilir. Bu bağlamda, piyasa müdahaleleriyle döviz kurunu baskılamak, kısa vadede enflasyonu düşürmek ve borçları yönetmek mümkün olsa da, orta ve uzun vadede “sanayisizleşme,” “cari açık artışı,” “rezerv kaybı” ve “ani kur şokları” gibi büyük riskler ortaya çıkar.

Bu nedenle, bu araçların kullanımı yoluyla oluşturulan ekonomik denge; yapısal reformlar, sürdürülebilir kalkınma stratejileri, nitelikli ve yüksek katma değerli üretimle desteklenmediği sürece yüzeysel ve geçici olmaya, hatta yeni krizler üretmeye mahkumdur. Ulvi Saran- Karar gazetesi

TEKNOLOJİK ÜRÜN İHRACATINI ARTIRMAK İÇİN NE YAPILMALI

Teknolojik ürün ihracatını artırmak için kapsamlı bir strateji izlenmelidir. İşte bazı temel adımlar:

1. Ar-Ge ve Yenilikçilik Yatırımlarını Artırmak

Şirketlerin Ar-Ge faaliyetlerine daha fazla yatırım yapmaları teşvik edilmelidir.

Üniversiteler ve özel sektör iş birliği güçlendirilerek inovasyon desteklenmelidir.

Teknoloji geliştirme bölgeleri (teknoparklar) ve kuluçka merkezleri artırılmalıdır.

2. Kaliteli Ürün ve Katma Değerli Üretim

Düşük maliyetle yüksek kaliteli ürünler üretmek için üretim süreçleri modernize edilmelidir.

Yerli üretimden ziyade, markalaşma ve patentli ürünler üzerine odaklanılmalıdır.

Ürünlerin uluslararası sertifikalara uygunluğu sağlanmalıdır.

3. Uluslararası Pazarlara Açılmak

Hedef pazar analizleri yapılarak stratejik ihracat ülkeleri belirlenmelidir.

Yurtdışı fuarlara, teknoloji etkinliklerine ve ticaret heyetlerine katılım teşvik edilmelidir.

E-ihracat platformları (Amazon, Alibaba vb.) ve dijital pazarlama stratejileri aktif kullanılmalıdır.

4. Devlet Destekleri ve Teşviklerden Faydalanmak

KOSGEB, TÜBİTAK ve Ticaret Bakanlığı’nın Ar-Ge ve ihracat teşvikleri etkin kullanılmalıdır.

Teknoloji ihracatçılarına özel vergi indirimleri ve teşvikler sunulmalıdır.

Start-up’lara yönelik devlet destekli fonlar artırılmalıdır.

5. Lojistik ve Gümrük Kolaylıkları Sağlamak

Ürünlerin hızlı ve düşük maliyetle taşınabilmesi için lojistik altyapısı güçlendirilmelidir.

Gümrük işlemleri hızlandırılmalı ve dijitalleştirilmelidir.

Serbest ticaret anlaşmaları (STA) ve uluslararası iş birlikleri artırılmalıdır.

6. Nitelikli İş Gücü Yetiştirmek

Mühendislik ve yazılım gibi alanlarda eğitim kalitesi artırılmalıdır.

Girişimcilik ve inovasyon odaklı eğitim programları yaygınlaştırılmalıdır.

Beyin göçünü önlemek ve yetenekli insanları ülkeye çekmek için teşvikler sağlanmalıdır.

7. Dijitalleşme ve Siber Güvenlik Önlemlerini Geliştirmek

Üretim süreçleri dijitalleşerek verimlilik artırılmalıdır.

Yapay zeka, büyük veri ve nesnelerin interneti gibi teknolojiler etkin kullanılmalıdır.

İhracat yapan firmaların siber güvenlik altyapıları güçlendirilmelidir.

Bu adımlar atılarak Türkiye’nin teknoloji ihracatında daha rekabetçi bir konuma gelmesi sağlanabilir.


MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER NEDİR VE NASIL DENGELENİR

Makro Ekonomik Göstergeler Nedir?

Makro ekonomik göstergeler, bir ülkenin veya bölgenin ekonomik sağlığını ve performansını ölçen temel veriler ve istatistiklerdir. Bu göstergeler, hükümetler, merkez bankaları, yatırımcılar ve işletmeler tarafından ekonomi politikalarını belirlemek ve geleceğe yönelik kararlar almak için kullanılır.

Başlıca makro ekonomik göstergeler şunlardır:

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH): Bir ekonominin toplam üretimini ve büyüme hızını gösterir.

Enflasyon Oranı: Fiyat seviyelerinin zaman içinde nasıl değiştiğini gösterir.

İşsizlik Oranı: Çalışmaya istekli ancak iş bulamayan kişilerin toplam işgücüne oranını belirtir.

Faiz Oranları: Merkez bankalarının belirlediği politika faiz oranları kredi ve yatırım ortamını etkiler.

Döviz Kuru: Bir ülkenin para biriminin diğer para birimleri karşısındaki değeri.

Cari Açık veya Fazla: Bir ülkenin dış ticaret dengesi ve uluslararası ekonomik ilişkileri hakkında bilgi verir.

Sanayi Üretim Endeksi: Üretim sektöründeki büyümeyi veya daralmayı gösterir.

Makro Ekonomik Göstergeler Nasıl Dengelenir?

Makro ekonomik göstergeleri dengelemek, ekonominin sürdürülebilir büyümesini sağlamak ve krizleri önlemek için gereklidir. Bunu sağlamak için hükümetler ve merkez bankaları çeşitli ekonomik politikalar uygular:

1. Para Politikası (Merkez Bankası Müdahaleleri)

Merkez bankaları, faiz oranlarını ve para arzını düzenleyerek ekonomik dengeyi sağlamaya çalışır:

Enflasyon yüksekse, faiz oranları artırılarak talep azaltılır ve fiyatlar düşürülmeye çalışılır.

Ekonomi durgunlaşmışsa, faizler düşürülerek tüketim ve yatırımlar teşvik edilir.

2. Maliye Politikası (Devletin Bütçe ve Vergi Politikaları)

Hükümetler, kamu harcamaları ve vergi düzenlemeleri ile ekonomik istikrar sağlamaya çalışır:

Resesyon dönemlerinde, kamu harcamaları artırılarak büyüme teşvik edilir.

Enflasyonist dönemlerde, harcamalar kısılır ve vergiler artırılarak talep düşürülür.

3. Döviz Politikaları

Merkez bankaları döviz kurlarını dengelemek için müdahalelerde bulunabilir:

Döviz rezervleri kullanılarak ani kur dalgalanmaları kontrol edilebilir.

İhracatı artırmak için ulusal para biriminin değeri düşürülebilir.

4. Yapısal Reformlar

Uzun vadede ekonomik istikrar için:

Eğitim, altyapı ve inovasyon yatırımları artırılır.

İş gücü piyasası reformlarıyla istihdam artırılır.

Sanayi ve tarımda verimlilik artırıcı politikalar uygulanır.

Makro ekonomik göstergelerin dengelenmesi, sürdürülebilir ekonomik büyüme ve refah için kritik bir süreçtir. Bu süreçte hükümetlerin ve merkez bankalarının koordineli çalışması büyük önem taşır.

HER YÖNDEN BOZULMUŞ BİR EKONOMİK DURUMU DÖZELTMEK İÇİN NEREDEN BAŞLAMALI

Her yönden bozulmuş bir ekonomik durumu düzeltmek, kapsamlı ve disiplinli bir yaklaşımla mümkündür. Başarılı bir toparlanma için aşağıdaki temel adımlardan başlanmalıdır:

1. Mevcut Durumun Analizi

Öncelikle ekonominin hangi alanlarında bozulma yaşandığı detaylı bir şekilde tespit edilmelidir. Bu analiz şunları içermelidir:

Enflasyon oranı

İşsizlik oranı

Dış borç ve bütçe açığı

Üretim ve sanayi kapasitesi

Dış ticaret dengesi

Bankacılık ve finansal sistemin durumu

Bu veriler ışığında, ekonomik bozulmanın temel nedenleri belirlenmeli ve öncelikli müdahale alanları tespit edilmelidir.

2. Güven Ortamının Yeniden Tesisi

Ekonomi büyük ölçüde güvene dayanır. Eğer yatırımcılar, tüketiciler ve uluslararası piyasa ülkeye güvenmiyorsa ekonomik toparlanma mümkün olmaz. Bunun için:

Hukukun üstünlüğü sağlanmalı ve yolsuzlukla mücadele edilmelidir.

Bağımsız bir merkez bankası politikası oluşturulmalıdır.

Şeffaf ve öngörülebilir bir ekonomi yönetimi benimsenmelidir.

3. Para ve Maliye Politikalarının Düzenlenmesi

Enflasyon Kontrolü: Para arzı kontrol altına alınmalı, gereksiz devlet harcamaları kısılmalı, faiz politikaları etkin bir şekilde uygulanmalıdır.

Vergi Reformu: Vergi sisteminde adalet sağlanmalı, kayıt dışı ekonomi minimize edilmeli, yatırımları teşvik eden vergi politikaları oluşturulmalıdır.

Kamu Harcamalarının Verimli Kullanımı: İsraf ve gereksiz harcamalar azaltılmalı, bütçe disiplini sağlanmalıdır.

4. Üretimi ve İhracatı Desteklemek

Tarım ve sanayi sektörleri yeniden yapılandırılmalıdır.

KOBİ’ler teşvik edilerek iç piyasa canlandırılmalıdır.

Dış ticaret açığını azaltmak için ihracat teşvik edilmeli, ithalata bağımlılık azaltılmalıdır.

5. Finansal ve Bankacılık Sisteminin Güçlendirilmesi

Bankacılık sektörü denetlenmeli ve kredi riskleri minimize edilmelidir.

Yabancı yatırımcıların güvenini kazanacak finansal politikalar geliştirilmelidir.

6. Sosyal Politikalar ve İşsizlikle Mücadele

İstihdam teşvik edilerek işsizliği azaltacak politikalar uygulanmalıdır.

Eğitim ve mesleki gelişim programları ile iş gücü kalitesi artırılmalıdır.

Bu adımlar eş zamanlı olarak uygulandığında, ekonomi zamanla toparlanabilir. Ancak en önemli faktör, sürdürülebilir ve güvenilir bir ekonomi yönetimi sağlamaktır.

EKONOMİYİ DÜZELMEK İÇİN İLK YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR

Ekonomiyi düzeltmek için atılması gereken ilk adımlar, kısa vadeli kriz yönetimi ile uzun vadeli yapısal reformları birleştiren bir strateji içermelidir. İşte en kritik adımlar:

1. Enflasyonu Kontrol Altına Almak

Para Politikası: Merkez Bankası, enflasyonu düşürmek için bağımsız ve güvenilir bir para politikası izlemelidir. Faiz oranları ve likidite yönetimi enflasyonu kontrol edecek şekilde düzenlenmelidir.

Maliye Politikası: Kamu harcamaları ve bütçe açıkları disiplin altına alınarak gereksiz harcamalar azaltılmalıdır.

Üretim Maliyetleri: Enerji ve hammadde fiyatlarını düşürecek önlemler alınarak üretim maliyetleri kontrol edilmelidir.

2. Döviz Kurlarını ve Cari Açığı Dengede Tutmak

İhracat ve Yatırım Teşvikleri: Katma değeri yüksek ihracatı artırarak döviz girdisi sağlanmalıdır.

Enerji Bağımsızlığı: Yenilenebilir enerji ve yerli enerji kaynaklarına yatırım yaparak dışa bağımlılık azaltılmalıdır.

Yatırımcı Güveni: Hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve öngörülebilirlik sağlanarak yerli ve yabancı yatırımcıların güveni artırılmalıdır.

3. Üretimi ve İstihdamı Artırmak

Sanayi ve Tarım Destekleri: Yerli üretim teşvik edilmeli, ithalata bağımlılık azaltılmalıdır.

KOBİ Destekleri: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana erişimi kolaylaştırılmalıdır.

İş Gücü Kalitesi: Eğitim ve mesleki gelişim programlarıyla nitelikli iş gücü yetiştirilmelidir.

4. Kamu Maliyesini Güçlendirmek

Vergi Reformu: Vergi tabanı genişletilmeli, doğrudan vergiler artırılarak adil bir vergi sistemi oluşturulmalıdır.

İsrafı Önlemek: Kamu harcamaları şeffaflaştırılmalı ve verimsiz harcamalar engellenmelidir.

Borç Yönetimi: İç ve dış borçlanma kontrollü yapılmalı, bütçe açıkları sürdürülebilir seviyeye çekilmelidir.

5. Hukuk ve Kurumsal Güveni Güçlendirmek

Bağımsız Yargı: Hukukun üstünlüğü sağlanarak yatırımcıların güveni artırılmalıdır.

Kurumsal Reformlar: Kamu kurumları, şeffaflık ve liyakat esasına göre yönetilmelidir.

Bürokrasi Azaltılmalı: Yatırım süreçleri ve iş kurma prosedürleri kolaylaştırılmalıdır.

6. Dijitalleşme ve Teknolojiye Yatırım

Sanayi 4.0: Dijital üretim, yapay zeka ve otomasyon teknolojilerine yatırım yapılmalıdır.

E-Devlet Geliştirilmesi: Kamusal hizmetler dijitalleştirilerek verimlilik artırılmalıdır.

Yazılım ve Bilişim Teşvikleri: Teknoloji start-up’larına ve bilişim sektörüne yönelik teşvikler artırılmalıdır.

Ekonomik toparlanma süreci zaman alır, ancak yukarıdaki adımlar uygulanırsa güven ortamı oluşur ve sürdürülebilir büyüme sağlanabilir. Sizce en acil çözülmesi gereken ekonomik sorun hangisi?

BEYİN GÖÇÜNÜ DURDURMAK İÇİN NE YAPILMALI

Beyin göçünü durdurmak ve tersine beyin göçünü teşvik etmek için kapsamlı bir strateji gereklidir. İşte uygulanabilecek bazı önlemler:

1. Ekonomik ve Kariyer Olanaklarını İyileştirmek

Yüksek nitelikli bireyler için rekabetçi maaş ve sosyal haklar sağlanmalıdır.

Özel sektörün Ar-Ge yatırımları teşvik edilerek daha fazla iş fırsatı yaratılmalıdır.

Uluslararası standartlarda çalışma koşulları sunulmalıdır.

2. Ar-Ge ve İnovasyon Ekosistemini Geliştirmek

Üniversite-sanayi iş birliği güçlendirilerek bilim insanları ve mühendisler için daha cazip araştırma projeleri oluşturulmalıdır.

Teknoloji geliştirme bölgeleri ve start-up ekosistemi desteklenmelidir.

Yatırımcıları teşvik eden girişim sermayesi fonları artırılmalıdır.

3. Eğitim Kalitesini Yükseltmek

Lisans ve lisansüstü eğitim programları dünya standartlarına çıkarılmalıdır.

Yurt dışında eğitim alan kişilerin geri dönmesini teşvik edecek burs ve destek programları oluşturulmalıdır.

STEM (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) alanlarında daha fazla öğrenci yetiştirilmelidir.

4. Yaşam Kalitesini Artırmak

Sağlık, ulaşım, konut gibi temel yaşam alanlarında standartlar yükseltilmelidir.

Sosyal, kültürel ve sanatsal faaliyetler teşvik edilerek bireylerin kendilerini geliştirebileceği bir ortam oluşturulmalıdır.

Güvenli, adil ve özgür bir toplum yapısı güçlendirilmelidir.

5. Geri Dönüş Teşvikleri Sunmak

Yurt dışına gitmiş uzmanların ülkeye dönmesini teşvik eden özel programlar oluşturulmalıdır.

Dönen bireylere vergi avantajları, başlangıç hibeleri veya uygun konut kredileri sağlanmalıdır.

