AKDENİZDE NE OLDU...
- 1 Oca 2001
- 4 dakikada okunur

Akdeniz Uluslar arası açık denizde, Libya Misurata Limanına gıda ve boya başta olmak üzere insani yardım malzemesi götürmekte olan Arkas Şirketine ait Türk Bayraklı 16727 DWt luk 9163984 İMO numaralı Roseline A isimli konteyner yük gemisi limandan yaklaşık 150 km. açıklarda, EU WARSHİP F220 bandıra numaralı Alman savaş gemisi (fırkateyn) tarafından 22 Kasım 2022 günü zorla durdurularak askerler tarafından 16 saat boyunca istek dışı aranmış sonra helikopterle gemiden ayrılmışlardır. Bu olayı değişik yönlerden incelemek gerekir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2011 tarihli 1970ve 1973 sayılı kararı ile Libya ya yaptırım uygulanmasını kararlaştırmıştır. Bakanlar Kurulunun 2.7.2011 tarihli 27982 sayılı Resmi Gazetede bu konu ile ilgili Kararı yayınlanmıştır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2213(2015) ve 2362(2017) sayılı kararları ile Libya Yaptırımlar Komitesi çalışmaya başlamıştır. Bu arada buna paralel olarak 2.4.2019 tarih ve 1169 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına ek bir karar da yayınlanmıştır. Birleşmiş Milletlerin Libya’ya silah kısıtlaması uygulaması 31.3. 2020 de başladı.
Deniz Hukukunda önemli bir başlangıç olarak 1982 Birleşmiş Milletler Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmesi kabul edilmiştir. Bu sözleşmeye istinaden Hamburg Uluslar arası Deniz Hukuku Mahkemesi (İTLOS) kurularak 1996 yılında resmen faaliyete geçmiştir.
Ülkemiz şu andaki AB(Avrupa Birliği) nin eski ismi AET(Avrupa Ekonomik Topluluğu) ile 1963 yılında Ankara Anlaşması imzalamıştır. Bu suretle ‘’Avrupa Adalet Divanı’’ nın varlığı tanınmıştır. AB de, üye ülkelerine ‘’ Avrupa Tutuklama Emri’’ yetkisi kabul edilmiştir. Ülkemizin bu yetkisinin olup olmadığı tartışmalıdır.
Amerika Bileşmiş Devletlerinde Newyork ta meydana gelen 11 Eylül 2001 terör saldırısından sonra Uluslar arası Denizcilik Örgütü (IMO) bünyesindeki Deniz Güvenlik Komitesi (MSC) tarafından, denizde ya da deniz yoluyla gelebilecek terör eylemlerinin önlenmesine yönelik yeni kuralların belirlenmesi ile gemi ve liman tesislerinin güvenliği için yeni tedbirleri içeren Uluslar arası Gemi ve Liman Tesisleri Güvenlik Kod’u ( ISPS-CODE) oluşturulmuştur. ISPS-CODE uygulaması, 1 Temmuz 2004 de yürürlüğe girmiştir.
Ayrıca Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme ile bunun Protokolü ( SUA ) , 2005 yılında yürürlüğe girmiştir. Bununla şüpheli durumlarda ülkelere müdahale yetkisi verilmiştir. Buna göre gemiye müdahale etmeden önce Bayrak Devletine ( Geminin bayrağını taşıdığı ülke) arama için müracaat edip 4 saat beklenmesi gerekir.
AB Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (CSDP) çatısı altında Avrupa Birliği Deniz Kuvvetleri Akdeniz İRİNİ Operasyonu (Eunavfor Med İRİNİ) faaliyete geçmiştir. Komuta Merkezi İtalya Roma şehrindedir. Kuvvet verenler Yunanistan, Fransa, Almanya, Polonya ve Lüksemburg.
İRİNİ Operasyon Komutanı Tugamiral Fabio Agostini,
Yardımcısı Tugamiral Jean Michel Martinet,
Operasyon Komutanı Tugamiral Theodoros Mikropoulos(YUNAN)
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi konu basit değildir. Hukuki açıdan karmaşık bir yapı mevcuttur.
Türk Bayraklı Roseline A gemisinin kaptanı’nın muhalefetine rağmen Helikopterden asker indirilmiştir. Gemi mürettebatına aşağılayıcı ir davranış ve kaba uygulama ile 16 saat süren bir arama yapılmıştır.Gemi mürettebatınca, arama yapan askerlere hiçbir müdahalede bulunulmamıştır.
