10 GÜN ELEKTRİK VEYA 30 GÜN SU KESİNTİSİNE HAZIR MIYIZ?
- 14 Ara 2025
- 3 dakikada okunur

Değerli kardeşlerim, sizlere bu defa değişik bir çalışma sunmak istiyorum. Birlikte yaşarken varlıklarının pek farkında olmadığımız ancak yokluklarında büyük sıkıntı çektiğimiz Elektrik veya su kesintilerinin uzun süre devam ettiğinde nelerle karşılaşacağız bunu hatırlatmak istedim. Bir felakette bu durumu hep birlikte yaşayacağız. Acaba böyle bir duruma hazır mıyız? Merak edilen bilgiler bulacağınız 78 sayfalık çalışmayı sizlere sunmaktan mutluyum.
Bu çalışma, büyük bir metropol olan Ankara özelinden hareketle, 10 günlük elektrik kesintisi ve 30 günlük su kesintisi gibi olağanüstü senaryoların toplumsal, ekonomik, sağlık ve güvenlik boyutlarını sistematik biçimde ele alan kapsamlı bir kriz ve dayanıklılık analizidir. Çalışmanın temel gücü, soyut risklerden ziyade günlük hayatın pratik gerçekleri üzerinden ilerlemesi ve karar vericilere doğrudan uygulanabilir politika çerçeveleri sunmasıdır.
1. Çalışmanın Ana Çerçevesi
Metin, elektrik ve suyun modern kent yaşamı için vazgeçilmez kritik altyapılar olduğunu vurgulamakta; bu hizmetlerin uzun süreli kesintisinin, klasik “arıza” boyutunu aşarak çok boyutlu bir ulusal güvenlik ve kamu düzeni sorununa dönüşeceğini ortaya koymaktadır.
Elektrik kesintileri için 10 gün, su kesintileri için ise 30 gün gibi sürelerin seçilmesi, çalışmayı gerçekçi ve çarpıcı kılmaktadır. Özellikle yaz–kış ayrımı yapılması; sıcaklık, don, hijyen, sağlık ve altyapı hasarları gibi değişkenlerin etkisini net biçimde göstermektedir.
2. Elektrik Kesintilerine İlişkin Değerlendirme
Çalışmada, Ankara’da yaz ve kış mevsimlerinde yaşanabilecek 10 günlük elektrik kesintilerinin:
Sağlık sistemini (hastaneler, soğuk zincir, evde bakım),
Su teminini (pompaj ve arıtma sistemleri),
Gıda ve lojistik zincirini,
Ulaşım, iletişim ve güvenliği,
Ekonomik üretimi ve kamu hizmetlerini
çok kısa sürede kontrol edilemez bir kent krizine dönüştüreceği ikna edici örneklerle ortaya konmuştur
Özellikle kış senaryosunda; hipotermi, karbon monoksit zehirlenmeleri, boru donmaları ve altyapı hasarları gibi ikincil risklerin altı çizilmesi çalışmayı teknik açıdan güçlü kılmaktadır.
3. Elektrikte Önerilen Model (Stratejik Önermenin Özeti)
Çalışmanın en dikkat çekici ve yapısal önerilerinden biri, elektrik sektörüne ilişkin yeni bir kamusal denge modelidir:
Elektrik üretimi: Özel sektör tarafından yapılmaya devam etmeli,
İletim ve tüm dağıtım: Stratejik kamu hizmeti olarak tamamen devlet kontrolünde olmalıdır.
Bu modelin gerekçesi açık biçimde ortaya konmuştur:
Elektrik şebekesi doğal tekel niteliğindedir.
Kriz ve afet anlarında özel sektör mantığıyla yönetilemez.
Ulusal enterkonekte sistemin güvenliği, ancak kamusal bir otoriteyle sağlanabilir.
Çalışma, bu modelin arz güvenliği, şebeke dayanıklılığı ve kriz yönetimi kapasitesini artıracağını, buna karşılık yatırım verimliliği ve finansman açısından dikkatli bir planlama gerektirdiğini dengeli biçimde değerlendirmektedir
4. Su Kesintilerine İlişkin Değerlendirme
30 günlük su kesintisi senaryosu, çalışmanın belki de en çarpıcı bölümüdür. Metin, suyun yalnızca bir yaşam kaynağı değil; aynı zamanda:
Halk sağlığı,
Gıda güvenliği,
Kanalizasyon ve çevre sağlığı,
Yangın güvenliği,
Sanayi ve hizmet sektörü
için kritik bir altyapı unsuru olduğunu net biçimde göstermektedir
Özellikle yaz aylarında 30 günlük su kesintisinin, Ankara gibi bir şehirde salgın hastalık riski, toplumsal gerilim ve ekonomik çöküş yaratacağı; tankerle su dağıtımının ise yalnızca sınırlı ve geçici bir çözüm olabileceği vurgulanmaktadır.
5. Su İçin Önerilen Enterkonekte Model
Çalışmanın ikinci temel yapısal önerisi, Ulusal Su Enterkonekte Sistemi kurulmasıdır. Bu modelin ana unsurları şunlardır:
Türkiye genelindeki havzaların, barajların ve ana isale hatlarının birbirine bağlanması,
Bölgesel su fazlalarının, kriz yaşayan bölgelere aktarılabilmesi,
Kuraklık, afet veya altyapı arızalarında yedekli ve esnek bir su yönetimi sağlanması.
Bu yaklaşım, suyun yerel bir belediye hizmeti olmanın ötesinde, ulusal ölçekte stratejik bir kamu varlığı olarak ele alınmasını önermektedir. Model; özellikle büyükşehirlerin su arz güvenliğini güçlendirecek, kesinti sürelerini kısaltacak ve kriz yönetim kapasitesini artıracaktır.
6. Genel Sonuç ve Değerlendirme
Çalışma, “Hazır mıyız?” sorusuna net bir yanıt vermektedir: Hayır, hazır değiliz. Ancak aynı zamanda, nasıl hazırlanabileceğimize dair somut, uygulanabilir ve bütüncül bir yol haritası sunmaktadır.
En önemli katkıları şunlardır:
Elektrik ve suyu birlikte ele alan bütünleşik kriz yaklaşımı,
Afet ve olağanüstü hâlleri sadece teknik değil, toplumsal ve yönetsel boyutlarıyla değerlendirmesi,
Devletin düzenleyici değil, doğrudan altyapı güvencesi sağlayıcı rolünü yeniden tanımlaması.
Bu yönleriyle çalışma; merkezi idare, belediyeler, AFAD, enerji ve su politikası yapıcıları için stratejik bir referans metin niteliğindedir.
Çalışmamın tamamına ilgi duyanlara mustafakorcak@gmail.com adresine bildirmeleri halinde digital ortamda gönderebilirim. Selam ve saygılarımı sunarım. Dr. Mustafa Korçak, DPT Uzmanı- Denizcilik E. Müsteşarı



Yorumlar