Akademik ve profesyonel kariyerlerine devam edebilecekleri cazip fırsatlar sunulmalıdır.

6. Küresel Düzeyde Rekabetçi Bir Ülke Olmak

Türkiye’yi uluslararası alanda yeteneklerin çekim merkezi haline getirecek politikalar geliştirilmelidir.

Uluslararası şirketlerin Ar-Ge merkezleri açması teşvik edilmelidir.

Dijitalleşme, yapay zeka ve yeni teknolojilere yönelik yatırımlar artırılmalıdır.

Beyin göçü, sadece ekonomik değil, sosyal ve politik nedenlerle de yaşanan bir durumdur. Bu yüzden hem maddi hem de manevi faktörler ele alınarak uzun vadeli politikalar uygulanmalıdır.

MİLLET İTTİFAKININ EKONOMİ PROGRAMI

DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Başkanı İbrahim Çanakçı; Temel Ekonomik Hedefler, Ekonomi Kurumlarının Güçlendirilmesi ve Yeniden Yapılandırılması, Merkez Bankası Bağımsızlığının Teminat Altına Alınması, Para Politikası, Kamuda İsrafla Mücadele, Bütçe ve Kamu Harcamaları, KİT’ler ve Diğer Kamu, Vergi, Kamu-Özel İşbirliği Projeleri, Finans Sektörü Politikaları, İstihdam ve İşsizlikle Mücadele Politikaları alt başlıklarından oluşan Ekonomi, Finans ve İstihdam ana başlığındaki bazı maddeleri şu şekilde açıkladı:

- ‘’Enflasyonu iki yıl içinde düşük tek haneye kalıcı bir biçimde indireceğiz.’’

- ‘’Türk lirasına yeniden itibar ve istikrar kazandıracağız.’’

- ‘’Ortalama büyüme hızının yüzde 5’in üzerinde gerçekleşmesini sağlayacağız.’’

- ‘’Beş yılın sonunda dolar cinsinden kişi başına milli gelirimizi en az iki katına çıkaracağız.’’

- ‘’Beş yılda en az 5 milyon ilave, nitelikli ve insan onuruna yaraşır gelir sağlayan iş imkanı oluşturacak, işsizliği tek haneye indireceğiz.’’

Demokrat Parti Ekonomik İşler Başkanı Bülent Şahinalp Bilim Politikası, Tersine Beyin Göçü, AR-GE ve Yenilikçilik, Girişimcilik, Dijital Dönüşüm alt başlıklarından oluşan Bilim, AR-GE, Yenilikçilik, Girişimcilik ve Dijital Dönüşüm ve Okul Öncesi Eğitim, İlköğretim, Ortaöğretim, Yükseköğretim, Öğretmen, Özel Eğitim, Özel Yetenekli Öğrenciler, Yaşam Boyu Eğitim ve Okullar alt başlıklarından oluşan Eğitim ve Öğretim ana başlığındaki bazı maddeleri şu şekilde açıkladı:

‘’Bilim politikamızı, insan, özgürlük, demokratik eğitim, bilimsel düşünme, girişimcilik ve teknoloji üretimi odaklı bir anlayışla yürüteceğiz.’’

‘’Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunu tekrar çalışır hale getireceğiz.’’

‘’TÜBİTAK’ı sadece Araştırma Enstitüleri ile kritik alanlarda ileri araştırmalar yapan bir kurum haline getireceğiz.

‘’Eğitim kurum ve süreçlerini cinsiyet, etnik köken, din, dil, yerleşim yeri, sağlık durumu, sosyo-ekonomik koşulları ayırt etmeden, fırsat eşitliği ve adaletini ve herkesin nitelikli eğitim hakkını garanti altına alan kapsayıcı bir anlayışla düzenleyeceğiz.’’

‘’Zorunlu eğitimi 1 yılı okul öncesi eğitim, 5 yılı ilkokul, 4 yılı ortaokul, 3 yılı ise lise olmak üzere 1+5+4+3 şeklinde uygulayacağız.’’

YOLSUZLUKLA MÜCADELE 

• Sivil toplumun da destek ve katkısıyla “Yolsuzlukla Mücadele Strateji ve Eylem Planı” hazırlayacak ve kararlılıkla uygulayacağız.

• Yolsuzlukla mücadelede idari, yargı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimini etkinleştireceğiz. • TBMM’de “Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu” kuracağız.

• Yolsuzlukla mücadele mevzuatını, Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu’nun (GRECO) tavsiye kararlarıyla tam uyumlu hale getireceğiz.

• OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu’nun yurt dışı merkezli kişi ve kuruluşlardan gelen rüşvetle mücadele, ihbarcıların korunması ve kovuşturma bağımsızlığı konularında tespit ettiği eksiklikleri ivedilikle gidereceğiz.

• Rüşvet ve yolsuzluk suçlarında yargı süreçlerini hızlandıracak, cezaları artıracak, zaman aşımını kaldıracak, bu suçların af kapsamına alınmamasını sağlayacağız. • 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nda değişiklik yaparak kaynağı açıklanamayan gelir ve servet artışlarının cezalarını artıracak ve tavizsiz bir şekilde uygulayacağız. • Uluslararası Yolsuzluk Sözleşmesi başta olmak üzere tüm uluslararası mekanizmaları kullanarak yolsuzluktan elde edilen ve yurtdışına kaçırılan gelirleri ülkemize geri getirecek, bu çerçevede, AB Müktesebatına uyum çalışmaları kapsamında da öngörülen “Malvarlıklarının Geri Alınması Ofisi”ni kuracağız.

• TMSF kapsamına alınan kuruluşlara atanan kayyımların yürüttüğü satış, yatırım ve benzeri finansal işlemleri denetime tabi tutacağız.

• TMSF ve diğer kamu kurumlarından ihalesiz varlık satışını yasaklayacak, Fon Kurulu Üyelerinin aldıkları kararlarla ilgili sınırsız sorumsuzluk durumunu kaldıracağız.

• Siyaset, kamu meslek örgütleri ve kamu imtiyazı elde etmiş sivil toplum yöneticilerini de kapsayacak şekilde mal beyannamesi uygulamasının yaygınlaştırılmasını ve etkin bir biçimde denetlenmesini sağlayacağız.

• 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesi kapsamında “Pazarlık Usulü” ile yapılanlar başta olmak üzere tüm ihaleleri gözden geçirecek, tespit edilen usulsüzlük ve yolsuzlukların takipçisi olacağız.

• Yolsuzluklara yönelik denetimin etkinliğini arttırmak için ulusal denetim standartları belirleyeceğiz. 67ORTAK POLİTİKALAR MUTABAKAT METNİ Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı

• Terörizmin finansmanı, rüşvet, yolsuzluk, insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve tüm diğer kara para yaratan gelir kaynaklarıyla etkili mücadeleyi temel öncelik olarak esas alacak, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın (MASAK) mali kaynakları ile personel ve bilişim alt yapısını güçlendirecek, çalışmalarında idari özerkliğe sahip olmasını sağlayacağız.

• MASAK’ta görevli uzmanların güvencelerini artıracağız.

• MASAK’ın zamanında ve yeterli düzeyde dijital verilere ulaşmasının önündeki idari engelleri ve birimler arası bilgi akışını engelleyen düzenlemeleri kaldıracağız.

• Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulu’nun yapısını güçlendirecek, Kurulu daha etkili konuma getireceğiz.

• 5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, 6415 Sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun, 7262 Sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Önlenmesine İlişkin Kanun ve ilgili mevzuatı güncelleyeceğiz.

• Suç gelirlerinin ve teröre finans sağlayan fonların belirlenip, ayrıştırılarak el konulması ve müsadere edilmesine yönelik düzenlemeleri güncelleyerek, 5549 sayılı Kanun ve 6415 sayılı Kanun’da öngörülen idari tedbir düzenlemeleriyle entegre edeceğiz.

• MASAK’la kolluk ve savcılık birimleri arasında görev ve sorumlulukları sarih bir şekilde yeniden düzenleyeceğiz. • Döviz büroları, ödeme kuruluşları, kıymetli taşlar ve maden ticareti ile gayrimenkul alım-satımının Mali Eylem Görev Gücü (FATF) standartlarının etrafından dolanılması amacıyla kullanılmasını engelleyecek, FATF standartlarına tam uyum sağlayacak ve ülkemizi “gri liste”den çıkaracağız.

• Uluslararası kuruluşlar tarafından kabul edilmiş vergi cennetleri listesini ve kara paranın aklanması bakımından riskli ülkeler listesini acilen yayımlayacağız.

• Offshore hesaplara fon transferlerini etkin biçimde takip edecek, “Vergi Konularında İdari Yardımlaşma Sözleşmesine Taraf Olan Ülkelerle” yakın işbirliği mekanizmaları oluşturacağız.

• Vergi affı ve varlık barışlarının kara para aklanması aracı olarak kullanılmasını engelleyeceğiz.

YOLSUZLUKLA MÜCADELE, ŞEFFAFLIK ve DENETİM

Kamu İhale Kanunu 

• 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nu Avrupa Birliği normlarına uygun olarak yeniden düzenleyeceğiz. • İhale mevzuatını oluştururken su, enerji, posta ve ulaştırma gibi iktisadi kamu hizmetleri sektörlerinin özelliklerini dikkate alacağız. • Kamu alımları ve ihalelerde rekabeti ortadan kaldıran, ihaleyi istisna, keyfiliği kural haline getiren, yolsuzluk kapısını açık tutan istisna ve muafiyet hükümlerini kaldıracağız.

• Kamu ihale kanununda yapılacak değişikliklerin TBMM’de salt çoğunlukla yapılmasını sağlayacağız.

• Kamu İhale Kurulu ve Kurumu’nu yeniden yapılandıracak, Kurul üye sayısını azaltacak ve Kurul’un esas olarak mevzuatın geliştirilmesine ve idare ile yüklenicinin sorunlarının çözümüne odaklanmasını sağlayacağız.

• Yüklenicilerin daha önce yaptıkları işler, sermaye yapıları, makine ve ekipman parkları, işi zamanında bitirme yeteneği ve benzeri hususları kapsayan bir “merkezi değerlendirme kütüğü” oluşturacak, bu sistemden tüm kamu kurumlarının yararlanmasını sağlayacağız.

• Devletin mal ve gayrimenkul satışlarında 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında suistimale yol açan uygulamalara son vereceğiz.

• İhaleye fesat karıştırma ve ilgili suçlarda “zaman aşımı süresini” yeniden ele alacağız. Şeffaflık

• Bilgi Edinme Kanunu’nu şeffaflığı artıracak şekilde yeniden düzenleyeceğiz. • Bilgi edinme, hak arama, müracaat ve şikayette bulunmanın usul ve esasları, idarenin tazmin sorumluluğu, yönetsel işlemlerde görev, yetki ve zamanaşımı gibi hususları düzenlemek üzere “Genel İdari Usul Kanunu” çıkaracağız.

• Bilgi edinme hakkını ihlal eden kamu görevlilerinin disiplin, ceza ve tazminat sorumluluğunu artıracağız.

• İş süreçlerinin basitleştirilerek, açık ve net olarak kurumların web sitelerinde yayınlanmasını sağlayacağız.

• Lisans, ruhsat, izin ve benzeri idari işlemlerle ilgili belirlenen sürelerin geçilmesi durumunda yetkililerin açıklama yapmasını zorunlu kılacak, olumsuz sonuçlanan işlemlerin gerekçelerinin vatandaşlara yazılı bildirilmesini temin edeceğiz.

• Dijital bir platform oluşturarak bu platform üzerinden kamu verilerinin kullanıcı dostu şekilde izlenebilmesini sağlayacağız.

• Bilgi edinme ve etik kurullarında sivil toplumun yüksek düzeyde temsil edilmesini sağlayacağız.

• Devlet sırrı ve ticari sır kavramlarını Meclis’in ve Sayıştay’ın bilgi edinme ve denetim yetkilerini engellemeyecek şekilde yeniden tanımlayacağız.

• Düzenleyici kurumların kurul kararlarının şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını sağlayacağız.

• Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun mali saydamlık, hesap verebilirlik, iç kontrol ve denetim gibi alanlarına ilişkin hükümlerine tabi olmasını sağlayacağız.

• Kamu Özel İşbirliği projelerinden kaynaklanan garanti ve diğer koşullu yükümlülüklerin kamu mali istatistiklerinde anlaşılabilir biçimde yer almasını sağlayacağız.

• Ulusal istatistiklerde yaşanan veri kalitesi sorunlarının sağlıklı bir biçimde doğru ve eksiksiz olarak hızla tespitini sağlayacağız. Denetim ve Sayıştay

• Sayıştayı Anayasa’da bir yüksek mahkeme olarak düzenleyeceğiz

• Sayıştay üyelerinin tamamının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından üçte iki nitelikli çoğunlukla seçilmesini sağlayacağız.

• Sayıştay denetiminin kapsamını, kamu kaynağı kullanan tüm kurum ve kuruluşları içerecek şekilde, genişleteceğiz.

• Sayıştay raporlarının tamamının Kesin Hesap Komisyonu’na sunulmasını ve raporlar ile denetim sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmasını sağlayacağız.


• Sayıştay Başkanlığı tarafından tespit edilen kamu zararları ve bunlar hakkındaki suç duyurularıyla ilgili keyfiliğe son vereceğiz.

• Sayıştay’ın performans denetimini etkin kılacağız.

YOLSUZLUKLA MÜCADELE, ŞEFFAFLIK ve DENETİM

Siyasi Etik Yasası

• Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, Bakanların, siyasi parti genel merkez yöneticilerinin, il başkanlarının, belediye başkanlarının ve belediye meclis üyelerinin, görevlerini yerine getirirken uymaları gereken siyasi etik ilkelerinin düzenlenmesi amacıyla Siyasi Etik Kanunu’nu çıkaracağız:

• Etik davranış ilkelerini, görevleri ile bağdaşmayan işleri, mal bildiriminde bulunulmasını, çıkar çatışmalarına ilişkin çeşitli durumlarda beyan yükümlülüğünü, hediye alma yasağını ve etkili bir denetim ve yaptırım sistemi hususlarını Avrupa Birliği Müktesebatı ve ilkeleri ile Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO)’nun Tavsiye Kararları ışığında düzenleyeceğiz.

• Kanun kapsamındaki kişilerin; görev, unvan ve yetkilerini kullanarak kendileri, yakınları veya üçüncü kişiler lehine etik dışı aracılıkta bulunmalarını; akraba, eş, dost veya diğer tanıdıklarını kayırmalarını, herhangi bir nedenle ayrımcılık yapmalarını engelleyeceğiz.

• Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin görevleri ile bağdaşmayan işleri açıkça düzenleyerek, yasak kapsamında olmayan diğer işlerden edindikleri gelirlere de beyan yükümlülüğü getireceğiz.

• Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin; yürütme organının teklif, inha, atama ya da onamasına bağlı resmi veya özel işlerde görev alamamasına ilişkin düzenlemelerin uygulanmasını titizlikle takip edeceğiz.

• Kanun kapsamındaki kişilerin mal beyanlarını yenileme süresini kısaltarak, 2 yılda bir mal beyanı vermelerini sağlayacağız.

• Mal beyanında bulunma yükümlülüğünün kapsamını genişletecek, kişilerin görevleri ile ilgili çıkar çatışması oluşturan ya da oluşturabilecek durumlar ile kendilerine sunulan imkânları, bu imkânların kullanım alanlarını ve milletvekilliği göreviyle bağdaşan işlerini de ilgili makama bildirmelerini sağlayacağız.

• Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, bakanların davranışlarında kamu yararını gözetmesini, kişisel çıkarla kamu yararının çatışmasından kaçınmasını sağlayacağız.

• Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ve bakanların katıldıkları toplantılarda konuşma ve katılımlarına karşılık ücret veya bağış aldıkları durumlarda belirli bir miktarı aşan meblağlar için beyan yükümlülüğü getireceğiz. • Hediye kabul etme yasağına ilişkin istisnaları yönetmelikle açıkça belirleyeceğiz.

• Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan siyasi partiler bünyesinde siyasi etik kurulları oluşturulmasını düzenleyeceğiz.

ORTAK POLİTİKALAR MUTABAKAT METNİ

• Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Siyasi Etik Komisyonu kuracağız.

• Komisyon tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve bakanlar hakkında etik ilkelere aykırı davrandığının tespit edilmesi halinde; uyarma, kınama, idari para cezası ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni temsil edecek heyetlerde süreli olarak görev alamama kararları verilebilmesini sağlayacağız.

• Üyelikle bağdaşmayan herhangi bir hizmeti veya görevi sürdürmekte ısrar eden üyeler hakkında Genel Kurul tarafından üyeliğin düşürülebilmesini düzenleyeceğiz.

EKONOMİ FİNANS VE İSTİHDAM

Temel Ekonomik Hedefler 

• Yeşil dönüşümü ve dijital devrimi merkezine alan sürdürülebilir ve kapsayıcı bir kalkınma stratejisiyle ve yatırım, istihdam, verimlilik ve teknoloji eksenli bir dönüşümle Türkiye’yi ‘’Orta Gelir Tuzağı”ndan kurtarıp ‘’Yüksek Gelirli Ülkeler” arasında sağlam ve kalıcı bir konuma getireceğiz.

• Ekonomik dengeleri tahkim edecek, makroekonomik ve finansal istikrarı tesis edecek tutarlı ve akılcı politikaları güçlü bir program çerçevesinde uygulayacağız.

• Enflasyonu iki yıl içinde düşük tek haneye kalıcı bir biçimde indireceğiz.

• Türk lirasına yeniden itibar ve istikrar kazandıracağız.

• Ortalama büyüme hızının yüzde 5’in üzerinde gerçekleşmesini sağlayacağız.

• Beş yılın sonunda dolar cinsinden kişi başına milli gelirimizi en az iki katına çıkaracağız.

• Beş yılda en az 5 milyon ilave, nitelikli ve insan onuruna yaraşır gelir sağlayan iş imkanı oluşturacak, işsizliği tek haneye indireceğiz.

• 2018 sonrasında yeniden gündeme gelen aşırı yoksulluğu sıfırlayacağız.

• Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrası dönemdeki haksız gelir ve servet transferi ile rant devşirmeye dayalı politikalara son verecek, gelirin bireyler, haneler ve bölgeler arasında adil ve dengeli dağılımını sağlayacağız.

• Son yıllarda ciddi biçimde kötüleşen kamu mali dengelerini kontrol altına alacak, borç ve faiz yükünün sürdürülebilir seviyelerde tutulmasını sağlayacağız. • Beş yılın sonunda yıllık ihracatı 600 milyar dolar seviyesine, ihracatın kilogram değerini 2 doların üzerine, yüksek teknoloji ürünleri ihracatının payını ise iki katına çıkartacağız.

• Verimlilik, yüksek katma değer ve rekabetçiliğe dayalı sektörel politikalarımızla üretim yapısını ithalata bağımlı olmaktan kurtaracak ve ekonomimizi sürdürülebilir bir dış denge yapısına kavuşturacağız.

• Uluslararası döviz rezervlerini güçlendireceğiz.

• Türkiye’yi yeniden “Yatırım Yapılabilir Ülke” kredi notuna kavuşturacağız.

Ekonomi Kurumlarının Güçlendirilmesi ve Yeniden Yapılandırılması

• Cumhurbaşkanına bağlı, liyakatli ve deneyimli denetim personeli ve uzmanlardan oluşan “Durum ve Hasar Tespit Komitesi’ni” oluşturacak, Komiteyi kurumlardan veri ve bilgi temini noktasında tam yetkiyle donatacağız.

• Ekonomik ve Sosyal Konsey’in kapsamını daha katılımcı hale getirecek, Konseyi ekonomik istikrar, kaynak tahsisinde etkinlik, verimlilik, rekabet gücünün artırılması, yoksulluk ve gelir dağılımında eşitsizlik gibi ekonomik ve sosyal sektörleri çapraz kesen konularda farklı kesimlerin politika önerilerinin değerlendirildiği, uzlaşma ve diyaloğun sağlandığı bir platform olarak işlevsel hale getireceğiz.

• Başlangıçta Cumhurbaşkanına, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçildiğinde ise Başbakan’a doğrudan bağlı Strateji ve Planlama Teşkilatı’nı kuracağız.

• Hazine’yi Maliye Bakanlığı’ndan ayırarak ayrı bir Bakanlık şeklinde yeniden yapılandıracağız.

• Türkiye Varlık Fonu’nu kapatacağız.

• Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nu asli fonksiyonuna geri döndüreceğiz. • Türkiye İstatistik Kurumu yasasını yeniden düzenleyerek;

• Başkanın Bakanlar Kurulu Kararıyla, Başkan Yardımcılarının ise Başkanın teklifi üzerine üçlü kararname ile atanmasını sağlayacağız.

• Süre tamamlanmadan görevden almaya izin veren halleri açıkça belirleyecek, Başkan ve Başkan Yardımcılarının TÜİK Kanunu dışındaki bir düzenlemeye dayalı olarak görevden alınamamasını temin edeceğiz.

• TÜİK istatistiklerinin akademisyen ve uzmanlardan oluşan komisyonlar tarafından düzenli biçimde kalite ve güvenilirlik testine tabi tutulmasını zorunlu hale getireceğiz.

Merkez Bankası Bağımsızlığının Teminat Altına Alınması

• Merkez Bankası kanununda temel görevleri, araç bağımsızlığını ve üst düzey atamaları ilgilendiren değişikliklerin TBMM’de nitelikli çoğunlukla yapılabilmesini sağlayacak mevzuat düzenlemesini gerçekleştireceğiz.

• Başkan ve üst düzey yönetimin atanma süreçlerini ehliyet, liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirliği esas alan bir zeminde yeniden tasarlayacağız.

• Başkan, Başkan Yardımcıları ve Para Politikası Kurulu üyelerini beş yıllık süre için atayacağız.

• Başkanın Bakanlar Kurulu Kararıyla, Başkan Yardımlarının ise Başkanın teklifi üzerine üçlü kararname ile atanmasını sağlayacağız.

• Başkan ve Para Politikası Kurulu üyelerine en fazla iki defa atanma sınırı getireceğiz.

• Başkan, Başkan Yardımcısı ve Kurul üyelerinin TCMB Kanunu dışındaki bir düzenlemeye dayalı olarak görevden alınamamasını temin edeceğiz.

• Banka Meclisi üyelerinin belirlenmesinde; finans, sanayi, ticaret ve tarım sektörlerindeki tecrübe ve birikimleri arasında dengeyi gözeteceğiz.

• Merkez Bankası’nın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumlarına düzenli olarak yılda iki defa katılımını sağlayacak, basına da açık olacak olan sunumların naklen yayınlanmasını temin edeceğiz.

• Enflasyon hedefinin tutturulamaması durumunda Bankanın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna özel gündemle bilgi vermesini sağlayacağız.

• Merkez Bankası bağımsızlığına müdahaleye ve yetki-sorumluluk çatışmasına yol açan, hiçbir işlevselliği bulunmayan Fiyat İstikrarı Komitesi’ni kaldıracağız.

• Finansal istikrarın makro düzeyde daha etkin bir şekilde gözetilebilmesi amacıyla Finansal İstikrar Komitesinin kurumsal yapısını güçlendirecek, Komite’nin düzenli toplanmasını temin edecek, kararların detaylı biçimde kamuoyuna açıklanmasını sağlayacağız.

• TCMB’nin merkezi başkent Ankara’dadır. Bankanın İstanbul’daki birimlerinin Ankara’ya taşınma sürecini mümkün olan en kısa sürede sağlayacağız.

• Banka Kanununa aykırı biçimde Ankara dışına taşınma işlemlerini ve bu işlemler sonrasında uğranılan kamu zararını idari ve hukuki denetime tabi tutacak ve zararları ilgililerine rücu edeceğiz.

• Merkez Bankası rezervlerinin şeffaf olmayan bir biçimde ve dolambaçlı yollarla satışına ilişkin işlemleri idari ve hukuki denetime tabi tutacak, tespit edilen hata, usulsüzlük, yolsuzluk ve kamu zararının sonuna kadar takipçisi olacağız. Para Politikası

• Merkez Bankası’na fiyat ve finansal istikrarı sağlama dışında sorumluluklar yüklemeyeceğiz.

• TCMB’nin asli görevini yerine getirebilmesi için para politikası araçlarını fiyat istikrarı doğrultusunda bağımsız, şeffaf ve öngörülebilir bir şekilde kullanabilmesini temin edeceğiz.

• TCMB ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) arasındaki koordinasyonu daha da güçlendirecek, para ve kredi politikalarının daha uyumlu bir biçimde yürütülmesini sağlayacağız.

• Makro ihtiyati tedbirlerin asli işlevi doğrultusunda mevcut riskleri azaltmaya ve risk birikimini önlemeye odaklanmasını sağlayacağız.

• Enflasyonla mücadeleyi desteklemek için maliye politikasının bileşimi, yönetilen fiyatlar, üretim yapısı, tarım, ticaret, rekabet ve verimlilik gibi alanlarda gerekli yapısal düzenlemeleri hayata geçireceğiz.

• TCMB’nin Hazine ile doğrudan veya dolaylı finansman ilişkisi kurduğu kar ve yedek akçe dağıtımı, açık piyasa işlemleri, menkul değerler cüzdanı, cari hesap ilişkisini TCMB yasasında açıkça düzenleyecek, bu suretle Hazine’ye doğrudan kaynak aktarımı suretiyle parasal genişlemeye yol açılmasını önleyeceğiz.

• Özel sektöre kredi temini yoluyla kaynak tahsisine doğrudan müdahale edilmesine ve bankaların bilançolarının kompozisyonuna mikro düzeyde müdahale edilmesine yönelik uygulamalara son vereceğiz.

• Dalgalı kur sistemine aykırı uygulamalara son verecek, kambiyo rejimine ilişkin düzenlemeleri para politikasının esneklik ve etkinliğini artıracak şekilde gözden geçireceğiz.

• Uluslararası döviz rezervlerini güçlendirecek, rezervlerin kullanımında keyfiliği giderecek, rezerv yönetiminin şeffaf ve hesap verebilir bir çerçevede yürütülmesini sağlayacağız.

• Her ne şekilde olursa olsun, rezerv satışlarının en geç on beş günlük periyotlarla kamuoyuna açıklanmasını sağlayacak, altı ayda bir kapsamlı rezerv yönetimi raporu hazırlayacağız.

• İktidara gelir gelmez yeni Kur Korumalı Mevduat hesabı açılmasını durduracak, mevcut hesapları vade sonlarında kapatacağız.

Kamuda İsrafla Mücadele 

• İktidara gelir gelmez kamuda israfa son verecek kapsamlı bir program uygulayacağız.

• İtibar gerekçesine sığınılarak gerçekleştirilen tüm gereksiz harcamalara son vereceğiz.

• Temsil ve ağırlama harcamalarını en az yarı yarıya azaltacağız.

• Cumhurbaşkanlığı’nı Çankaya Köşküne taşıyacağız.

• Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımındaki saray, köşk ve yalıları halkın kullanımına açacağız.

• Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımındaki uçak sayısını azaltacağız.

• Kamu görevlilerinin birden fazla yerden ilave gelir elde etmesini engelleyeceğiz.

• Kamuda makam odaları için standart belirleyerek gösterişin önüne geçeceğiz.

• Yeni kamu binası yapılmasını, tefrişat alımını durduracağız.

• İhtiyaç dışı kamu binalarının satışını gerçekleştireceğiz.

• Kamuda araç tahsisini çok az sayıdaki görevlerle sınırlı tutacağız.

• Çakarlı araç kullanımını sadece Ambulans ve Güvenlik araçlarıyla sınırlayacağız.

• Yeni hizmet binası ve araç kiralamasına son verecek, mevcut kiralamaları kademeli biçimde tasfiye edeceğiz.

• Kamu binalarında ışıklı tabelalara, Bakanlar başta olmak üzere yöneticilerin video görüntülerinin yayımına son vereceğiz.

• Yurtdışı teşkilatları yeniden yapılandıracak, gereksiz yurtdışı kadroları iptal edeceğiz.

Bütçe ve Kamu Harcamaları

• Mali disiplin anlayışını kalıcı hale getirmek ve öngörülebilirliği arttırmak amacıyla “Mali Kural” uygulamasını hayata geçireceğiz.

• TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu ile Sayıştay’ın mali kuralın izlenmesindeki rol ve etkinliğini artıracağız.

• Kamu Mali Yönetim Reform Stratejisi hazırlayacağız.

• Tüm kamu harcamalarını gereklilik ve verimlilik açısından kapsamlı bir gözden geçirmeye tabi tutacak, önceliğini yitirmiş harcama programlarını tasfiye edeceğiz.

• Kaynakları “Kanal İstanbul” gibi rant projeleri için değil GAP, DAP, KOP ve DOKAP kapsamındakiler başta olmak üzere tarımsal sulama projelerinde kullanacağız.

• Bütçe çalışmalarında doğa ve çevrenin korunmasına, dezavantajlı grupların gözetilmesine ve cinsiyete duyarlı bütçeleme anlayışına özen göstereceğiz. • Toplumun en kırılgan kesimlerini gözeterek harcama önceliklerini yeniden belirleyeceğiz.

• Şeffaf olmayan bir biçimde özel kurallarla kamu harcaması yapılmasına son vereceğiz.

• Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçeleri arasındaki ödenek aktarmalarının kanunla yapılmasını sağlayacağız.

• Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerin kendi bütçeleri içinde yapacakları aktarmaları aktarma yapılacak tertipteki ödeneğin belli bir oranıyla sınırlayacağız.

• Personel giderleri tertiplerinden, aktarma yapılmış tertiplerden ve yedek ödenekten aktarma yapılmış tertiplerden diğer tertiplere aktarma yapılmasını engelleyeceğiz.

• Kamu garantilerinin kapsamı, gerekçeleri, süresi ve benzeri bilgiler ile bunların değişik senaryolar altında bütçe üzerindeki yükünü düzenli olarak kamuoyuyla paylaşacak, bütçeye ekli cetvel olarak TBMM’ye sunacağız.

• Kamu borçlanmasında ve kamu garantilerinde kur, faiz, likidite, re-finansman ve kredi risklerinin basiretli biçimde yönetimi için daha bağlayıcı ilke ve kurallar getireceğiz. •

Kamunun zorunlu haller dışında döviz cinsinden sözleşme yapmamasını sağlayacağız.

KİT’ler ve Diğer Kamu

• KİT yönetişim reformunu gerçekleştireceğiz.

• İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)’nin “Kamu İşletmeleri için Kurumsal Yönetim Rehberi”nin tüm Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile kamu işletmelerinin yönetim ve denetiminde esas alınmasını sağlayacağız.

• İşsizlik Sigortası Fonu’nun amacı dışında kullanılmasını önleyecek ve faaliyetlerinin daha şeffaf bir çerçevede yürütülmesini sağlayacağız.

• TOKİ’nin hesaplarının şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda hazırlanmasını ve Sayıştay denetimine tabi tutulmasını sağlayacağız.

• Döner Sermaye uygulamasını daraltacağız. Vergi

• “Saydam Mevzuat-Saydam Uygulama, Öngörülebilir Vergi Yükü, Geniş Vergi Tabanı-Vergi Yükünün Adil Dağılımı, Vergide Yeşil Dönüşüm, Ekonomik Etkinlik, Etkili ve Tarafsız Denetim” prensiplerine dayalı kapsamlı bir vergi reformu gerçekleştireceğiz.