Gemi kaptanı olayı Sahil Güvenlik Komutanlığına, MRCC Ana Aramama ve kurtarma merkezi ile kendi bağlı olduğu şirkete bildirmiştir. Gemi Donatanı Şirket ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına ve Dışişleri Bakanlığına bildirmiştir.
Arama tamamlandıktan sonra askerler helikopterle gemiden ayrılmıştır. Arama emrini Operasyon komutanı Yunan Tugamiral Theodoros Micropoulos vermiştir.
Aramadan önce bayrak devleti olan Türkiye’den izin istenmesi gerekrdi. Bu gibi arama izin talebini alan bayrak devleti, a- İzin isteyen ülkeye yetki vererek arama yaptırabilir, b- izin isteyen ülke ile birlikte arama yapabilir, c- gemiyi bekletip kendi ekiplerini göndererek aramayı kendisi yapabilir, d- Arama talebini reddederek geminin aranmasına izin vermez. Bu olayda arama izin talebi olup olmadığı şu ana kadar bilinmemektedir. Arama izin talebi olsa dahi 4 saat geçse bile böyle bir arama yapılamaz. Arama izni talebi varda 4 saat içinde cevap verilmediyse bu durum bayrak devletinin zafiyetini gösterir. Haklı iken haksız duruma düşebilir.
İRİNİ Operasyonu bu zamana kadar beş gemi armış bunun üç tanesi Türk Bayraklıdır. Bu bilgi resmi değildir. Basından edinilmiştir. İRİNİ muhalif Hafter’e yapılan yardımlarda hiç müdahale etmemiştir. BM in tanıdığı Merkezi Hükümete gelen yardımlara engel olmuştur. Yani tarafsız değildir. Taraftır. Ayrıca Birleşmiş Milletler İRİNİ ye münhasır özel bir yetki vermemiştir. Akdeniz’de tartışmalı bir güçtür.
AB bu davranışları ile Ülkemiz hakkında yaptırım kararı alabilmesi için delil sağlayabilmek amacıyla emrivaki yapıp arama yapmıştır. Bir şey bulunamaması Türkiye’nin elini güçlendirmiştir. ABD nin Irak’a kimyasal silah var diye müdahale ettiğini ve sonra yokmuş demelerini ve sonuçta milyonlarca insanın öldüğünü unutmamak gerekir.
Bu olay Doğu Akdeniz’deki doğalgaz ( Hidrokarbon) arama çalışmalarındaki anlaşmazlık ve Libya ile yapılan Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmasının yarattığı tedirginliğe bir cevap niteliğindedir. Olay basit değildir.
Olayla Akdenizde Türiye’ye karşı bir gözdağı vermek istenmiştir. Türk Bayraklı bir gemiye yapılan korsanvari hareket Ülkemiz topraklarına yapılmış bir saldırıdır. Yani Düşmanca bir harekettir. Yetkililerin Ülkemize yapılan düşmanca hareketin nasıl karşılanacağı hususunda Montrö’yü bir daha incelemelerinde fayda vardır. Elimizdeki kozların neler olduğunun farkında olmalıyız.
İlkönce çok sakin olup ulusal ve uluslararası hukuk mevzuatı çerçevesinde Bayrak Devleti olarak Türkiye ve gemi donatanı yani sahibi olarak ARKAS Şirketi ayrı ayrı hukuk mücadelesi vermelidir. İç hukukumuz gereği isimleri zikredilen komutanlar hakkında süratle mahkumiyet kararı verilmeli ayrıca Avrupa Tutuklama Kararı ve Emri çıkarılarak konu en azından tartışmaya açılmalıdır.
Ülkemiz İRİNİ operasyonunun bir parçası olması için teşebbüste bulunmalıdır. Olumsuz cevap alınırsa NATO üyesi olarak zamanında Libya’ya yapılan müdahalede yer alındıysa burada da bulunabiliriz. Şayet İRİNİ Operasyonunda yer almamıza engel olunursa, BM kararlarının uygulaması üye ülkelere düşeceğinden hafter’e gelecek silah yardımlarını BM adına önleme yetkimizi tek başına biz kontrol edebiliriz.
Denizlerdeki haklarımızın korunması, takip edilmesi ve sağlıklı kararların alınması büyük önem arz etmektedir. Bunun için; Kapatılan Denizcilik Müsteşarlığı’nın yetki ve görevleri tekrar gözden geçirilerek Denizcilik Bakanlığı veya en azından Cumhurbaşkanlığına bağlı Deniz İşleri Başkanlığı kurulmalıdır. Değişik bakanlıkların bünyelerinde faaliyet gösteren birimler süratle bir kurum altında toplanmalıdır.2.12.2022



Yorumlar