• Vergi Konseyi’nin adını “Ulusal Vergi Konseyi” olarak değiştirecek, daha kapsayıcı ve etkin hale getireceğiz.

• Vergi sistemini yatırımı teşvik eden bir yapıya kavuşturacak, teşvikli yatırımlarda vergi indirimini daha yalın ve yönetilebilir hale getireceğiz.

• Vergi istisna ve muafiyetlerini gözden geçirerek en aza indireceğiz.

• Teşvik, istisna, muafiyet ve indirim yollarıyla tahsilinden vazgeçilen vergi tutarları yanında vazgeçmenin ekonomik ve sosyal gerekçeleri ile etkilerine ilişkin analizleri kapsayan Vergi Harcamaları Raporu’nu, Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifiyle birlikte TBMM’ye sunacağız.

• Beyana tabi gelir unsurlarının kapsamını genişletecek, böylece dolaylı vergilerin ağırlığını azaltan bir vergi yapısı tesis edeceğiz.

• Çalışanlar üzerindeki vergi ve sigorta prim yükünü indireceğiz.

• Ücretlilerin Gelir Vergisi Kanunu’nun 89’uncu maddesinde yer alan eğitim, sağlık harcamaları gibi indirim unsurlarını matrahlarından indirebilmelerine imkân sağlayacağız. • Tarım sektöründe kullanılan mazottaki ÖTV yükünü kaldıracağız.

• İşyeri kira ödemelerinde stopaj oranını sıfırlayacağız.

• İlk kez konut alımında tapu harcı almayacağız.

• Her türlü eğitim ve öğretim hizmetinden alınan KDV’yi indireceğiz.

• Ticaret ve üretim üzerinde yük oluşturan ve kayıtlı ekonomiyi cezalandırıcı niteliğe dönüşen işlem vergilerini azaltacağız.

• Emlak vergisinde, vergiye esas değer karmaşasına ve makul olmayan artışlara son vereceğiz. • Değer artış payı ve imar rantlarına ilişkin diğer düzenlemeleri gözden geçirecek, kentsel rantları kapsamlı ve etkili bir biçimde vergilendireceğiz.

• Kripto varlıklar ve yeni gelişen dijital mecraların etkin bir şekilde vergilendirilmesini sağlayacağız.

• 2050 yılı Net Sıfır Karbon Emisyonu hedefimiz doğrultusunda yeşil vergileri öne çıkaran bir dönüşüm gerçekleştirecek, elde edilen gelirleri özel sektörün yeşil dönüşüm yatırımlarını desteklemede kullanacağız.

• Gelir ve kurumlar vergileri kanunlarında yeşil yatırım ve yeşil finansmanı teşvik edecek düzenlemeleri yapacak, yeşil yatırımlarda zarar mahsup süresini daha uzun, amortisman süresini ise daha kısa belirleyeceğiz.

• Motorlu taşıtların ilk iktisabında ödenen özel tüketim vergisini, yeşil vergi politikaları çerçevesinde yeniden düzenleyeceğiz.

• Vergi denetimini iş dünyası üzerinde siyasi baskı kurmanın bir aracı olmaktan çıkaracak, Gelir İdaresi’ni uygulamada özerk hale getirecek ve performans denetimine tabi olmasını sağlayacağız.

• Dijital muhasebe uygulamasını yaygınlaştıracak, vergi denetim ve inceleme işlemlerinin elektronik olarak yapılmasını sağlayacak, dijital vergi dairlerinin sayısını artıracağız.

• Ekonomik ve teknik gerekçeleri olmayan vergi affı ile özellikle matrah artırımı ve varlık barışı uygulamalarına son vereceğiz.

• Vergi Cennetlerine yapılan ödemelerden stopaj alınması dâhil gerekli önlemleri alacağız. • Kayıt dışılıkla etkin bir şekilde mücadele edecek, kayıt dışılığı OECD ortalamasının altına indirecek, bu mücadeleden elde edilecek kaynakları toplumun en kırılgan kesimlerini desteklemek için kullanacağız.

• İhtisas vergi dairesi sayısı ile çalışan sayısını artırmak ve dijital sistemlerden etkin yararlanmak suretiyle vergi iade sürecini hızlandırarak iş dünyası üzerindeki yükü azaltacağız.

KAMU-ÖZEL İŞBİRLİĞİ PROJELERİ

• Mevcut Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinin tümünü teknik, idari, hukuki ve yasama denetimine tabi tutacağız.

• Bu projelerin fizibilite, ihale, ihale sonrası değişiklikler, uygulama, raporlama ve denetim aşamalarının tümünde yapılmış olan hata, usulsüzlük ve yolsuzlukları tespit edeceğiz.

• Usulsüzlük ve yolsuzluk tespit edilen projeler için ulusal ve uluslararası tüm hukuki yolları kullanacak, gerekirse tahkim süreçlerini işletecek, varsa kamuyu zarara uğratan yüklenici şirketler, bunların ortakları ve sorumlu şahıslarla ilgili yasal işlemleri başlatacak ve oluşan zararların ilgililerinden tahsilini sağlayacağız. • Ticari sır gerekçesinin Meclis’in ve Sayıştay’ın KÖİ projelerine ilişkin bilgi edinme ve denetim yetkilerini engellememesini sağlayacak düzenlemeleri hayata geçireceğiz.

• Büyük ölçekli kamu yatırımları ve KÖİ uygulamalarını düzenleyen çerçeve bir mevzuat çıkartacağız.

• KÖİ sözleşmelerini Kamu İhale Kanunu kapsamına alacak, Avrupa Birliği’nin imtiyaz sözleşmelerinin ihale edilmesine ilişkin direktifine uyumlu hale getireceğiz.

• Hazine dışındaki kurumların KÖİ kapsamında devlet adına garanti vermesine izin vermeyeceğiz.

• KÖİ sözleşmelerinin teknik, ekonomik, çevresel ve sosyal fizibilite raporlarını kamuoyuyla paylaşacağız.

• Paranın Karşılığı Analizi (PKA) yapılmış olan projelere ilişkin bilgileri yayınlayacak, PKA yapılmamışlar için gerekli analizleri yaparak paylaşacağız.

FİNANS SEKTÖRÜ POLİTİKALARI

• BDDK, SPK gibi finans sektöründeki düzenleyici ve denetleyici kurumların idari ve mali bağımsızlığını sağlayacağız.

• Finans sektöründeki düzenleyici ve denetleyici kurumların hesap verebilirliğini artıracak, bu kurumların TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na yılda en az iki defa sunum yapmalarını sağlayacağız.

• TCMB’de olduğu gibi diğer düzenleyici kurumların kurul kararlarının da gerekçeleriyle birlikte şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını sağlayacağız.

• BDDK, SPK, TMSF ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu görev alanındaki düzenlemeleri gözden geçirecek, bir plan dahilinde uluslararası en iyi uygulamalar ile uyumlu hale getireceğiz.

• Finans sektöründe yönetim kurullarına yapılacak atamalarda uluslararası en iyi uygulamalara uygun olarak eğitim, sektör tecrübesi, akrabalık-yakınlık ilişkileri ve benzeri hususları daha sıkı hale getirecek ve uygulanmasını sağlayacağız.

• Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Finansal Kurumlar Birliği, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği gibi kuruluşları siyasi etkiden arındırarak sektöre yönelik gelişim projelerine odaklanmalarını sağlayacağız.

• Dijital para, kripto varlıklar, Fintek’ler ve dijital ödeme sistemlerine ilişkin düzenleyici ve denetleyici mevzuatı ve kurumları net bir biçimde tanımlayacağız. • Bankacılık ve finans sektöründe varlık kalitesinin tespitine ve değişik senaryolar altında stres testlerine ilişkin bir çalışma yapacak, bu çalışmanın sonuçlarına göre finans ve bankacılık sektörünün kırılganlığını ortadan kaldıracak tedbirleri hayata geçireceğiz.

• Finans sektöründe varlık kalitesiyle ilgili sorunların çözümünü konunun taraflarıyla diyalog içerisinde tutarlı, bütüncül, kötüye kullanım riskine sebebiyet vermeyen ve şeffaf bir biçimde gerçekleştireceğiz.

• Ziraat Bankası’nı çiftçinin, Halk bankasını esnaf ve KOBİ’lerin bankası yapacağız.

• Kamu bankalarının üst yönetimine atamalarda eğitim, finans sektörü tecrübesi, ehliyet ve liyakat kriterlerine titizlikle uyulmasını sağlayacağız.

• Kamu bankalarının kuruluş kanunlarında yer alan amaçlarla tutarlı olmayan alanlarda yoğunlaşmasını engelleyeceğiz.

• Kamu bankalarının sektör içinde adil rekabeti bozmalarını engelleyeceğiz. • Kamu bankalarının işlemlerini kapsamlı bir inceleme ve denetime tabi tutacak, varsa usulsüzlük, yolsuzluk ve zararların sonuna kadar takipçisi olacağız. • Kamunun sağladığı sübvansiyonlu krediler ile garanti verdiği kredilerin amacına uygun kullanımını yakından takip edip, denetleyeceğiz.

• Sermaye piyasasının gelişimini destekleyerek sermayenin tabana yayılmasını sağlayacak, uzun vadeli kaynakları özellikle sürdürülebilir kalkınma amaçlarının gerçekleştirilmesine dönük şirketlere yönlendireceğiz.

• Özkaynak kullanımını ve uzun vadeyi destekleyen sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirlere vergi avantajı sağlayacağız. • Halka açılmayı teşvik eden vergisel düzenlemeleri çeşitlendireceğiz.

• Halka açılan şirketlerin pay senedi ihraçlarıyla ve bedelli sermaye artırımlarından sağlanan fonların Kurumsal Yönetim İlkelerinin de gerektirdiği gibi şeffaf, adil, sorumlu ve hesap verebilir bir şekilde ve özkaynak, borç yönetimi, yatırım, büyüme hedefleri doğrultusunda kullanımını sağlayacak ilke ve mekanizmaları hayata geçireceğiz.

• Halka açık şirketlere çalışanlarının ortak olmasını teşvik edecek düzenlemeleri yapacağız.

• Borsada işlem gören şirketlerin yönetim kurullarının kompozisyonunun ve kalitesinin iyileştirilmesini sağlayacağız.

• TMSF bünyesinde olan, yasal durumu uygun ve halka açılma kriterlerini sağlayan şirketleri halka arz edeceğiz.

• Kamunun kontrol ettiği şirketler ile kamu bankalarının hem daha etkin ve kurumsal normlarda yönetilebilmesi hem de sermayenin tabana yayılmasını sağlamak için halka arz uygulamalarından yararlanacağız.

• Kamu fonları ile kamunun katkı sağladığı fonlarda pay piyasası araçlarının daha fazla ağırlığının olmasını sağlayarak yatırım, üretim ve istihdamı destekleyeceğiz.

• Kamu yatırımlarının finansmanında sermaye piyasası araçlarından daha fazla yararlanacak, bu kapsamda yatırımları doğru değerleme, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendireceğiz.

• KOBİ’lere fon sağlamak amacıyla, bu şirketlerin özel durumlarını da dikkate alarak Gelişen İşletmeler Pazarı’nı yeniden yapılandıracak ve bu pazarın etkinliğini arttırmak için gereken düzenlemeleri yapacağız.

• Halka açılmalarda küçük yatırımcının korunmasını ve sağlıklı/sağlam halka açılmaları temin etmek için şirketlerin uluslararası finansal raporlama standartlarına uygun raporlama 85ORTAK POLİTİKALAR MUTABAKAT METNİ yapmalarına mali teşvik sağlanması, SPK ve borsa yükümlülüklerinin ölçek bazında farklılaştırılması gibi adımlar atacağız.

• Türkiye Ürün İhtisas Borsası’nın etkinliğini arttıracağız.

• Değerleme ve derecelendirme raporlarının, düzenlenme ve finansal araçların halka arzında etkin kullanımı için yasal mevzuat geliştireceğiz.

• Performanslarını ve şeffaflıklarını artırmak suretiyle bireylerin tasarruflarını sermaye piyasalarında değerlendirmede yatırım fonları ve benzeri kurumsal yatırımcıları tercih etmelerini sağlayacağız.

• Finans piyasalarında çıkar çatışmalarının önüne geçilmesi, yatırımcılara şeffaf ve hesap verebilir bir yatırım süreci sağlanması amacıyla yatırım danışmanlığını kurumsal ve kurala bağlı bir çerçeveye oturtacağız.

• Borsa’da manipülasyon ve yolsuzluk iddialarına ilişkin ilgili kurumları da kapsayacak şekilde bir inceleme ve denetim başlatacak ve tespit edilen usulsüzlük ve yolsuzlukların takipçisi olacağız.

• Sermaye piyasasına güveni sarsan bilgi suiistimaline ve piyasa suçlarına karşı engelleyici yaptırımları içeren etkili yasal düzenlemeleri hayata geçireceğiz. • Piyasa düzenini bozucu hareketlere daha hızlı bir şekilde müdahale edilmesini sağlamak, yanıltılan ve mağdur edilen yatırımcıların haklarını daha iyi korumak amacıyla finans mahkemeleri kuracağız.

• Finans sektöründe müşteri ve küçük yatırımcıları teknolojik dönüşüm sürecinin ortaya çıkardığı risklere karşı korumak amacıyla mevzuatı ve kurumsal yapılanmayı sürekli gözden geçirecek ve gerekli uyarlamaları gecikmeden gerçekleştireceğiz.

• Spekülatif ve saadet zinciri türü finans uygulamalarının yarattığı riskleri önleyici düzenlemeleri hayata geçireceğiz.

• Kitlesel fonlamayla ilgili uygulama sonuçlarını değerlendirecek, suiistimal ve yatırımcı mağduriyeti oluşmaması için uluslararası ve yerel örnekleri de dikkate alarak, eksik yasal düzenlemeleri tamamlayacağız.

• Kredi derecelendirme piyasasında yerel ve uluslararası ölçekte faaliyet gösteren kuruluş sayısını artırarak rekabetçi bir yapı oluşturacağız.

• BDDK tarafından düzenlemesi yapılan ölçeğe bağlı kredilerin SPK mevzuatına göre yetkilendirilmiş kuruluşlarca derecelendirilmesini sağlayacağız. • İlgili tüm paydaşlarla istişare içerisinde kredi derecelendirme sisteminin aksayan yönlerini gidererek özellikle KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştıracağız.

• Kitlesel fonlama, melek yatırımcı ağları, sosyal girişimcilik, etki yatırımcılığı, girişim sermayeciliği, fonların fonu gibi yenilikçi finansman modellerini mali, hukuki ve idari teşvik ve kolaylıklarla güçlü bir biçimde destekleyeceğiz.

• Sermaye piyasalarını ve bankacılık sistemini, yeni girişimler, girişim sermayesi gibi özellikle teknoloji alanında fikri olan ve yatırımcı çekmek isteyen girişimcilere destek veren bir altyapıya kavuşturacağız.

• İş modellerindeki hızlı değişime uyum sağlamak açısından finansal sektör mevzuatının ilgili kurumlarca periyodik olarak gözden geçirilmesini ve sonuçlarının kamuya açıklanmasını sağlayacağız.

• Girişimi destekleyen finansal araçların çeşitlendirilmesini ve sermaye piyasalarıyla entegre ürünlerin etkinleştirilmesini destekleyeceğiz.

• KOSGEB, TÜBİTAK, Teknokentler ve SPK ortak çalışmasıyla Girişim Sermayesi modelinde şirket kuruluşlarına destek olacağız.

• Yatırım yapılacak girişim sermayesi şirketleriyle ilgili temel yönetim ve denetim ilkelerini belirleyeceğiz.

• Melek yatırımcılık modelinde; kadın ve gençlerin projelerinin tanıtımı, değerlemesi ve izlenmesi, tarafların bir araya getirilmesi, profesyonel yönetim desteği verilmesi konusunda kurumsal yapıların oluşturulmasını sağlayacağız.

• Kredi Garanti Fonunu Yeni Girişim (Start-Up) ve Hızla Büyüyen (Scale-Up) şirketlerin gelişim süreçlerine destek verecek şekilde yeniden yapılandıracağız.

• Yeşil finansman, sürdürülebilirlik projeleri ve sosyal yatırımlar için finans sektörü uygulamalarının uluslararası mutabakat, standartlar ve çeşitlenmiş ürünlerle düzenlemesini ve denetlenmesini sağlayacağız.

• Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankasına yüksek teknoloji yatırımlarına, yeşil girişimlere, yeşil Ar-Ge faaliyetlerine ve yenilikçi girişimlere daha fazla ve öncelikli finansman sağlama konusunda performans kriterleri getirecek ve gerekli imkanı sağlayacağız.

• Uluslararası ölçekte faaliyet gösterecek, dijital tabanlı Uluslararası Yeşil Finansman Kalkınma Bankası’nın kuruluşuna öncülük edeceğiz.

• Küçük işletmelerin yurtdışı ödeme sistemleri ve kuruluşlarına erişiminin ve entegrasyonunun önünü açacağız.

• Fintek’leri ve dijital ödeme sistemlerini finans endüstrisi içinde yaygınlaştıracağız.

• Gerekli altyapıyı oluşturarak tüm kesimlerin güvendiği ve karşılıklı olarak kullanabildiği dijital para, dijital çek ve dijital senet gibi uygulamaların yaygınlaşmasını sağlayacağız.

• Her türlü mal ve hizmetin alım satımında finansal dijital platformların kullanımını yaygınlaştıracak, kredi mekanizmalarında İş aleminden İş alemine, Tüketiciden İş alemine, Tüketiciden Tüketiciye gerçekleşecek kredi mekanizmalarının önünü açacağız.

• Finansal sektörün teknik değişim ve dönüşüm süreçlerinde gerekli bilimsel araştırmaları yapacak Finans Teknokentlerinin kuruluşunu teşvik edeceğiz.

• Finansal teknolojilerdeki gelişme ve dönüşümün kamu idari işlemleriyle uyumunun arttırılmasını sağlayacağız.

• Genişleyen finansal teknoloji kullanımı neticesinde artan siber saldırılara karşı, siber güvenlik stratejisini kamu-özel işbirliğiyle geliştireceğiz.

• Fintek ihracatını destekleyeceğiz.

• Eğitim müfredatında finansal okuryazarlığa, tasarrufun önemine, tüketim kültürünün dönüşümüne yönelik derslere yer verecek, bu çalışmaları yaygınlaştıracak, çeşitlendirecek ve sürekli güncel tutacağız. • Bireysel emeklilik sistemini, DASK uygulamasını, tarım sigortalarını, özel sağlık ve hayat sigortalarını daha yaygın hale getireceğiz.

• İnşaat merkezli bakış açısına son vererek İstanbul’u gerçek anlamda bir Finans Merkezi yapacağız.

İSTİHDAM VE İŞSİZLİKLE MÜCADELE POLİTİKALARI

• Ekonomide güven ve istikrar ortamını tesis ederek, yatırım ortamını iyileştirerek sürdürülebilir büyümeyi ve insan onuruna yaraşır gelir sağlayan istihdam artışını destekleyeceğiz.

• Çok yönlü ve kapsayıcı işgücü ve mesleki eğitim politikaları uygulayarak işsizlikle ilgili yapısal sorunları çözüme kavuşturacağız.

• Dijital dönüşümle hız kazanan yeni iş ve istihdam modellerine uyum sağlayacak mevzuat değişikliklerini ve kurumsal yapıyı hayata geçireceğiz.

• İstihdamla ilgili düzenlemeleri gözden geçirecek kayıtlı istihdamın önündeki mali ve mali olmayan yükleri azaltacağız.

• Çok sayıda ve karmaşık olan istihdama yönelik vergi ve sosyal güvenlik prim teşviklerini sadeleştirerek uygulanmasını kolaylaştıracağız.

• Girişimciliğin ve kendi hesabına çalışmanın desteklenmesi için sigortalılık ve şirket kurma konularında gerekli düzenlemeleri yapacak, şirket kurma ve kapatma ile hisse dağıtımını kolaylaştıracağız.

• Yeni iş ve istihdam imkânlarının önünü açacak bir anlayışla hizmetler sektöründeki kısıtlamaları kaldıracağız.

• Turizm, ulaştırma ve dağıtım, haberleşme, medya, oyun, e-spor ve emlak sektörlerinde yeni nesil iş modellerine yönelik özel destekler kurgulayacağız.

• Teknoloji girişimlerine kuruluş aşamasında ücretsiz internet bağlantısı ve bulut hizmetleri gibi destekler sağlayacak, bu girişimleri sonraki aşamalarda büyüme ve nitelikli istihdam artışına bağlı olarak vergi ve prim teşvikleriyle de destekleyeceğiz.

• Girişimcilerin ihtiyaç duydukları ortak kullanım tesislerinin sayısını ve niteliklerini artıracağız.

• Yerinde istihdamı sağlayabilmek için yeşil dönüşümden etkilenmesi muhtemel bölgelerde katma değeri yüksek sektörlerde emek talebi yaratmaya yönelik teşvikler uygulayacağız.

• İŞKUR’un kurumsal yapısını ve işgücü politikalarını geleceğin mesleklerini önceleyen, dezavantajlı vatandaşların istihdam edilmelerini ve istihdamda kalmalarını gözeten, girişimciliği destekleyen bir yapıya kavuşturacağız.

• İŞKUR’un başta danışmanlık hizmetleri olmak üzere kurumsal kapasitesini güçlendireceğiz.

• İŞKUR’un özel sektörün mesleki eğitim ve beceri dönüşümü projelerine finansman desteği vermesini sağlayacağız.

• Ortaöğretim ve yükseköğretimden mezun olan herkesin İŞKUR’a kaydını yapıp, işe yerleşmelerini takip edecek, eğitim ve istihdam ilişkisini güçlendireceğiz.

• İş arama, eşleştirme ve işe yerleştirmelerde blokzincir ve yapay zeka gibi teknolojilerden yararlanacağız.

• Ülkemizde uygulanan istihdam programlarının etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla bağımsız bir mekanizma kuracağız.

• Gençlere yönelik kısa eğitim programları, stajlar, sertifikalar, uzaktan eğitimler, dijital eğitim mecraları ve ücretsiz dijital geliştirme atölyeleri gibi programlar geliştirecek ve destekleyeceğiz.

• Gençlerin çalışma hayatı ile erken yaşta tanışmasını sağlayacak iş modelleri geliştireceğiz.

• Özel proje, program, hibe destekleri ve eğitim programlarıyla gençlerimizin tarımsal üretim, kırsal turizm, ekolojik yenilikçilik gibi kırsal alanlardaki iş ve istihdam imkânlarından daha fazla yararlanmalarını sağlayacağız.

• Teknoloji geçmişi olmayan işsiz gençleri girişimciliğe, yazılım sektörüne, müşteri tecrübesi uzmanlığı gibi meslek gruplarına yönlendirerek genç işsizliği ve eksik-istihdam sorununu çözmek için yeni imkanlar oluşturacağız.

• İŞKUR aracılığı ile öğrencilere part-time çalışma imkânı sunacak güvenli iş imkânları için altyapı çalışmalarını başlatacağız.

• İstihdamda ve eğitimde yer almayan gençler başta olmak üzere yeni bir kariyer alanına yönelmek veya becerilerini geliştirmek isteyen gençleri eğitecek ve eğitim sonunda iş yönlendirmesi/eşleştirmesi yapacak “Garantili Yetenek Programları” başlatacağız.

• Kadınların iş gücüne daha aktif katılımını sağlamak amacıyla okul sonrası eğitmenli aktivite merkezleri ile kreşlerin sayısını yerel yönetimlerle işbirliği içinde mahalle düzeyinde artıracak, bu amaçla, yaşlı bakımına erişimi de iyileştireceğiz.

• Özellikle ev işlerinde güvencesiz ve kayıt dışı çalışan kadın ev işçilerinin İş Kanunu’na tabi olmasını sağlayacağız.

• Kadınların bilgi teknolojileri alanında eğitimini sağlayarak bu alanlarda istihdamını teşvik edeceğiz.

• Dezavantajlı grupların girişimciliğini artırmak için bu gruplara özgü girişimcilik eğitimleri düzenleyecek ve kendi işlerini kurmalarını girişim sermayesi, vergi, SGK primi ve kredi olanakları ile teşvik edeceğiz.

• Engelli vatandaşlarımız için korumalı istihdama ek olarak, istihdam et-eğit-sürdür ilkesinin uygulandığı ve engellilerin rekabetçi işgücü piyasası içinde yer almasını sağlayacak “destekli istihdam programı” başlatacak ve bu program kapsamında mesleki profilleme, iş bulma, meslek yönlendirmesi ve meslek edindirme kursları gibi hizmetleri vereceğiz.

• Engelli bireylerin yetkinlikleri ve yapabilecekleri işlere ilişkin bilgileri de içeren bir veri tabanı oluşturarak yetkinliklerine uygun eğitim almalarını sağlayacak ve istihdam edilebilirliklerini artıracağız.

• Engelli ve yaşlılar başta olmak üzere dezavantajlı tüm grupları dijital dönüşümün paydaşı yapacak, engelli bireylerin yazılım, kodlama, siber güvenlik, e-ticaret uzmanlığı, büyük veri yöneticiliği gibi kalifiye eleman olarak istihdamını sağlayacak projeler geliştireceğiz.

• İşsizlik Sigortası Fonu’na %2’lik işveren katkısının yarısını “Yarına Hazırlık Fonu’na” aktaracak, bu fon aracılığıyla işsiz kalma riski yüksek çalışanlara yönelik beceri kazandırma ve özellikle KOBİ’lerin çalışanlarına yönelik beceri geliştirme yatırımlarına finansman sağlayacağız.

• Ulusal Beceri Edindirme ve Geliştirme Eylem Planını uygulamaya koyacağız. • Mesleki eğitimi; İşbaşı Eğitimi (işletmeler, yetişkinler-daha az beceri gerektiren işler), Mesleki Temel Beceri Eğitimi (Uygulamalı Bilimler Liseleri, özel kurslar), Kurumsal Yetkinlik Eğitimi (Tarım Liseleri, Teknoloji Liseleri, Teknoloji ve Uygulamalı Bilimler Fakülteleri) şeklinde yapılandıracağız.

• Mesleki eğitim müfredatını geleceğin meslekleri doğrultusunda güncelleyecek, öğrencilere farklı alanlarda da kullanabilecekleri taşınabilir yeni beceriler kazandıracağız.

• Çalışanların ve işsizlerin beceri ve yeteneklerini ölçmeye ve geleceğin işlerine uygun hale getirmeye imkân verecek meslek-görev kesitleri ve benzeri yeni veri setleri oluşturacağız.

• Teknoloji ve girişimcilik temelli olarak şekillenen iş ve istihdam ortamına uyum kapasitesini artırmak için mesleki profilleri genişleteceğiz.

• Mesleki profillemede blokzincir ve yapay zeka uygulamalarından yararlanacağız.

• İş bulma ümidini kaybetmiş veya uzun süredir işsiz olan bireylere yeni beceriler ve yetenekler kazandırarak istihdama geçmelerini sağlamayı amaçlayan “İkinci Şans Okulları” kuracağız.

• Teknoloji ve Bilişim Liseleri ile gençlerin yazılım, kodlama ve teknoloji alanlarında meslek sahibi olmalarını sağlayacağız.

• Otomasyon ve iş alanlarındaki hızlı dönüşümün yaratacağı uyum ihtiyacını karşılamaya yönelik yaşam boyu öğrenme programlarını artıracağız.

• Meslekleri tanıtma programlarını başlatacak, sadece öğrencileri değil, velileri de meslek liseleri konusunda bilinçlendireceğiz

• Meslek okullarını genişletecek, okullar ve firmalar arasındaki bağlantıları güçlendireceğiz.

• Mesleki ve teknik okulların yönetim ve karar alma süreçlerinde özel sektör ve meslek kuruluşlarının yer alacağı, iş dünyasıyla etkileşimli bir okul yönetim sistemi kuracak, bölüm, alan ve dalların açılmasında, eğitim süreç ve içeriklerinde, öğretmenlerin gelişim süreçlerinde, mezunların istihdamında ve okulların yönetimi ile denetiminde iş dünyasına etkin rol ve sorumluluk vereceğiz. • İŞKUR, TOBB, KOSGEB, Kalkınma Ajansları ve Mesleki Yeterlilik Kurumu arasındaki eşgüdümsüzlüğü ve eksik kapasite kullanımını gidereceğiz.

• Çıraklık veya mesleki eğitim ile kazançlı iş öğrenmeyi birleştiren bir sistem uygulayacağız. • Akademik eğitimi stajla uyumlaştıracak, işverenlerin staja bakışını olumlu hale getirecek ve işverenin staj yükümlülüklerini basitleştireceğiz. • İşletmelerde meslek lisesi öğrencilerinin staj ve istihdamını teşvik edeceğiz. • Mesleki ve teknik okulları öncelikle organize sanayi bölgelerinde, ticaret ve turizm alan ve merkezlerinde, tarımsal işletmelerin bulunduğu yerlerde kuracağız.

• İş dünyası temsilcilerinin mütevelli heyetinde yer aldığı, kurulduğu bölgelerde öne çıkan sektörlerin nitelikli işgücü ihtiyacını karşılamak üzere kısa dönemli eğitimlerin verileceği “Teknoloji Kampüsleri” kuracağız.

• Meslek dersi öğretmenleri de dahil olmak üzere mesleki eğitimlerin model/öğreten fabrika benzeri gerçek üretim ve sanal eğitim ortamlarında verilmesini sağlayacağız.

• Mesleki eğitimi yaygınlaştırma ve etkinliğini güçlendirmede artırılmış ve sanal gerçeklik ile oyunlaştırma gibi dijital eğitim teknolojilerinden yararlanacağız.

• Makine Mesleki Eğitim ve Beceri Geliştirme Atölyeleri kuracak, bu atölyelerde aynı zamanda OSB’lerdeki firmaların prototip ürün geliştirme ihtiyaçlarını da karşılayacağız.

• Meslek liselerinin e-twining ve Erasmus gibi projelerden daha fazla yararlanmasını sağlayacağız.

• Mesleki yeterlilik belgesine sahip olma şartını tüm meslekleri kapsayacak şekilde genişleteceğiz.

• Bireylerin mesleki yeterlilik sınav ve belgelendirme masraflarının kamu tarafından karşılanmasını sağlayacağız.

• Yeşil dönüşümden olumsuz etkilenebilecek çalışanların beceri profillerini çıkaracak, istihdam edilebilirliği yüksek gruplara yeni istihdam alanlarında iş bulmalarını sağlamaya yönelik beceri kazandırma ve geliştirme programları uygulayacak, gerekli teşvikleri sağlayacağız.

• Yerel yönetimlerin istihdam politikalarının hayata geçirilmesinde ve çeşitli istihdam hizmetlerini sunmada daha fazla rol üstlenmelerini sağlayacağız.

• İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurullarını yeniden ele alıp daha etkili hale getireceğiz.

• İllerde açılacak mesleki eğitim kurumlarının İŞKUR’un o il için yaptığı analizlerle ilişkili ve tutarlı olmasını sağlayacağız.

• Kalkınma Ajanslarının bölgesel düzeyde istihdamı artıracak öncelikli alanları her yıl baştan belirlemelerini ve bu alanlara yönelik projeleri öncelikli olarak desteklemelerini sağlayacağız.

TÜRKİYE ORTA GELİR TUZAĞINDAN NASIL KURTULUR?

Türkiye’nin orta gelir tuzağından kurtulması için kapsamlı ve sürdürülebilir ekonomik reformlar hayata geçirmesi gerekmektedir. Orta gelir tuzağı, bir ülkenin belirli bir gelir seviyesine ulaştıktan (Genellikle 10.000 ABD Doları) sonra büyüme hızının yavaşlaması ve yüksek gelir seviyesine geçememesi durumudur. Türkiye’nin bu tuzaktan çıkması için aşağıdaki alanlarda stratejik adımlar atması gerekmektedir:

1. Eğitim ve İnsan Sermayesi Gelişimi

Nitelikli İşgücü Yetiştirme: Eğitimin kalitesinin artırılması ve piyasa ihtiyaçlarına uygun beceriler kazandırılması şarttır.

Üniversite-Sanayi İşbirliği: Üniversiteler ile sanayi arasındaki bağı güçlendirerek inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına daha fazla önem verilmelidir.

Mesleki Eğitim Reformu: Teknolojik dönüşüme ayak uyduracak şekilde mesleki eğitimin güçlendirilmesi gereklidir.

2. Yüksek Katma Değerli Üretim

Sanayi ve Teknoloji Politikaları: Türkiye’nin sanayisini düşük teknoloji üretiminden ileri teknolojiye kaydırması gerekmektedir.

Ar-Ge ve İnovasyon: Ar-Ge yatırımları artırılmalı, yenilikçi girişimler desteklenmelidir.

Markalaşma ve Global Rekabet: Türk şirketlerinin küresel pazarda rekabet edebilecek güçlü markalar oluşturması sağlanmalıdır.

3. Verimlilik Artışı ve Dijitalleşme

Dijital Dönüşüm: Sanayi 4.0, yapay zeka, nesnelerin interneti gibi alanlara yatırım yaparak üretim verimliliği artırılmalıdır.

Tarım ve Hizmet Sektöründe Verimlilik: Geleneksel tarım yöntemlerinden modern tarım tekniklerine geçiş sağlanmalı, hizmet sektörü dijitalleşmelidir.

4. Finansal İstikrar ve Yatırım Ortamının İyileştirilmesi

Yabancı ve Yerli Yatırım Çekme: Hukukun üstünlüğü ve öngörülebilir ekonomi politikaları ile yatırımcı güveni artırılmalıdır.

Kredi ve Sermaye Piyasalarının Güçlendirilmesi: Şirketlerin finansmana erişimi kolaylaştırılmalı, girişim sermayesi desteklenmelidir.

5. Kurumsal Reformlar ve Hukukun Üstünlüğü

Bağımsız ve Güçlü Kurumlar: Merkez Bankası ve diğer ekonomik düzenleyici kurumlar bağımsız hareket edebilmelidir.

Şeffaflık ve Yolsuzlukla Mücadele: Ekonomik karar alma süreçlerinde şeffaflık artırılmalı ve yolsuzlukla etkin mücadele edilmelidir.

6. Dış Ticaret ve Küresel Entegrasyon

İhracata Dayalı Büyüme Modeli: Türkiye’nin dış ticaretinde yüksek katma değerli ürün ihracatına ağırlık verilmelidir.

Yeni Pazar Arayışları: Avrupa Birliği dışındaki yeni pazarlara açılım sağlanarak ihracat çeşitlendirilmelidir.

Gümrük Birliği Güncellemesi: Avrupa ile yapılan Gümrük Birliği anlaşması güncellenerek Türkiye’nin rekabet gücü artırılmalıdır.

7. Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilir Kalkınma

Karbon Nötr Hedefleri: Yeşil enerjiye geçiş hızlandırılmalı ve sürdürülebilir üretim desteklenmelidir.

Enerji Verimliliği ve Kaynak Yönetimi: Enerji bağımlılığını azaltmak için yenilenebilir enerjiye yatırım yapılmalıdır.

Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkması, kapsamlı ve kararlı reformlarla mümkündür. Eğitimden teknolojiye, finansal istikrardan hukukun üstünlüğüne kadar birçok alanda iyileştirme sağlanması gerekmektedir. Uzun vadeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme modeli benimsenirse Türkiye, yüksek gelirli ülkeler arasına girebilir.

BİR ÜLKENİN EKONOMİK DURUMUNDA NELERDEN BAHSEDİLİR?

Bir ülkenin ekonomik durumu hakkında konuşurken, aşağıdaki temel başlıklardan bahsedilir:

1. Makroekonomik Göstergeler

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH): Ülkenin ekonomik büyüklüğünü ve üretim kapasitesini gösteren en önemli göstergedir.

Büyüme Oranı: Ekonominin yıllık bazda ne kadar büyüdüğünü gösterir. Negatif büyüme, durgunluk veya resesyon anlamına gelebilir.

Kişi Başına Düşen Gelir: Ülkenin toplam GSYH’sinin nüfusa bölünmesiyle hesaplanır. Refah seviyesinin göstergesidir.

2. Enflasyon ve Fiyat İstikrarı

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE): Mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki genel artışı gösterir.

Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE): Üreticilerin maliyetlerindeki değişimi gösterir ve enflasyonun gelecekteki seyrine dair ipuçları verir.

Enflasyon Hedefleri: Merkez bankasının belirlediği fiyat istikrarı hedefleriyle karşılaştırılır.

3. İşsizlik ve İstihdam Durumu

İşsizlik Oranı: Çalışabilir nüfus içindeki işsizlerin oranını gösterir.

Genç İşsizlik: Genç nüfusun işgücüne katılımını ve istihdam durumunu anlamak için önemlidir.

İşgücüne Katılım Oranı: Çalışabilir yaştaki nüfusun işgücü piyasasına katılımını gösterir.

4. Dış Ticaret ve Cari Denge

İhracat ve İthalat Dengesi: Ülkenin dış ticarette fazla mı verdiği (ihracat > ithalat) yoksa açık mı verdiği (ithalat > ihracat) incelenir.

Cari Açık veya Fazla: Ülkenin dış ticaret, hizmetler ve sermaye gelirleri açısından dış dünyaya karşı finansal durumunu gösterir.

Döviz Kuru: Yerel para biriminin diğer para birimleri karşısındaki değeri, ihracat ve ithalat üzerinde önemli etkilere sahiptir.

5. Kamu Maliyesi ve Borç Durumu

Bütçe Açığı veya Fazlası: Devletin gelirleri (vergiler vb.) ile giderleri (harcamalar) arasındaki farkı gösterir.

Kamu Borcu: Devletin iç ve dış borç miktarını ifade eder. Borç/GSYH oranı yüksekse risk teşkil edebilir.

: Devletin mali gücünü ve halkın vergi yükünü gösterir.

6. Para Politikası ve Faiz Oranları Vergi Gelirleri

Merkez Bankası Politikaları: Faiz oranları, para arzı ve enflasyon hedefleri hakkında bilgi verir.

Faiz Oranları: Bankaların uyguladığı kredi ve mevduat faizleri, yatırım ve tüketim üzerinde büyük etkiye sahiptir.

Likidite Durumu: Bankacılık sistemindeki para miktarını gösterir.

7. Yatırım Ortamı ve Ekonomik Güven

Doğrudan Yabancı Yatırımlar (DYY): Yabancı yatırımcıların ülkeye olan ilgisini ve yatırım çekme kapasitesini gösterir.

Ekonomik Güven Endeksi: Hanehalkı ve iş dünyasının ekonomiye olan güvenini ölçen bir göstergedir.

Siyasi ve Hukuki İstikrar: Yatırımlar ve iş ortamı açısından belirleyici faktörlerdir.

8. Sektörel Performans

Sanayi Üretimi: Üretim kapasitesinin büyümesini ve sanayinin genel durumunu gösterir.

Tarım ve Hizmet Sektörü: Tarımın GSYH içindeki payı ve hizmet sektörünün büyüme hızı önemli göstergelerdir.

İnşaat ve Gayrimenkul: Konut fiyatları, inşaat sektörü büyüme oranı ve yatırımlar takip edilir.

Bu başlıklar, bir ülkenin ekonomik durumunu kapsamlı bir şekilde analiz etmek için kullanılır. Ekonomik göstergeler birbiriyle bağlantılı olup, ülkenin genel refah düzeyi ve ekonomik istikrarı hakkında önemli ipuçları verir.

TÜRKİYE'NİN BUGÜNKÜ EKONOMİK DURUMUNU ANLATIR MISINIZ?

Türkiye ekonomisi, son dönemde uygulanan para politikaları ve ekonomik reformlarla birlikte önemli değişimler yaşamaktadır. Aşağıda, mevcut ekonomik duruma ilişkin temel göstergeler ve gelişmeler özetlenmiştir:

1. Enflasyon ve Para Politikası

Enflasyon Oranları: Ocak 2025 itibarıyla yıllık enflasyon oranı %42,12 olarak kaydedilmiştir. reuters.com

Bu oran, Mayıs 2024'teki %75'in üzerindeki zirveden önemli bir düşüşe işaret etmektedir.

Merkez Bankası Faiz Politikası: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Aralık 2024'te politika faizini %50'den %47,5'e, Ocak 2025'te ise %45'e düşürerek faiz indirim sürecine başlamıştır. reuters.com

TCMB Başkanı Fatih Karahan, faiz indirimlerinin otomatik olmadığını ve veriye dayalı kararlar alındığını vurgulamıştır. reuters.com

2. Büyüme ve Üretim

Sanayi Üretimi: Aralık 2024'te sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda %5,0, yıllık bazda ise %8,0 artış göstermiştir. akbankınvestorrelatıons.com

GSYH Tahminleri: Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin 2025 yılı büyüme tahminini %2,6 olarak belirlemiştir. ekonomı.ısbank.com.tr

3. Dış Ticaret ve Yatırımlar

Dış Ticaret Dengesi: Ocak 2025'te dış ticaret açığı 7,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve 12 aylık birikimli dış ticaret açığı 83,7 milyar dolara yükselmiştir. akbankınvestorrelatıons.com

Yabancı Yatırımlar: Son dönemde faiz indirimleri ve enflasyondaki düşüş eğilimi, yabancı yatırımcıların Türkiye'nin yerel tahvil piyasalarına ilgisini artırmıştır. 2025 yılı başında yabancı yatırımcıların devlet tahvillerine olan ilgisi artmış ve toplam yatırımları 1,9 milyar dolara ulaşmıştır. reuters.com

4. Döviz Kuru ve Rezervler

Türk Lirası Değeri: Aralık 2024'te politika faizindeki indirim sonrasında Türk Lirası, dolar karşısında kısa süreli bir değer kaybı yaşamış ancak sonrasında istikrar kazanmıştır. reuters.com

Merkez Bankası Rezervleri: Şubat 2025 itibarıyla TCMB rezervleri, son yılların en yüksek seviyelerine yaklaşmıştır.

5. Maliye Politikaları ve Asgari Ücret

Asgari Ücret Artışı: 2025 yılı için asgari ücrette %30'luk bir artış yapılmış ve net aylık 22.104 TL olarak belirlenmiştir. reuters.com

Enflasyon Hedefleri: TCMB, 2025 yıl sonu enflasyon tahminini %24 olarak güncellemiş ve 2026 için %12, 2027 için ise %8 hedeflerini korumuştur. reuters.com

Türkiye ekonomisi, uygulanan sıkı para politikaları ve yapısal reformlarla birlikte enflasyonla mücadelede ilerleme kaydetmiş ve ekonomik istikrarı sağlamaya yönelik adımlar atmıştır. Ancak, küresel ekonomik koşullar ve iç dinamikler, ekonomik göstergelerin seyrini etkilemeye devam etmektedir.

CARİ AÇIK SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR?

Cari açık sorunu, bir ülkenin döviz gelirlerinden daha fazla döviz harcaması sonucu ortaya çıkan ekonomik dengesizliktir. Türkiye gibi dış ticaret açığı veren ülkeler için cari açığın azaltılması, ekonomik istikrar ve sürdürülebilir büyüme açısından kritik öneme sahiptir. Cari açığın çözümü için aşağıdaki stratejiler uygulanabilir:

1. İhracatı Artırmak ve Çeşitlendirmek

Yüksek Katma Değerli Üretim

Türkiye’nin ihracatı ağırlıklı olarak düşük ve orta teknoloji ürünlere dayanıyor. Yüksek teknolojiye dayalı ihracat artırılmalıdır.

Ar-Ge yatırımları ve inovasyon teşvik edilmelidir.

Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerinde daha fazla yer alması sağlanmalıdır.

Yeni Pazar Arayışları

Avrupa Birliği (AB) dışında Latin Amerika, Asya ve Afrika gibi pazarlara açılım yapılmalıdır.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesiyle Türkiye'nin rekabet gücü artırılmalıdır.

Serbest ticaret anlaşmaları çeşitlendirilerek ihracat pazarları genişletilmelidir.

2. İthalat Bağımlılığını Azaltmak

Enerji Bağımsızlığı

Türkiye'nin enerji ithalatı cari açığın en büyük nedenlerinden biridir. Yenilenebilir enerji yatırımları artırılmalıdır.

Yerli ve milli enerji kaynaklarına daha fazla yatırım yapılmalıdır.

Doğal gaz ve petrol arama faaliyetleri desteklenmelidir.

Sanayide Yerli Üretim

Türkiye, ithal ettiği ara malları ve hammaddeleri yerli üretimle karşılayarak dışa bağımlılığı azaltabilir.

Savunma sanayi ve otomotiv gibi sektörlerde yerli üretim teşvik edilmelidir.

Tarımsal üretimde ithalata bağımlılık azaltılarak yerli üretici desteklenmelidir.

3. Turizm Gelirlerini Artırmak

Türkiye'nin turizm potansiyeli daha iyi değerlendirilmelidir.

Kitle turizminin yanında sağlık, kültür ve doğa turizmi gibi alanlara yatırım yapılmalıdır.

Turist başına gelir artırılarak nitelikli turizm teşvik edilmelidir.

Turizm sezonu sadece yaz aylarına sıkıştırılmadan yıl geneline yayılmalıdır.

4. Yatırım Çekmek ve Doğrudan Yabancı Sermayeyi Artırmak

Hukukun üstünlüğü ve ekonomik öngörülebilirlik sağlanarak yatırımcı güveni artırılmalıdır.

Türkiye, yüksek teknoloji yatırımlarını çekmek için teşvikler sunmalıdır.

Yabancı sermayeli şirketlerin Türkiye’de daha fazla üretim yapmaları için altyapı geliştirilmelidir.

5. Finansal İstikrar ve Kur Politikaları

Döviz kurundaki aşırı oynaklık azaltılarak fiyat istikrarı sağlanmalıdır.

Merkez Bankası, cari açığın sürdürülebilir düzeye gelmesi için döviz rezervlerini güçlendirmelidir.

Yerli para ile ticaret artırılarak döviz talebi azaltılmalıdır.

Türkiye, cari açık sorununu kalıcı olarak çözmek için üretim yapısını dönüştürmeli, ithalat bağımlılığını azaltmalı ve ihracata dayalı büyüme stratejisini güçlendirmelidir. Orta ve uzun vadede yapılacak yapısal reformlarla cari açık sürdürülebilir seviyeye çekilebilir.

BEŞLİ DİLİMLER ARASINDAKİ GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ GİDERMEK İÇİN NE YAPILMALIDIR?

Gelir dağılımı adaletsizliği, özellikle düşük gelir gruplarının refah seviyesini artırmak ve ekonomik dengesizliği azaltmak için çözümler gerektiren kritik bir konudur. Beşli dilimler arasındaki gelir dağılımı adaletsizliğini gidermek için uygulanabilecek başlıca politikalar şunlardır:

1. Vergi Politikaları ile Gelir Adaletini Sağlamak

Daha Adil Bir Vergi Sistemi

Artan oranlı gelir vergisi uygulanmalı: Yüksek gelir grupları için daha yüksek vergi oranları belirlenmeli, düşük gelir grupları üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır.

Dolaylı vergiler azaltılmalı: KDV gibi tüketim üzerinden alınan vergiler düşük gelirli kesimleri daha fazla etkilediği için azaltılmalıdır.

Servet ve miras vergisi artırılmalı: Büyük servet sahipleri ve yüksek miras alan kişiler daha adil bir şekilde vergilendirilmelidir.

Kayıt Dışı Ekonomiyi Azaltmak

Vergi kaçakçılığıyla mücadele edilmeli, kayıt dışı ekonomi denetim altına alınmalıdır.

Küçük işletmelerin ve serbest çalışanların vergiye uyumu artırılmalıdır.

2. Ücret Politikaları ile Gelir Eşitsizliğini Azaltmak

Asgari Ücret ve Ücret Dengeleme

Asgari ücret alım gücünü artıracak şekilde belirlenmeli. Enflasyon karşısında erimesini önlemek için yılda birden fazla güncellenmelidir.

Özel sektör teşvik edilerek en düşük ücretler belirli bir seviyenin altına düşmemelidir.

Kadın ve Genç İstihdamını Artırmak

Kadın istihdam oranını yükseltmek için kreş ve çocuk bakım desteği sağlanmalıdır.

Gençlere yönelik mesleki eğitim programları ile iş gücüne katılımları artırılmalıdır.

3. Eğitim ve Mesleki Gelişim ile Fırsat Eşitliği Sağlamak

Kaliteli ve Erişilebilir Eğitim

Ücretsiz ve kaliteli eğitim sunulmalı, düşük gelirli bölgelerde eğitim altyapısı güçlendirilmelidir.

Erken yaşta eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalıdır.

Mesleki Eğitim ve Girişimcilik Desteği

Teknik ve mesleki eğitim yaygınlaştırılmalı, nitelikli iş gücü yetiştirilmelidir.

Genç girişimciler ve küçük işletmeler teşvik edilmeli, faizsiz krediler ve destek programları sunulmalıdır.

4. Sosyal Yardım ve Refah Politikaları

Etkili Sosyal Güvenlik Sistemi

Gelir seviyesi düşük olan aileler için daha etkin sosyal yardımlar uygulanmalıdır.

Barınma ve sağlık destekleri artırılarak temel yaşam koşulları iyileştirilmelidir.

Eşitsizlikle Mücadelede Sosyal Yardımların Artırılması

Çocuk yardımları, işsizlik maaşı ve yaşlılık desteği artırılmalıdır.

Engelli bireyler ve dezavantajlı gruplar için özel istihdam programları geliştirilmelidir.

5. Bölgesel Kalkınma ve Yatırımlar

Az Gelişmiş Bölgelere Özel Destekler

Kırsal bölgelerde ve düşük gelirli şehirlerde altyapı ve sanayi yatırımları artırılmalıdır.

Bölgesel kalkınma programlarıyla iş olanakları artırılmalı, büyük kentlere göç azaltılmalıdır.

Tarım ve KOBİ Destekleri

Küçük çiftçiler için teşvikler artırılmalı, tarımsal üretim desteklenmelidir.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) finansmana daha kolay erişmelidir.

Sonuç olarak, gelir eşitsizliğini azaltmak için kapsamlı ve sürdürülebilir politikalar gerekmektedir. Vergi adaleti, ücret düzenlemeleri, eğitim reformları ve sosyal desteklerle alt gelir grubundaki bireylerin refah seviyeleri artırılabilir ve ekonomik adalet sağlanabilir.

GÜVEN VE İSTİKRARIN EKONOMİYE OLUMLU VE OLUMSUZ ETKİLERİ

Güven ve istikrar, ekonomik sistemler üzerinde önemli etkiler yaratan iki kritik faktördür. Bu kavramların hem olumlu hem de olumsuz etkileri olabilir.

Olumlu Etkileri:

Yatırımların Artması: Ekonomide güven ve istikrarın sağlanması, yatırımcıların risk algısını düşürerek doğrudan ve dolaylı yatırımların artmasını teşvik eder. Öngörülebilir bir piyasa, yatırımcıların uzun vadeli kararlar almasını kolaylaştırır.

Ekonomik Büyümenin Hızlanması: Güven ortamı, üreticilerin ve tüketicilerin daha fazla harcama ve yatırım yapmalarına olanak tanır. Bu da ekonomik büyümeyi destekler.

Düşük Enflasyon ve Faiz Oranları: Ekonomik istikrar, fiyat dalgalanmalarını azaltarak enflasyonun kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. Düşük enflasyon, faiz oranlarının da düşük kalmasını sağlayarak krediye erişimi kolaylaştırır.

İstihdamın Artması: İstikrarlı ve güvenilir bir ekonomik ortam, işletmelerin uzun vadeli planlar yapmasını sağlar. Bu durum istihdam oranlarını artırarak işsizlik seviyelerinin düşmesine yardımcı olur.

Para Birimine Olan Güvenin Artması: İstikrarlı bir ekonomi, yerel para birimine olan güveni artırır. Bu da döviz kurlarında aşırı dalgalanmaları önleyerek ekonomik kırılganlığı azaltır.

Olumsuz Etkileri:

Aşırı Rahatlık ve Reform Eksikliği: Uzun süreli istikrar, hükümetleri veya işletmeleri reform yapmaktan alıkoyabilir. "Zaten işler yolunda gidiyor" anlayışı, verimlilik artışını ve rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir.

Tekelleşme ve Rekabetin Azalması: Sürekli güven ortamı, bazı büyük firmaların piyasada tekel oluşturmasına neden olabilir. Bu durum, yenilikçiliğin azalmasına ve tüketicilerin zarar görmesine yol açabilir.

Büyümenin Yavaşlaması: Aşırı temkinli bir ekonomik yapı, risk alma iştahını azaltarak ekonomik büyümenin hız kesmesine neden olabilir. Yatırımcılar ve işletmeler daha az risk alarak ekonomik dinamizmi yavaşlatabilir.

Sosyal ve Politik Durgunluk: Ekonomik istikrarın aşırı güven ortamı yaratması, sosyal ve politik reformların ertelenmesine neden olabilir. Ekonomik reformların gecikmesi, uzun vadede büyük sorunlara yol açabilir.


Dış Şoklara Karşı Hassasiyet: Uzun süreli ekonomik istikrar, karar alıcıların olası krizlere karşı daha az hazırlıklı olmasına neden olabilir. Güvenin yüksek olduğu dönemlerde dış etkilere karşı yeterli önlem alınmazsa, beklenmedik krizler daha yıkıcı olabilir.

Sonuç olarak, güven ve istikrarın ekonomiye katkıları büyüktür; ancak bu faktörlerin aşırıya kaçması durumunda, ekonomik dinamizmi azaltan ve yenilikçiliği engelleyen olumsuz etkiler de ortaya çıkabilir. Bu nedenle, sürdürülebilir ve dengeli bir ekonomik politika oluşturmak kritik öneme sahiptir.

GÜVENSİZLİĞİN VE İSTİKRARSIZLIĞIN EKONOMİYE VERDİĞİ ZARARLAR

Güvensizlik ve istikrarsızlık, ekonomik sistemler üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratır. Bu faktörler, hem yerli hem de yabancı yatırımcıların risk algısını artırarak ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir. İşte güvensizliğin ve istikrarsızlığın ekonomiye verdiği başlıca zararlar:

1. Yatırımların Azalması

Ekonomik belirsizlik, yatırımcıların güvenini sarsar ve sermaye akışını yavaşlatır. Yatırımcılar, istikrarsız bir ortamda risk almak istemez ve sermayelerini daha güvenli ülkelere yönlendirir. Bu durum, ekonomik büyümenin önündeki en büyük engellerden biridir.

2. Enflasyonun ve Döviz Kurlarının Dalgalanması

İstikrarsızlık, fiyatların öngörülemez hale gelmesine yol açarak enflasyon oranlarını yükseltir. Aynı zamanda, yerli para birimine olan güvenin azalması döviz kurunda dalgalanmalara neden olur. Bu da ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu daha da körükler.

3. İşsizlik Oranlarının Artması

Ekonomik güvensizlik ve istikrarsızlık, şirketlerin büyüme planlarını ertelemesine veya küçülmeye gitmesine neden olur. İşletmelerin kapanması veya yatırımların azalması, işsizlik oranlarının yükselmesine yol açar. Uzun vadede bu durum, toplumsal huzursuzluğu da artırır.

4. Tüketici Güveninin Azalması ve Harcamaların Düşmesi

Güvensiz bir ekonomik ortamda bireyler geleceğe yönelik belirsizlik yaşar ve harcamalarını kısarak tasarrufa yönelirler. Bu durum, iç talebin düşmesine ve ekonomik daralmaya neden olur.


5. Kredi ve Finansman Maliyetlerinin Artması

Ekonomik istikrarsızlık, bankaların ve finans kuruluşlarının risk algısını yükseltir. Sonuç olarak, kredi faiz oranları yükselir ve işletmelerin finansmana erişimi zorlaşır. Bu da üretim ve yatırım faaliyetlerini kısıtlayarak ekonomik büyümeyi olumsuz etkiler.

6. Sermaye Kaçışı ve Beyin Göçü

Güvensizlik ortamı, sadece finansal sermayenin değil, aynı zamanda nitelikli insan kaynağının da başka ülkelere yönelmesine neden olur. Nitelikli iş gücünün kaybı, uzun vadede ekonomik büyüme potansiyelini düşürür ve ülkede yenilikçiliğin azalmasına sebep olur.

7. Devlet Gelirlerinin ve Kamu Hizmetlerinin Azalması

Ekonomik belirsizlik nedeniyle şirketlerin yatırımları düşerken, devletin vergi gelirleri de azalır. Bu durum, altyapı yatırımları, sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler gibi kamu hizmetlerinin aksamasına yol açar.

8. Siyasal İstikrarsızlığın Ekonomiye Etkisi

Ekonomik güvensizlik, siyasi istikrarsızlıkla birleştiğinde durum daha da kötüleşir. Siyasi belirsizlikler, yatırımcıların ve işletmelerin karar alma süreçlerini olumsuz etkileyerek ekonomik krizleri tetikler.

Sonuç

Güvensizlik ve istikrarsızlık, ekonominin her alanında olumsuz etkiler yaratır. Yatırımların azalması, işsizliğin artması, fiyat istikrarsızlığı ve sermaye kaçışı gibi sorunlar, ekonomik büyümeyi ve toplumsal refahı tehdit eder. Bu nedenle, ekonomik politikaların öngörülebilir ve güvenilir olması, sürdürülebilir kalkınma açısından kritik bir öneme sahiptir.

HUKUKUN ÜSTÜNLĞÜNÜN YOK OLMASI VE SİYASALLAŞMASI EKONOMİYE YANSIMASI

Hukukun üstünlüğünün yok olması ve siyasallaşması, ekonomiye ciddi zararlar verİR. Hukukun bağımsız olmadığı, keyfi kararların alındığı ve yargının siyasi baskı altında olduğu bir ortamda ekonomik aktörler güven kaybeder, yatırımlar azalır ve piyasalarda belirsizlik artar. İşte hukukun üstünlüğünün zayıflamasının ve siyasallaşmasının ekonomiye başlıca etkileri:


1. Yatırımcı Güveninin Sarsılması ve Sermaye Kaçışı

Hukukun siyasallaşması, yerli ve yabancı yatırımcıların mülkiyet hakları ve sözleşme güvencesi konusunda endişe duymasına neden olur.

Hukuki güvencenin olmadığı ülkelerde keyfi düzenlemeler, kamulaştırmalar veya siyasi müdahaleler daha sık görülür. Bu da yatırımcıları risk almaktan kaçınmaya iter ve sermaye kaçışını hızlandırır.

Özellikle yabancı yatırımcılar, hukuki belirsizliği yüksek ülkeler yerine daha güvenli piyasalara yönelir.

2. İş Dünyasında Rekabetin Bozulması ve Tekelleşme

Bağımsız olmayan bir hukuk sistemi, belirli şirketlerin siyasi bağlantılarla haksız avantaj sağlamasına yol açar.

Siyasetle yakın ilişkisi olan bazı şirketler, hukuki yollarla değil, siyasi destekle büyürken, rekabetçi firmalar dezavantajlı duruma düşeR.

Bu durum, piyasada verimliliğin düşmesine ve inovasyonun yavaşlamasına sebep olur.

3. Ekonomik Belirsizlik ve Enflasyon Artışı

Hukukun üstünlüğü olmadığı zaman, ekonomik kararlar öngörülemez hale gelir. Vergi politikaları, kamu harcamaları ve finansal düzenlemeler siyasi çıkarlara göre değişir.

Bu durum, işletmelerin uzun vadeli plan yapmasını zorlaştırır ve fiyat istikrarsızlığına yol açarak enflasyonu artırır.

4. İşsizlik ve Ekonomik Durgunluk

Hukuki güvencenin olmadığı bir ortamda şirketler yatırım yapmak yerine beklemeyi veya başka ülkelere taşınmayı tercih eder.

Yatırım eksikliği ve iş dünyasındaki belirsizlik, istihdamı olumsuz etkileyerek işsizliği artırır.

İş gücü piyasasında adil olmayan uygulamalar artabilir; liyakat yerine siyasi sadakate dayalı istihdam yaygınlaşır.

5. Kamu Maliyesinde Bozulma ve Yolsuzluk Artışı

Hukukun siyasallaşması, yolsuzluğun yaygınlaşmasına zemin hazırlar. Kamu ihaleleri ve teşvikler, adil rekabet yerine siyasi yakınlığa göre dağıtılır.

Kamu kaynaklarının etkin kullanılmaması, bütçe açıklarını artırarak kamu maliyesinde dengesizliklere yol açar.

Vergi toplama süreçleri keyfi hale gelir; bazı gruplar kayırılırken, (vergi afları) diğerleri haksız vergi yükü altına sokulabilir.

6. Beyin Göçü ve Nitelikli İş Gücünün Kaybı

Hukukun üstünlüğünün yok olması, özellikle genç ve eğitimli kesimlerin geleceğe dair güvenini azaltır.

Hukuki güvencenin olmadığı ülkelerde yetenekli bireyler, kariyerlerini daha istikrarlı ülkelere taşıma eğiliminde olur.

Bu durum, uzun vadede ekonomik büyümeyi ve yenilikçiliği sekteye uğratır.

7. Uluslararası Kredi Notlarının Düşmesi ve Finansman Zorlukları

Hukukun üstün olmadığı ülkelerde, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları ülke notlarını düşürerek borçlanma maliyetlerini artırır.

Yüksek faiz oranları nedeniyle devlet ve özel sektör için dış borçlanma zorlaşır.

Ekonomik büyüme için gerekli olan altyapı yatırımları ve projeler finansman bulmada sıkıntı yaşar.

Sonuç

Hukukun üstünlüğünün kaybolması ve siyasallaşması, ekonomik büyümeyi yavaşlatır, yatırımcı güvenini sarsar ve piyasada istikrarsızlığa yol açar. Bu durum, işsizliği artırırken, enflasyonu ve yolsuzluğu körükleyerek ekonomik durgunluğa neden olabilir. Ekonomik gelişimin sürdürülebilir olması için bağımsız, tarafsız ve güçlü bir hukuk sisteminin varlığı kritik öneme sahiptir.

EKONOMİK SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

· Ülkemizin içinde bulunduğu önemli sorunlardan, ekonomik durum, hayat pahalılığı, düzensiz ve kontrolsüz göçmenler, Adalet ve Yargının durumu, Özgürlükler, insan hakları ihlalleri, İşsizlik, Eğitim, yolsuzluklar gibi konularda çözümlerin başlıklarıyla tarihi bir manifesto yayınlanmalıdır. Bu durum Ülkemizin içinde ve bütün Dünyada bize karşı bir olumlu bir hava yaratacaktır. Bunun sonucu olarak ekonomide bilhassa enflasyon ve döviz kurlarında psikolojik olarak en az yüzde 20 ye yakın olumlu etki yaratacaktır.

· Ekonomik kararlara etki eden kurumlar işler hale getirilmelidir. Devlet Planlama Teşkilatı (Stratejik Planlama ifadesi yanlış bir tanımdır.) hemen yeniden kurulmalıdır. Hazine, Merkez Bankası, Maliye Bakanlığı, Sermaye Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İstanbul Borsası, Rekabet Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Ekonomik ve Sosyal Konsey gibi kuruluşlar süratle tekrar gözden geçirilerek görevleri gereği çalışır hale getirilmeli ve bunların yönetimleri konusunu bilen ehil kadrolara teslim edilmelidir. Bu kurumlar arasında yatay iletişim ve uygulamada ahenk sağlanmalıdır.

· Üst Düzey Ekonomi Yönetimi çok dikkatli kurulmalıdır. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı, Bakanlar ve Müsteşarlar ile Kurum Başkanları birbirleriyle uyumlu olmalıdır.

· İlk Önce Bozulan Makroekonomik Dengelerin Düzeltilmesi Gerekir. Ekonomik bir krizden kurtulmanın başlangıcı makroekonomik göstergelerin süratle olması gereken seviyelere getirilmesiyle başlar. Bunlar; Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH), Büyüme, Tüketici Enflasyonu (TÜFE), Üretici Enflasyonu (ÜFE), Dış Ticaret ve Ödemeler Dengesi, Cari İşlemler Dengesi, Bütçe Dengesi, Dış Borç Stoku, Faiz Oranları, Mevduat Durumu, TCMB Rezervleri, Sanayi Üretimi ve Yabancı Doğrudan Yatırımlar olarak sayılabilir. 2001 krizi sonrası bozulan makroekonomik dengeler bir buçuk yılda düzeltilmişti. O zaman yasal boşluklar süratle giderilmişti. Şimdi ise fazla bir yasal boşluk yoktur. Kısa sürede her şey olması gereken seviyeye getirilir. Bu süre içinde de yapılacak uygulamalar ve yatırımlar netleşir. Yeni gelen iktidara nefes alma imkanı verir. Ekonomik yıkıntının boyutları ortaya çıkar.

· Makroekonomik Dengelerin Düzeltilene Kadar Devlet Harcamalarında Tasarrufa Gidilmesi. Süratle, lüks ve gereksiz kamu harcamalarının kaldırılması çok gerekli olmayan yatırımları ertelenmesi gerekir. Kamudaki israfın süratle önlenmesi gerekir. Araç kiralanması en aza indirilmeli, iş yapılan veya ilişkili olunan kurum ve kuruluşlardan araç alımı da ortadan kaldırılmalıdır. Kamuda çalışan ancak başka kurumların yönetim ve denetin kurulu gibi organlarında görev alanların ücretlerinde eskiden olduğu gibi sınırlama getirilmelidir. Mali disiplin süratle sağlanmalıdır.

· Göçmenlerin Ülkemize maliyetleri her geçen gün artmaktadır. Yaptığımız hesaplamada Ülkemizde bulunan göçmenlerin maliyeti yıllık kişi başına 2821 ABD Dolarıdır. Halen sayısı net olmamakla birlikte 5,5 milyon göçmen var ise bize yılda 17 milyar dolara mal olmaktadır. Göçmenlerin ülkelerine barış içinde gönderildiğinde hem bu yükten kurtulunacak hem de başta kiralar olmak üzere ciddi rahatlama sağlanacaktır.

· Kamu Özel İşbirliği ile Yap İşlet Devret Yoluyla yapılan, köprüler, otoyollar, tüneller, havaalanları ve Şehir Hastaneleri süratle yeniden gözden geçirilmelidir. Kamulaştırma dahil işletme şartları değiştirilmelidir.

· Merkez Bankası Ekonomiyi Tek Başına Düzeltemez. Ülkenin yönetim hatalarından dolayı geldiği ekonomik sıkıntıları, Merkez Bankası elindeki para politikası uygulamaları (Açık Piyasa İşlemleri, faiz politikası , karşılıklar politikası v.b) ile diğer yetkilerin tamamını kullansa dahi ortadan kaldıramaz. Medyada boy gösteren iktisatçıların önemli kısmı Merkez Bankasının problemi çözebileceğini beyan etmektedir. Ülke yöneticileri yanlış kararlar alırsa, ölü yatırımlara öncelik verirse, kaynakları olması gereken alanlara tahsis etmez ise ve bu yaptıklarının yanlış olduğunu bilmez de hatalarda ısrar ederse kısaca Türkiye her yönüyle yanlışlar içinde bu zihniyetle yönetildiği sürece Merkez Bankası hangi kararı alırsa alsın fazla etkili olmayacaktır.

· Kayıt dışılığı en aza indirmek gerekir. Ülkemizde kayıt altına alınamayan ekonomik faaliyetlerin parasal değerinin milli gelire oranı değişik çalışmalara göre yüzde 15 den yüzde 35 e kadar hesaplanmaktadır. Hatta bazı çalışmalara göre bu oranın son yıllarda uygulanan politikaların da etkisiyle yüzde 50 lere yaklaştığı öne sürülmektedir. Genel ortak kanaat kayıt dışılığın oranının yüzde 25 olduğu yönündedir. Genellikle 30 civarındaki iş kolunda belirgin olan kayıt dışılık kırsal nüfusun kendi ihtiyacının önemli kısmının kendi imkanlarıyla karşıladığı düşünülürse yüzde 30 lardan aşağı olmadığıdır. Kayıt dışı ekonomi gelişmiş ülkelerde yüzde 0-10 arasındadır. Bizim bu oranı yüzde 20 nin altına indirmeyi hedeflememiz gerekir. Bu sadece denetimi artırmak ile olmaz uygulamada önemli değişiklikler yapmak gerekir. Tedbirler her iş kolunun ayrı ayrı incelenmesiyle ortaya çıkar. Mevzuatın sadeleştirilmesi ve bazı vergi oranlarının muhakkak indirilmesi gerekir.

· 21 Aralık 2021 de başlatılan Kur Korumalı Mevduat Uygulaması Değiştirilmelidir. Zamanında Ülkemiz için büyük sorun olan ve güçlükle kaldırılabilen yurt dışındaki çalışan vatandaşlarımıza faydalanabileceği Dövize Çevrilebilir Mevduat (DÇM) ın daha geniş hali bütün vatandaşlarımıza açık şekli Kur Korumalı Mevduat uygulaması değiştirilmelidir. İktidar değiştiğinde meydana gelecek olumlu ortam nedeniyle dövizin TL karşısındaki değeri önemli miktar düşeceği için belli bir süre devletin mali yükü çok azalacak veya olmayacaktır. Bu süre zarfında konuyu acele etmeden, mevduat sahiplerini kaçırmadan ve mevduatları istenmeyen alanlara kaydırmadan Devletin bu uygulamadan zarar etmeden kurtarılması gerekir.

· 26 Ağustosta açıklanan ancak henüz uygulaması başlamayan, icraya düşmüş altı milyon civarında dosya sahibinin elektrik, su, doğalgaz ve telefon borçlarının 2000 TL sinin Devlet tarafından ödenmesine tutarlı eleştiri getirilmelidir. 1- 6 milyon dosyada 2000 TL borç silinecek ise 12 milyar yapar. Açıklanan 30 milyar TL hesap hatası çok büyük. 2- Kişilerin birden fazla dosyası olabilir bundan dolayı ödemenin kaç kişiyi kapsadığı belli değildir. 3- Borcunu zar zor namus belası kabul edip ödeyen vatandaşlara karşı büyük adaletsizlik olmaktadır. 4- Paralar doğrudan şirketlere ödeneceği için onlar zor durumdan kurtulacaklardır. Aslında gerçek niyet, gariban vatandaşı maske yapıp şirketlere para aktarmaktır.

· Yurt dışına servet transferi kontrol edilmelidir. Son yıllarda hızlanan yurt dışına servet kaçırmalarının önüne geçilmelidir. Bu transfer daha çok ithalat ve ihracat yolu ile yapılmaktadır. İthalatta diğerleri kalemleri ne olduğu bilinmediğinden kontrolü zorlaştırmaktadır. Parasal olarak fazla olan Gümrük Tarife ve İstatistik Pozisyon numarasında diğerleri yazan kalemleri detay bazda açarak ne olduğu anlaşılır hale getirilmelidir. Ayrıca bugün için 6,4 milyon DWT olan deniz ticaret filomuz Türk Bayraklıdır. Buna karşın sahibi Türk vatandaşı ama yabancı ülke bayrağı altında çalışan 23 milyon DWT deniz ticaret filosu mevcut. Bu durum detaylı bir şekilde incelenmelidir. Servet transferinin önemli bir kısmının başka ülke bayrağı altında faaliyet yürüten kurum veya kişilerce yapıldığı tahmin edilmektedir. Ülkemizde karlı birçok yatırım alanları varken yabancı bayrak altında gemi çalıştırmanın sebebi daha kolay anlaşılacaktır.

· İşsizlik, Geniş Tabanlı veya Geniş Tanımlı İşsizlik Azaltılmalıdır. Ülkemiz için büyük sorunlardan biri olan işsizlikle mücadele esas olmalıdır. Çalışabilir nüfusumuzun istihdama katkısını yüzde 35 lerden yüzde 55 lere çıkarmamız gerekir. Asgari ücretin vergi dışı kalması önemli bir gelişmedir. Emeklilik yaşının erkeklerde 60 kadınlarda 58 olması düşünülürse halen ödenen yüzde 37,5 SGK pirim oranı çok yüksektir. Bunun yüzde 20 civarına indirilmesi kayıt dışı işçi çalıştırmanın büyük oranda önüne geçecektir. Ayrıca kamu ve kurumsallaşmış büyük işletmelerde çalışanların dışında küçük işletmelerde çalışan çok sayıda işçimiz kıdem tazminatı alamıyorlar veya çok az alıyorlar. Kıdem tazminatı konusunda yeni bir düzenleme gereklidir. İlk etapta isteğe bağlı olarak mevcut durum, her yıl ocak ve temmuz ayında yarımşar maaş tutarının kurulacak fona yatırılması veya çalışana her yıl ocak veya temmuzda yarımşar maaşın ödenmesi hususunda çalışma yapılmalıdır. Ayrıca her Türk vatandaşı muhakkak en az bir meslek sahibi olmalıdır. Ne iş olsa yapar devri kapanmalıdır. Mesleği olan her vatandaş muhakkak işsizlik maaşı almalıdır. Eğitim planlaması işsizliği azaltıcı yönde yapılmalıdır. İstihdam sağlayan işyerlerinin kullandıkları su, elektrik ve doğalgaz ücretleri konutlardan fazla olmamalıdır.

· Yapılan her türlü iş ve diğer sözleşmeler vergiden muaf olmalıdır. Proje veya iş üzerinden toplam miktardan ücret alındığı için sözleşme yapılmamakta sonuçta hem kayıt dışı artmakta hem de kurum ve kişiler mağdur olmaktadır. Sözleşme sonunda kar edilecek ise zaten vergisi ödenmektedir.

· Kredi kartı, bankadan alınan kredi, cep telefonu ile piyasada yapılan her türlü satış sözleşmeleri incelenmeli ve vatandaşın hakları Devlet tarafından korunmalıdır. Çerçeve sözleşmeleri Devlet tarafından önceden uygun bulunmalıdır. Vatandaşın mağduriyeti önlenmelidir.

· Dünyadaki ülkelerin nüfusları ile milletvekili sayılarının karşılaştırıldığında Ülkemizin 400 civarında milletvekili olması gerekir. Nüfusumuzun dinamikliği dikkate alındığında bu sayının en fazla 450 olması gerekir. Milletvekili sayısının ciddi oranda azalması ve bunun yıllarca devam edeceği dikkate alınırsa mali açıdan çok ciddi miktar ortaya çıkmaktadır.

· Gayrimenkul Alım Satımları Yeniden Düzenlenmelidir. Emlak alım ve satımlarında uygulanan rayiç bedel, cari bedel ile tapudaki değerler ciddi sıkıntı yaratmaktadır. Bir emlak yılda 5 defa satılsa beş defa vergiye tabi olmaktadır. Alım satım vergi oranları çok yüksektir. Bu oran yüzde bir yapılmalı ve adı sadece tek isim olmalı. Vergiyi zaten alan ödüyor. Parasal değerler çok arttığı için hep belediye rayici gösteriliyor. Değerin tapu dairesi dışında ödenmesi ciddi risk ve sıkıntılar oluşturmaktadır. Onun için yeni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.

· Miras Nedeniyle Üretim Yapılmayan Tarım Araziler Sorunu Çözülmelidir. Anadolu’nun her yerinde kangren haline gelmiş büyük bir sorun vardır. Tarım arazisi sahibi vefat ettikten sonra çocuklarına intikal yapılmamış, onların da bazıları vefat etmiş veya yurt dışına gitmiş ve onları çocuklarına da intikaller yapılmamış. Bugün ufak bir arazide 70-80 mirasçı gözüküyor. Sahibi ortada olmayınca araziler ekilemiyor ve sonunda önemli üretim kayıpları ile kişi mağduriyetleri ortaya çıkıyor. Yasal olarak belli mali büyüklüğe kadar olanların ilçelerde, onlardan daha büyük değere sahip olanların ise illerde oluşturulacak komisyonlarda süratle çözümünün sağlanması büyük bir problemi çözecektir.

· Geçmişte yapılan büyük özelleştirmeler mercek altına alınmalıdır. İşletmelerin özelleştirilmesinde mülkün tapusunun verilmesi en büyük hata olmuştur. Tapunun verilmeyip işletme hakkının verilmesi en uygun olanıdır. Özelleştirilen yerde üretim devam ettiği sürece arsanın kullanımı ücretsiz olarak verilmeliydi. Bazı özelleştirmeler incelendiğinde büyük talanların yapıldığı anlaşılacaktır.

· Yapılacak Yatırımlara Radikal Teşviklerin Uygulanması Gerekecektir. Sanayileşmede mevcut teşvikler gereği gibi ivme kazandırmamaktadır. Radikal uygulamalar getirmek gerekir. Yeni yatırımlarda Endüstri 4.0 dikkate alınmalıdır. Bölgesel, sektörel ve hatta sanayi tesisi olarak teşvikler belirlenmelidir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları sanayi tesislerine yönlendirilmelidir.

· TMSF tarafından el konulan, kayyum atanan ve sonrada elden çıkarılan işletmelerin durumları incelenmelidir.

· Yapılan usulsüzlükler ve yolsuzluklar kısa sürede belirlenip gereken yapılmalıdır.

· İktidara geldikten sonra bir buçuk sene içinde; Kredi Risk Pirimi (CDS) in 885 lerden 200 ün altına indirmeyi, Kredi Değerlendirme Kuruluşlarınca (Moody’s, Standart&Poor’s ve Fitch Rating’s) halen yatırım yapılamayacak ülkeler sınıfında olan Ülkemizin yatırım yapılacak sınıfına sokmayı, enflasyonu ilk önce yüzde 20 lere sonra tek haneler indirmeyi, işsizliği yüzde 6 lara, geniş işsizliği yüzde 15 lere indirmeyi hedeflemeliyiz.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page